'GREVIO için Hükümet yanlısı STK'lar seçildi'
13:59
JINHA
İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın GREVIO komitisine bağımsız kadın örgütlerini değil, KADEM, AKDER VE KASAD-D'yi seçtiğini belirterek, bu STK'ların Hükümete yakın STK'lar olduğunu belirtti. Bağımsız STK'ların engellenmesinin şeffaflık ve eşit katılım ilkelerinin ihlal edildiğini belirten platform, konunun başta Avrupa Konseyi olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşıyacaklarını açıkladı.
Kadın ve LGBTİ örgütlerinin İstanbul Sözleşmesi'nin izlemesi için kurulacak GREVIO adaylarını belirlemek için oluşturduğu İstanbul Sözleşmesi Türkiye İzleme Platformu, kendilerinin toplantıya son anda alındığı ancak oy hakkı verilmediği Aile ve Sosyal Politikalan Bakanlığı'nın aday belirleme toplantısına ilişkin açıklama yaptı. 77 bağımsız ve LGBTİ örgütünün yer aldığı platform açıklamasında, Bakanlığın Türkiye adaylarını belirleyecek olan 9 kişilik komitenin 3 STK üyesinin KADEM, AKDER ve KASAD-D olduğuna karar verildiği belirtildi.
'Bağımsız STK'lar etkisizleştirilmeye çalışıldı'
Açıklamada, platform tarafından Bakanlığa süreci ilişkin çok sayıda yazılı başvuru yapıldığı ancak Bakanlıktan yanıt verilmediği belirtilerek şunlar kaydedildi: "Bakanlık yalnızca web sitesinde yayınladığı 'GREVIO adaylarının belirlenmesi' başlıklı bir metinle sivil toplumdan 15 Aralık'a kadar görüş istedi. Ancak görüş bildirmek için belirlediği son tarihten iki gün sonra GREVIO adaylarının seçimi ile ilgili tepeden inme şekilde belirlediği yöntemi duyurdu. Bakanlığın meşru bir gerekçesi olmaksızın dayattığı bu yöntem TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu'ndan, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu'ndan, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nden, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan, Dışişleri Bakanlığı'ndan ve Adalet Bakanlığı'ndan birer temsilci (toplam 6 temsilci) ve üç sivil toplum kuruluşundan birer temsilciden oluşacak (toplam 3 temsilci) dokuz kişilik bir kurulu içermektedir ve daha en başından, bağımsız STK'ları kamu karşısında etkisiz bir azınlığa dönüştürme amacı taşımaktadır."
'Platform tüm engellemelere karşı toplantıya katıldı'
Platformun yönteme dair eleştirilerini, görüş ve önerilerini 19 Aralık'ta Bakanlığa yazılı olarak bildirdiği ancak bu metinlerin Bakanlık tarafından dikkate alınmadığı kaydedilen açıklamada, "Bakanlığın 22 Aralık tarihinde GREVIO süreci ile ilgili bir toplantı düzenleneceği bazı Platform üyelerine sadece bir buçuk gün önce bildirildi. Bu kez de, toplantıya katılacak örgütlerin örgüt başkanı tarafından imzalanmış kaşeli yetki belgelerini, vergi ve kütük numaralarını iletmeleri, yetki belgelerin ıslak imzalı aslını ve nüfus cüzdanlarını da yanlarında getirmeleri gibi pek çok bürokratik engel çıkartıldı. Platform üyeleri toplantıya katılacak temsilcilerinin adlarını bildirmelerine rağmen toplantı katılımları Bakanlık tarafından çeşitli bahanelerle engellenmeye çalışıldı. Tüm bunlara karşın Platform üyesi olan örgütlerden İstanbul, Ankara, Muş, Antalya, Adana, Adıyaman, Mersin, Bursa, Edirne, Antep olmak üzere 10 ilden 33 örgüt toplantıya katılmak üzere Ankara'ya geldi. Bürokratik dayatmalara karşı çıkan Platform üyeleri konunun asıl muhatabının kendileri olduğunu söyleyerek toplantıya katılmayı başardı" denildi.
Açıklamada devamla şunlar kaydedildi: "Platform üyeleri, apar topar düzenlenen bu toplantıda da, Bakanlıkça dayatılan yöntemin Sözleşmedeki sivil toplum katılımı ile ilgili yükümlülükleri ihlal ettiğini, antidemokratik olduğunu, yıllardır şiddet alanında çalışan örgütlerin bu konunun ana muhatabı olduğunu, toplantıda seçim yapılmaması gerektiğini, yapılsa da meşru olmadığını, şeffaf ve katılımcı yeni bir yöntem belirlenmesi gerektiğini dile getirmesine rağmen bu eleştiriler dikkate alınmadı. Israrlı şekilde seçim dayatması yapıldı, oy kullanmak için kaşe, tüzel kişilik gerektiren belgeler istendi, sivil toplum olarak sadece derneklerin ve vakıfların kabul edileceği Bakanlık yetkililerince dile getirildi. Bunun üzerine tüm Platform üyeleri toplantıyı terk etti.
'Hükümet yanlısı STK'lar seçildi'
Platform üyeleri toplantıyı terk ettikten sonra, kalan yaklaşık 25 kişilik grupla gerçekleştirilen kurmaca seçim ile Hükümet eliyle kurdurulmuş olan Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Kadın Sağlıkçılar Dayanışma Derneği'nin (KASAD) yanı sıra Ayrımcılığa Karşı Kadın Derneği'nin (AKDER) "seçildiği" öğrenildi. 9 üyesinden 6'sının kamu temsilcisi olduğu böyle bir kurul kabul edilmeyeceği gibi kurula "seçilmiş" olan dernekler açısından da hükümetin tercihini önceden yaptığı açıktır. Bu süreç meşru değildir. Kadına yönelik şiddetle ilgili uluslararası bir sözleşmenin izlenmesinin kamunun ağırlıklı olduğu böyle bir kurula havale edilmesi kabul edilemez.
'Sözleşme şeffaf olmayan şekilde işletiliyor'
22 Aralık'taki toplantının bu kurulda yer alacak üç sivil toplum kuruluşunun belirlenmesi amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir. Oysa ki, Hükümet'e yakınlığı ile bilinen bazı STK'lardan oluşan Türkiye Aile Platformu'nun (TÜRAP), daha görüş alma süreci bitmemişken, sosyal medyada paylaştığı ve Bakanlığın dayattığı "kamu ağırlıklı bir kurul ile aday belirleme" yöntemini ve kurulun yapısını ifşa ettiği toplantıya çağrı metinleri, sürecin kimlerle organize edildiğinin ve sivil toplumdan görüş alma sürecinin göstermelik olduğunun kanıtıdır. TÜRAP'ın kadına yönelik şiddet konusuyla ilgili bilgi ve deneyim sahibi olmayan, konuyla alakasız İstanbul Fatihleri İzciler Kulübü Derneği ve HAPKİDO Federasyonu gibi çok sayıda üyesi olan bir platform olduğu göz önüne alındığında, görüş isteme sürecinin Sözleşme'nin amaç ve içeriğine aykırı ve şeffaf olmayan bir şekilde işletildiği ortadadır.
'Yeni ihlallerler karşı karşıya kalacağımızın kanıtı'
Bakanlığın ortak hareket ettiği bu "STK"lar; Sözleşme'nin, kadına yönelik şiddet ile ilgili olarak alınacak önlemlerle "aile yapısına"; LGBTİ bireyler için getirilen ayrımcılık yasağının "toplum yapısına" zarar vermesini önlemek (!) üzere "seferberlik" ilan etmiş gruplardır. Bakanlık bünyesinde oluşturulan bu yeni "kurul" ise, İstanbul Sözleşmesi sürecinden, kadın ve LGBTİ örgütleri dışlayarak, bizzat sözleşmenin içeriğini çarpıtma ve uygulanmasını engellemek üzere oluşturulmuş bir kuruldur.
Türkiye'nin daha şimdiden Sözleşme'yi ihlal etmesi, ilerleyen süreçte de Sözleşme'nin uygulanmasında yeni ihlallerle karşı karşıya kalacağımızın kanıtıdır. İstanbul Sözleşmesi kadınların kazanımıdır ve mevcut hükümetin keyfi kararlarıyla uygulanamaz. Sözleşme'nin amaç ve içeriğine aykırı davranılmasına izin vermeyecek, Sözleşme'nin ana muhatapları olarak uygulanması için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bağımsız kadın ve LGBTİ örgütlerinin sürece katılımının engellenmesi sadece İstanbul Sözleşmesi'nin değil, Avrupa Konseyi'nin Sivil Toplumun Karar Verme Süreçlerine Katılımıyla İlgili İyi Uygulama İlkeleri'nde de şart koşulan şeffaflık ve eşit katılım ilkelerinin ihlal edildiğini başta Avrupa Konseyi olmak üzere tüm ulusal ve uluslararası mekanizmalara taşıyacağımızı duyururuz."
(gc)

