Roboski: 'Kusursuz' katliam yok hükmünde adalet (DOSYA 1)

09:13

 


Roboski'de adalet nöbeti 3 yıldır devam ediyor


Perihan Kaya-Beritan Elyakut/ JINHA


ŞIRNEX - Roboski'de 17'si çocuk 34 sivilin Türk savaş uçaklarının bombardımanıyla katledilmesinin üzerinden 3 yıl geçti. Adeta öldürülenlerin suçlu ilan edildiği Roboski'ye adalet ve vicdan hiç uğramadı. Ana akım medya gizlemek için çok çaba harcadı. Dönemin Başbakanı önce konuyu saptırmak için "Her kürtaj bir Uludere'dir" diyerek kadınları hedef aldı, ardından ise katliamı yaptığı için Genelkurmay'a teşekkür etti. Adalet için başvurulan bütün mekanizmalar "Bir operasyon kazası, askerimizin hiçbir kusurumuz yok" diyerek hukukun Roboski'de işlemediğini gözler önüne sererek "Takipsizlik" verdi. Ama yaşamını yitirenlerin yakınları, Kürtler ve vicdanı olan kamuoyunda Roboski hala kanayan bir yara ve "Unutursak kalbimiz kurusun" diyen bir ant bıraktı.


Şırnak'ın Uludere (Qilaban) ilçesine bağlı Roboski (Ortasu) köyünde 28 Aralık 2011 tarihinde saat 21.20 sularında karakolun bilgisi dahilinde Federal Kürdistan Bölgesi'ne geçerek sigara ve mazot getiren çoğu çocuk 34 sivil Kürt yurttaş, dönüş yolundayken Diyarbakır'dan kalkan F-16 Türk savaş uçakları tarafından bombalandı. Katliamdan sağ kurtulan Servet Encü yaralı halde köye gelerek, yaşananları anlattı. Katliam saat 01.52'de Dicle Haber Ajansı'nın (DİHA) tarafından "Savaş uçakları köylüleri vurdu: 20'ye yakın ölü" başlığı ile dünyaya duyuruldu. Haberde yaklaşık 50 köylünün grup içerisinde olduğu ve ölü sayısının artabileceği ifade ediliyordu. Servet Encü yaşananları, "Geri döndüğümüz sırada jetler bizi bombardımana tuttu. Bombardıman sırasında acı bir koku etrafı sardı. Birden insanlar yanarak can verdi. 5-6 kişi bombardımandan kaçarak kayalıkların arasına saklandı. Uçaklar orayı da bombaladı. Hepsi kayalıkların altında can verdi" diye anlattı. Hiçbir yetkilinin gitmediği katliam yerine giden köylüler, kendi çabaları ile çocuklarının parçalanmış cesetlerini toplamaya çalıştı. Yaklaşık 50 köylü sabah saat 05.30 sularında katliamda yaşamını yitiren 28 kişinin cenazesine ulaştı. Dakikalar ilerledikçe katliamla ilgili detaylar da netleşmeye başlamıştı. Roboskili'de Türk savaş uçaklarının hedef alarak bombalamasıyla 17'si çocuk 34 sivil yurttaş katledilmişti.


'Türk basını saatlerce haber geçmedi'


Bir katliamın kamuoyunda gizleme telaşı olarak ta tarihe geçen Roboski'de yaşananlar saat saat şöyle gelişti. 07.00 sıralarında köylüler katliamda yaşamını yitiren 34 kişinin cenazelerine ulaşmıştı. Cenazeleri yolun hemen kenarında yan yana dizen köylülerin görüntüleri Kürt basını tarafından dünyaya yayılırken, Türk basınında tek bir haber bile geçmedi. Her bir katırın sırtına battaniyelere sarılmış 2 cenazenin yüklendiği parçalanmış bedenlerin sıraya dizildiği görüntüler belleklere kazındı. Kimisinin parçalanmış uzuvları katırların sırtlarındaki çuvaldan yapma heybelere konulmuştu; ancak buna rağmen en ufak bir gelişmeyi bile "Son Dakika" diye duyuran haber televizyonları ve haber ajansları sessizliğini sürdürdü. Yaşamını yitirenlerin cesetleri köy meydanına dizildiğinde ana akım medya hala hükümet ve Genelkurmay'da haber yapmak için talimat bekliyordu. 29 Aralık'ta saat 11.00'den sonra sadece Genelkurmay'ın açıklamalarına itibar edilen "iddia" düzeyinde haberler verilmeye başlandı.


'Dışarıda da mı gazeteci yok!'


CNN Türk televizyonunun programına konuk olan gazeteci Can Dündar, "Gece saat 11.00'de olduğunu öğreniyoruz. Şu an saat 12.00. 12 saatten fazla olmuş. 30 kişi öldüyse, ülkenin İçişleri Bakanı'nın şu ana kadar açıklama yapmış olması gerekiyor. Yabancı ajanslar geçiyor. Katırlarla mazot taşıyan köylülerin bombalandığı söyleniyor. Ölenlerin çoğu genç. Şu ana kadar 12 saattir televizyonlarda olayın haber olmaması da beni korkutuyor. Tamam resmi açıklama beklenebilir; ama internette bu kadar şey yazılırken, Vali'nin resmi açıklaması varken, ölenlerin fotoğrafları görüntüleri varken, olayın olduğunu nereye kadar gizleyebiliriz ki. Adalet Bakanı 'içeride gazeteci yok' diyor da dışarıda da mı yok gazeteci? Var, haber yapıyorlar ama biz duymuyoruz" sözleri ile ana akım medyayı sert bir şekilde eleştirdi.


'Türkiye ve bölge illeri ayaklandı'


Katliamın duyulması ve BDP'nin çağrısından hemen sonra Türkiye ve bölgenin bütün il ve ilçelerinde ve Avrupa'nın birçok merkezinde Kürtler, sivil toplum örgütleri, meslek odaları ve sol siyasal partiler sokaklara çıkarak katliamı kınadı. Türkiye'deki cezaevlerinde kalan PKK'li ve PAJK'lı tutuklular adına açıklama yapan Deniz Kaya da katliamı kınayarak, 1 Aralık'tan itibaren başlattıkları dönüşümlü süresiz açlık grevini dönüşümsüz süresiz açlık grevine dönüştürdüklerini duyurdu.


'Her kürtaj bir Uludere'dir' açıklaması


Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bu ana kadar da benim edindiğim bilgiler bu tür kaçakçılıkları 3-5 kişilik, bilemedin 10 kişilik gruplar yapar. Katırlar fazla olur. Burada 40 kişilik bir grubun olması Gediktepe ve Hantepede'ki alınan talihsiz neticelerde de silahlar bu tür hayvanlarla taşınmıştı bunu akıllara getiriyor. O zaman 'Niçin müdahale edilmedi' diye herkes bunu eleştirmişti" dedi. Tayyip Erdoğan, AKP Kadın Kolları Kongresi'nde "Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere sesleniyorum. Yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Uludere diyorsunuz, her kürtaj bir Uludere'dir" dedi.


Başbakan Genelkurmay'a teşekkür etti


Katliamdan 12 saat sonra ise TSK, şu açıklamayı yaptı: "Bölgenin teröristler tarafından sıkça kullanılan bir yer olması ve geceleyin hududumuza doğru bir hareketin tespit edilmesi üzerine hava kuvvetleri uçakları ile ateş altına alınması gerektiği değerlendirilmiş ve saat 21.37-22.24 arasında hedef ateş altına alınmıştır." AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik de, "Uludere bir operasyon kazasıdır" derken, Tayyip Erdoğan, "Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum" dedi.


İnsan hakları örgütleri 'katliam' dedi


İHD ve MAZLUMDER ortak bir heyet oluşturarak bölgede incelemede bulundu. İnsan hakları heyeti araştırma yaparak, yargısız infaz ve katliam olduğunu teyid etti. Katliamı araştırmak üzere TBMM'de Uludere Alt Komisyonu kuruldu. BDP katliamı Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taşıdı. Başvuruda Türkiye'de etkin bir soruşturma yürütülmeyeceği şüphesi vurgulanarak, sorumluların ancak uluslararası yargılama mekanizmaları sayesinde açığa çıkarılacağı belirtti. 


Dosyaya takipsizlik kararı verildi


TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu konuyla ilgili hazırladığı raporda kasıt olmadığı belirtilirken, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma hakkında Haziran 2013'te görevsizlik kararı verdi ve dosyayı Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı'na gönderdi. Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı 7 Ocak 2013 tarihli gerekçeli kararında, "Gerek şüphelilerin gerekse olayda görev yapan diğer TSK personelinin, TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdikleri, görev gereklerini yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri, dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığının anlaşıldığı" denilerek takipsizlik kararı verildi. Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından verilen takipsizlik kararının kesinleşmesiyle birlikte davanın avukatları, iç hukuk yollarının son durağı olan Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulundu.


Roboskililer tehdit edildi


Katliama yönelik tepkiler tüm bölge, Türkiye ve Avrupa ülkelerinde devam ederken, katliamın hesabını sormak için geri adım atmayan Roboskililer, üzerindeki baskılar da artmaya başladı. Katliamın birinci yıldönümünde askeri yetkililer, 28 Aralık'ta yapılacak etkinlikleri boşa çıkarmak için köyün önde gelen bazı kişileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi. Şırnak Tümen ve Gülyazı Tugay Komutanlığı'nda iki toplantı gerçekleştirildiğini söyleyen köylüler, askeri yetkililerin özellikle köy muhtarı ve korucu başlarını çağırdığını ve 28 Aralık'ta ne olacağı, nasıl önlem alınabileceğine ilişkin tartışmaları yürütüldüğünü vurguladı.


Katliamdan kurtulanlara soruşturma açıldı


Katliama ilişkin hükümet yetkilileri, hiçbir şekilde özür dilemezken, katliamdan sağ kurtulanlara da "neden ölmediniz" dercesine soruşturmalar açıldı. 16 Ocak 2012'de, bombardımandan sağ kurtulan Davut, Servet ve Hacı Encü, Gülyazı Alay Komutanlığı'nda "pasaport kanununa muhalefet", "sınırı yasadışı yollarla ihlal etme" ve "ülkeye sınırdan kaçak mal sokma" iddialarıyla ifade verdi. Servet Encü, katliamın birinci yıldönümü münasebetiyle katliama ilişkin verdiği röportajda, olay gecesi olanları tüm çıplaklığıyla anlattı. Servet Encü'nün verdiği röportajdan yola çıkan Gülyazı Jandarma Karakol Komutanlığı, "Pasaport kanununa muhalefet etmek" suçundan Servet Encü'ye 2 bin TL idari yaptırım cezası verdi.


Ailelere para cezası kesildi


Bombalanarak katledilen 34 yurttaşın ailelerine sınır ihlali yaptıkları gerekçesiyle para cezası kesildi. Yakınlarını anmak için katliamın 500'üncü gününde sınıra yürüyerek karanfil bırakan ailelere Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından 3 bin TL para cezası istendi. Haklarında soruşturma açılan aileler, Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı tarafından ifadeye çağrıldı. Veli Encü, çocuklarını anmak için vuruldukları yere Karanfil Yürüyüşü düzenleyen aileler hakkında soruşturma açıldığını söyledi. 34 ailenin hepsine soruşturma açıldığını dile getiren Veli Encü, "11 yaşında olan kız kardeşim Züleyha Encü ile orada bulunmayan Cemal Encü'nün ablası Cahide Encü de ifadeye çağırıldı. Durum öyle bir noktaya vardırıldı ki, olay günü burada bulunmayan amcamın kızına bile soruşturma açıldı" dedi.


'Roboski İçin Adalet Yeryüzü İçin Barış Derneği' kuruldu


Roboski katliamından sonra aileler her Perşembe faillerin yargılanması için mezarlıkta  "Adalet Yükün Temelidir" "Katır Sırtında Taşınan Cansız Bedenler Unutulmadı" pankartıyla bir araya gelip faillerin yargılanmasını talep etti. 34 kişinin hayatını kaybetmesinin üzerinden 2 yıl geçtikten sonra olayın faillerinin bulunmaması nedeniyle bombardımanda hayatını kaybetmiş kişilerin aileleri, köylüler ve barış aktivistleri tarafından "Roboski İçin Adalet, Yeryüzü İçin Barış Derneği" kuruldu. Roboskili aileler şimdi dernek bünyesinde daha örgütlü bir şekilde adalet için mücadele vermeye devam ediyorlar.


Halil Savda Roboski'den Ankara'ya yürüdü


Vicdani retçi Halil Savda, çatışmasız ve savaşsız bir dünya talebiyle 1 Eylül 2012'de, Dünya Barış Günü'nde Roboski'den Ankara'ya barış yürüyüş başlattı. Halil, 40 günde bin 300 kilometre yol yürüdü. Katliamın yıldönümüne iki hafta kala Barış aktivistleri İbrahim Yaylalı'nın ''34 cana karşın 34 vicdani retçi arıyoruz" şiarı ile başlattıkları arayışa Roboski'den ve Amed Vicdani Ret İnisiyatifi'nden cevap geldi. Roboski vicdani ret ortak metnini 38 kişi imzalayarak vicdani retlerini açıkladılar. Amed Vicdani Ret İnisiyatifi ortak metnini ise 7 kişi imzalayarak vicdani retlerini açıkladı.


Roboski'ye adalet nöbeti


27 Haziran'da DTK öncülüğünde sivil toplum örgütleri Roboski köyünde "Roboski'ye Adalet Nöbeti" başlattı. Diyarbakır, Siirt, Mardin, Batman, Hakkari ve Şırnak gibi il ve ilçelerinden gelen yüzlerce kişiyi, Roboskililer köy meydanında "Erdoğan'ın 33 kurşunu, 38 Dersim, Zilan, Ağrı, bugün Qilaban, katil Erdoğan", "Katiller hesap versin", "Acımız devam ediyor" pankartları ile yaşamını yitiren 34 yurttaşın fotoğrafları ile karşıladı.


Çocukları katledilen anneler askerleri kurtardı


21 Ağustos'ta Roboskililer günlerce konuşulacak insani bir hayat kurtarma operasyonuna katıldı. Gülyazı Köyü Karakolu'ndan sivil bir minibüsle Uludere'ye giden ve askerleri taşıyan aracın şarampole yuvarlanması üzerine hemen olay yerine giden Roboskililer, hurdaya dönen aracın içindeki askerleri can havliyle çıkarmaya çalıştı. Roboski'de TSK savaş uçakları tarafından yakınları katledilen yurttaşlar, kazaya ilk müdahaleyi yaparken, yaralı askerleri hastaneye taşıdıkları görüntüleri bütün televizyonlarda yayınlandı. Katliamda evlatlarını yitiren annelerin askerler için verdiği uğraş ise günlerce konuşuldu.


Miran Encü yaşamını yitirdi


Roboski Katliamı'nın ikinci yıldönümünde düzenlenen anmada kalp krizi geçiren Miran Encü hastanede yaşamını yitirdi. 41 yaşındaki Miran Encü Roboski Katliamı'nda ölen Encü ailesi mensuplarının akrabasıydı.


Yarın: Katliamda yakınlarını kaybeden kadınlar: Bizler asla bu acıyı unutmadık


(gc/mg)