Rojava'da Kürt halkı kendi tarihini yazıyor (BÖLÜM 1)

08:58

 


Rakel Asîman- Şevîn Şervan/ JINHA


QAMIŞLO -  Rojava'da yeni alternatif eğitim sistemi oluşturuluyor. Rojava'da alternatif siyasal, toplumsal yaşam örgütlenirken yeni bir toplum bilincinin, yeni insan kişiliğinin geliştirilmesi de amaçlanıyor. Bu amaca hizmet amacıyla oluşturulan Mezopotamya Toplumsal Bilinç Akademisi'yle alternatif bir eğitim modeli ile bir örnek yaratılmaya çalışılıyor.


İlk eğitim devresini bitirmeye hazırlanan Mezopotamya Akademiya Zanistên Civakî (Mezopotamya Toplumsal Bilinç Akademisi) bir çok bakımdan ilkleri uyguluyor. Eğitim yönteminden, sınav sistemine ve öğrenci öğretmen ilişkilerine yeni bir ilişki formu yaratılıyor. Akademi yönetiminde, eğitmenler içinde kadının eşit temsiliyeti sağlandığı gibi öğrenciler içinde de azımsanmayacak kadar kadın var. Akademi yönetim kurulu üyelerinden Hasan Adnan akademinin kuruluş amacını anlattı. Yeni toplum modeli için yaklaşık dört yıl önce çalışmalara başladıklarını belirten Hasan, "Yaşamın tüm alanlarında inşa çalışması yürütülüyor. Toplumun yeniden kendisini yaratması, biçiminde yürütülüyor. Bu inşaa çalışması devam ederken toplumda bir boşluk olduğunu gördük. Temel amacımız bilimsel anlamda yaşanan boşlukları doldurabilmek" diye belirtti.


'Gerçek tarihi açığa çıkartacak bilimi esas alacağız'


Hasan, ezilenlerin gerçek tarihini açığa çıkartacak bilimi esas almak istediklerini ifade etti. Baas rejiminin ve Ortadoğu'daki bütün mevcut statükocu sistemlerin bilimsel çalışmalarda, akademi alanında ciddi boşluklar yarattığını söyleyen Hasan, "Bu anlamda toplumsal yeniden inşaanın, geleceği örmenin en temel yönünün bilimsel araştırmalar, çalışmalar temelinde oluşturulabileceğine inanıyoruz. Mevcut statükocu, gericiliğe rağmen atılan bu mütevazi adım, sadece Rojava halkları açısından değil, Ortadoğu toplumu için de yol gösteren ışık rolü üstlendiği görülüyor. Bilimsel bir eğitim niteliğini hak edecek yöntemler, biçimler üzerine yoğunlaşıldığı, eskinin yerine yeniyi, alternatif olanı koyma çabası içinde olunduğu rahatlıkla görülüyor" dedi.


'Düşünmeye sevk eden bir eğitim yöntemi izleniyor'


Eğitim modelinde, bildik bütün yöntemlerin karşısında alternatif bir sistem inşa edildiğine dikkat çeken Hasan, "Bu temelde, ezberci eğitim yöntemleri yerine bilimsel araştırmaya dayanan, sorgulatan, düşünmeye sevk eden bir eğitim yöntemi izleniyor.  Baskıcı eğitim yerine aktif katılımcı, eşitlikçi, erkek egemen feodal, gerici cinsiyetçi eğitim modeli yerine, cins eşitliğine dayalı, kadının gücünü, toplumdaki değiştirici rolünü açığa çıkartacak bir model üzerine inşa ediliyor" diye kaydetti.


'Bilgelik geleneği zenginliğimizdir'


Ortadoğu'daki bilgelik geleneğine dayanacaklarını belirten Hasan, işlerinin zor olduğunu ama umutlu olduklarını da belirtti. "Kısıtlı imkanlar var. Fakat şuna inanıyoruz ki, Ortadoğu'da çok güçlü bilgelik geleneği var. Bunu açığa çıkartmak istiyoruz. Bu temelde özelde Rojava genelde Suriye ve Ortadoğu toplumunu aydınlatmayı bu ihtiyaçları karşılamayı hedefleyen bir çalışma. Uzun vadeli bir çaba gerektirdiğini biliyoruz. Bu temelde bir çalışma başlattık. Akademideki bugüne kadar sürecimiz hazırlık aşamasıydı esasen. Aktif eğitim çalışmasına başlayalı henüz dört ay oldu. İlk çalışmalarımıza deneyimler olarak bakıyoruz. Bundan sonraki çalışmalarımızı bu deneyimler üzerine oturtmayı düşünüyoruz" dedi.


'Ezberletmeyi değil özneleştirmeyi hedefliyoruz'


Akademi eğitmenlerinden Medya Doz ise, eğitim yöntemlerini tanımlayarak, "Mevcut eğitim sisteminde 'ezberler kurtulurum' mantığı var. Ezberletmeyi değil, eğitim sisteminde özneleştirmeyi hedefliyoruz. Ezber mantığına alternatif olarak hissetmeyi, benimsetmeyi, kendisini işin öznesi haline getirmeyi hedefliyoruz. Statükocu sistem insana kısa zamanda para kazanma yöntemini, zengin olma hayalini kurmayı benimsetir. Biz ise halkın değerlerine, yaşamda özne olmasına, yaşamın üretilmesi sürecine dahil etmeyi hedefliyoruz" diye kaydetti.


 'Kürt halkı kendi tarihini kendisi yazacak'


Neden sosyoloji ve tarih konularını özel olarak tercih ettiklerini değerlendiren Medya, şunları belirtti: "Hem sosyolojik, hem tarihsel olarak tanımlanmayan bir halkız. Öncelikle kendimizi sosyolojik ve tarihsel olarak tanımlamaya ihtiyacımız var. Ezilen halkların tarihi, egemenler tarafından yazılıyor. Biz Kürt halkı ise kendi tarihimizi kendimiz yazmaya karar verdik. Özgür olmayan bir halk yada özgürlüğü kısıtlanan halkların tarihi, egemenlerin ellerinde. Biz ise bize yazılan tarihi asla kabul etmedik. Tarihle başlamamızın nedeni bu. Sosyolojik olarak varlığı tartışmalı bir halk. Bizde bu hakikati açığa çıkarmak için konuyu tercih ettik. Varlığını ispat etmek, var olduğunu bilmek anlatmak için çok bedeller ödedik.  Bu sadece PKK tarihi ile başlamadı. Varlığını kabul ettirme sosyolojik bir mücadeledir aynı zamanda. Sosyolojinin temel ilkelerinden biri var olduğunu bilmek, bildirmektir. Var olduğunu anlatmaya ihtiyaç duyar kişi ve toplumlar. Biz tarihsel, bilimsel, toplumsal, dinsel, dilsel, mitolojik olarak da var olduğumuzu biliyoruz."


'Jineoloji tüm bilimler arasında birleştirici olacaktır'


Kürt özgürlük hareketinin özelde Kürt kadınlarının sosyal bilimler üzerinde yoğunlaştığını kaydeden Medya, son olarak şu ifadelerde bulundu: Sosyal bilimler Kürt özgürlük hareketi özelde kadın hareketi olarak yoğunlaştığımız, bir konudur. Sosyal bilimler kendini nasıl inşaa edecek. Bunu tartışıyoruz. Sosyal bilimler var. Bunu inkar etmiyoruz. Onların yetmezlikleri var sorunlara çözümler geliştirmedi. Onların yetmezliklerini görüyoruz. Bilimin kendi içinde yetmezlikleri var. Pozitivizm bilimde yaşanan temel bir sorundur. Bilimin kendi içinde inşa ettiği yöntemler, bilimi, toplumu yorumlayış biçimi, farklı. Coğrafya bilim içinde en alttadır. Toplum mühendisliğini eleştiriyoruz toplumun dışında bir mühendislik değil fikrimiz. 20. yüzyıl devrimciliğini sosyal bilim devrimciliği olarak düşünüyoruz. Bu nedenle jineoloji tüm bilimler arasında birleştirici olacaktır. PKK Önderi Öcalan jineolojiyi tüm bilimlerin kraliçesi olarak tanımlıyor."


'Yeni bir toplum yaratmaya çalışıyoruz'


Mevcut eğitim sistemlerinde var olan sınav sistemine karşı olduklarını belirten Jineoloji eğitmeni Dorşin Akif te, "Yeni bir toplum, yaşam yaratmaya çalışıyoruz. Yılların yarattığı bir kölelik uygulamaları zihniyeti var. Yeni bir toplum yaşam arayışında nasıl yaratırız soruları bizi yönlendiriyor. Bu nedenle sınav sistemine de karşıyım. İlk modelimizde sınavları şu biçimde uyguladık; Bilgiyi test eden, ölçen değil, anlam, yorum ve tahlil gücünü ortaya çıkarmaya dönük ele aldık. Sınavların sonuçlara dönük bir etkisi yok. Yani dönem geçmeye dönük bir uygulama anlamı taşımıyor. Örneğin ben dersimde sınav sorularını eğitim alan arkadaşlara verdim. Jineolojiyi nasıl anlıyorlar, kadına nasıl bir rol biçiyorlar bunu tariflemelerini isterken, yazma yeteneklerinin de gelişimine hizmet etmesini gözeterek yönetimin belirlediği sınav sistemini uyguladım" dedi.


(ra-şş/mg)