2014 Kadın Emeği Dosyası (1)

08:53

 


Ölümde bile kadının adı yok!


Eylem Daş /JINHA


İSTANBUL - İşçi katliamlarıyla tarihe kara leke olarak geçen 2014'de güvencesiz ve esnek çalışma, emek sömürüsü ve kar hırsının kurbanı olan 144 kadın işçi yaşamını yitirdi. Kayıt dışı çalıştırıldıkları için yaşamını yitiren kadın işçilerin sayısının gerçekte bu rakamın çok daha üzerinde olduğuna dikkat çeken İSİG üyesi Neslihan Karatepe kadın ölümlerinin basına yansımadığını söyledi. Petrol İş Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Necla Akgökçe de, kadın emeği üzerindeki sömürünün kalkabilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini vurguladı.


AKP'nin iktidara gelmesi ile birlikte muhafazakârlıkla süslediği neoliberal politikalar, üretimi esnekleştirerek kadını da bu üretim biçiminin içine çekmeye çalışıyor. Kadının emeği güvencesizleştirme, taşeronlaştırma, ev eksenli çalışma ve esnek çalışma modelleri ile görünmez hale getiriliyor. Kar hırsı, emek sömürüsünün en üst düzeyde yaşanmasını beraberinde getirirken, emekçilerin yaşam hakkı da ellerinden alınıyor. 2014 yılında binin üzerinde emekçinin yaşamını yitirmesi bu gerçeği de gözler önüne seriyor. Ölümlerin en fazla yaşandığı alanlar ise madenler ve mevsimlik tarım alanı oldu. 2014 yılının iş sağlığı ve güvenliği açısından katliam yılı olduğunu söyleyen İSİG (İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi) üyesi Neslihan Karatepe, "Özellikle Soma'da 301 maden emekçisinin katledilmesi ardından Tuğrullarda, Şırnak'ta, Ermenek'te, Akşehir'de, Isparta'daki mevsim işçilerin ölümü hafızalarımıza bir katliam yılı olarak kazındı" dedi.


'Kadınların ölüm haberleri basına yansımıyor'


Mevsimlik tarım işçiliğinin sezonunun açıldığı Mart ayında ölümlerin arttığına dikkat çeken Neslihan, 2014'de Kasım ayına kadar bin 723 işçinin yaşamını yitirdiğini işçilerin 114'ünün kadın olduğunu söyledi. Kadın işçilerinin sayısının az görünmesinin nedeninin ise kayıt dışı çalışma olduğunu vurgulayan Neslihan, "Ölümlerin en çok maden ve inşaat sektöründe yaşanıyor. Bu yıl madenlerde 380 işçi hayatını kaybetti. Bu sektörler erkeklerin çalıştığı sektörler olduğu için kadın ölümleri de az" diye belirtti.


'71 kadın tarım işçiliğinde hayatını kaybetti'


Bu yıl 71 kadının tarım işçiliğinde, 10 kadının eğitim sektöründe, 9 kadının sağlık sektöründe, 8 kadının ise tekstil sektöründe hayatını kaybettiğini belirten Neslihan, kadınların yoğun olduğu sektörlerde ölümlerin de fazla olduğuna işaret etti.  Kadınların kayıt dışı ve güvencesiz çalıştığı için ölüm haberlerinin de basına yansımadığının altını çizen Neslihan, haberlerin bile çok farklı işlendiğini ve hiçbir bilgi verilmediğini kaydederek, "Fabrika'da bir kadın ölüyor ama basına bilmem kimin eşi şurada öldü diye veriliyor. Köyde tarım işçiliği yapan kadının cenaze namazı bile 'imamın eşi öldü' diye kılınıyor. Kadınların adı yok. Ya birinin kardeşi ya eşi ya da annesi oluyor. Ölümlerinin haber değeri bile yok. O yüzden bu sayı çok fazla olmasına rağmen kadınlar kayıt altında olmadığı için basına yansımıyor" sözlerine yer verdi. Neslihan, AKP'nin 13 yıllık iktidarında 14 bin 500 işçinin yaşamını yitirdiğine de dikkat çekti.


'Trafik kazası değil iş cinayeti'


Tarım işçiliğine ilişkin bilgi veren Neslihan, tarım işçilerinin gezici ve mevsimlik gezici işçiler olarak ikiye ayrıldığını ifade ederek, gezici olan işçilerin genellikle Kürdistan'dan giden işçiler olduğunun ve son zamanlarda Suriyeli mültecilerin de sayısının arttığının altını çizdi.  Mevsimlik gezici işçilerin ise genellikle Batı bölgesinden çalışmaya gidenler olduğunu kaydeden Neslihan, "Mevsimlik tarım işçileri Mart ayında başlayıp Kasım ayına kadar çalışıyor. Bu süreçte en çok cinayet trafik kazalarında yaşanıyor. Aslında bu iş cinayetidir trafik kazası değildir. Çünkü ulaşım, mevsimlik işçiliğin bir parçasıdır" ifadesine yer verdi.


'Ev içi üretim kadınlardan yükseliyor'


Mevsimlik tarım işçilerinin ancak ölümlerle gündeme geldiğine dikkat çeken Neslihan, "En son Isparta'da 17 işçi hayatını kaybetti. Bunlardan 15'i kadın işçiydi, 27 Kasım'da Akşehir'e gittik. Yaz döneminde, o bölgede yaşayan halkla beraber Kürt emekçileri ve Suriyeli emekçiler de yaşıyor. Genelde kadınlar çalışırken erkekler çalışmıyor. Ev içi üretim kadınlardan yükseliyor" dedi. Neslihan, bölgedeki kadınların mevsimlik tarım işçiliğine yönelme sebeplerini de anlatarak, "Kadınlar, bölgede bulunan fabrikalarda, asgari ücretin bile altında para verdikleri için çalışamadıklarını söylüyor. Evde başka çalışan olmadığı için asgari ücret yetersiz kalıyor. Bu yüzden tarımda çalışmanın hem ekonomik, hem de feodal sebeplerden kaynaklı olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.


'Kurumlar kadını merkeze alarak çözüm üretmeli'


Petrol İş Kadın Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Necla Akgökçe de, mevsimlik geçici ve gezici mevsimlik işçiliğinin 'kadın işi' olarak görüldüğünün altını çizdi. Necla, ancak kadını merkez alarak bu sorunlara cevap üretilebileceğini dile getirdi.  Kayıt dışılık içinde özellikle mevsimlik gezici ve mevsimlik geçici işlerdeki sorunlara ilişkin politikalar üretmenin zamanın geldiğini hatta geçtiğini vurgulayan Necla, bu konuya tüm sendikaların, konu ile ilgili çalışmalar yürüten derneklerin bakması gerektiğine işaret etti. Necla, "Tüm bu kurumların bir araya gelerek ortak bir çözüm üretmeleri ve bunu yaparken de kadını merkeze almaları gerekiyor" diye konuştu.


'3 çocuk önerisi ile geçici işçi alınmak isteniyor'


İktidarın, kadınlara 3 çocuk önerisi ile amaçladığı düşüncenin esasında ev işlerini kadınlara yükleyip geri kalan zamanda kadınları istihdam etmek olduğunu vurgulayan Necla, "Bu da şu anlama geliyor; özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi gündeme gelecek. Özel istihdam büroları için en uygun kadın iş gücü" dedi.


'1978'den beri aynı sorunlar yaşanıyor'


Necla, kadınların iş yaşamındaki sorunlarının geçmişten beri devam ettiğine ve bu sorunların hala çözülemediğine işaret ederek, "Güvencesiz işlerin ve bakım işlerinin kadınlara yüklenmesinin bir türlü çözülememesi 1978'de Türk-İş ile o zamanki adıyla Hür Sendikası'nın yaptığı kadın seminerlerinde bile var. Kreş açılması, kadınların üzerinden ev işinin alınmasını tartışmışlar" diye kaydetti. Kadın emeği üzerindeki sömürünün kalkabilmesi için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini belirten Necla,  2015 yılının emekçi kadınlar açısından daha iyi bir yıl olabilmesi için mücadele edilmesi ve ortak bir sesin çıkması gerektiğini vurguladı.


Yarın: İstanbul'da kapıcılık yapan Hamide Gedik'in emek sömürüsüne karşı direniş öyküsü.


(ed/gc/mg)