Roboski: 'Kusursuz' katliam yok hükmünde adalet (DOSYA 2)
08:43
'Her yıl dönümünde çocuklarımızı yeniden defnediyoruz'
Beritan Elyakut-Perihan Kaya/JINHA
ŞIRNEX - Roboski'de 17'si çocuk 34 yurttaşın Türk savaş uçaklarının bombardımanıyla katledilmesinin üzerinden 3 yıl geçti. Adeta öldürülenlerin suçlu ilan edildiği Roboski'ye adalet ve vicdan hiç uğramadı. Roboskililer bir yandan adalet arayışını devam ettirirken, katliamın acısını da ilk günki gibi hissediyor. Düğünlerin yapılmadığı Roboski'de kadınlar "Asla bu acıyı unutmadık. Bizim köyde düğünler yapılmaz oldu. Bayramlar mezarlıkta karşılanmaya başlandı" diyor. Gelecek hayallerini kurdukları çocuklarını katledenlerin yargılanmasını isteyen anneler, "Her yıldönümünde çocuklarımızı yeniden defnediyoruz. Hala sorumlular yargılanmadı. Elimiz Türk devletinin yakasında olacak" diyor.
Ailelerinin geçimini sağlamak için daha 12-13 yaşında çalışmak zorunda kalan, kardeşlerine ayakkabı almak, kendi okul harçlığını çıkarmak, babasına yardım etmek için katır sırtında sınır ticareti yapan 17'si çocuk 34 yurttaşın katledildiği Roboski'ye adalet hala gelmedi. Yeni yıla günler kala Türk savaş uçaklarının bombardımanı altında bedenleri paramparça olan 34 yurttaşın acısı Roboski köyünde taptaze. "Oğlumu tek parça gönderdim, bir torbada geri geldi" diyen annler, her Perşembe mezarlığa giderek, çocuklarını anımsıyor, asla gerçekleşmeyecek hayallerini hatırlıyor. Kadınlar katliamdan bu yana siyah giyerken, köyde düğün yapılmıyor, bayram kutlanmıyor. Ömürleri 13'ünde 18'inde kalan çocukların anneleri, katledilenlerin eşleri yaşadıklarını anlattı.
'Oğlumun parçalarını bile göremedim'
13 yaşındaki Bedran Encü'nün annesi Sabriye Encü: Oğlum babasına yardım etmek için kaçakçılık yapıyordu. Bedran okuldan döndüğü gibi katırını hazırlayıp yola çıktı. Oğlumun parçalarını bile göremedim. Katırlar üzerinde parçalanmış cesetler bize geldi. Oysa oğlum okula gidecekti ertesi gün. Onun hazırlığı için o işi yapıyordu. Bedran eve ve kardeşlerine yardımcı oluyordu. Ev okul srasında bir yaşamı vardı. Onu görünce mutlu oluyordum. Oğlum varken keyifliydik. Şimdi okul arkadaşlarının resimlerini görüyorum. Benim için bayram kalmadı ve yaşamımız alt üst oldu. İki bidon mazot için çocuklarımız katledildi. Bu güne kadar Erdoğan ve onun devleti faillerin yargılanmasına dönük bir şey açığa çıkartmadı. Bize tazminat vermek istediler. Biz tazminatı ne yapacağız? Benim oğlum gittikten sonra parayı ne yapacağım. Ben oğlumun elbiselerini saklıyorum. O daha 13 yaşında bir çocuktu. Ben oğlumun faillerin açığa çıkmasını istiyorum. Kim bu katliamı yaptı bunların açığa çıkması gerekiyor. Halen oğlumun kullandığı telefonu, giydiği elbiseleri saklıyorum. Kullandığı tespihi nefes almak için saklıyorum.
'Ondan sonra iyileşemedim'
Bedran'ın kardeşi Seyhan Encu: O'nun katledilmesine dayanamadım. Ondan sonra hasta oldum. Okulu bıraktım. O varken birlikte kahvaltı yapıp okula gidiyorduk. Şimdi hastalandım ve ağabeyimden sonra okuldan nefret ettim. O bizim evin neşesiydi. Babam mayın patlaması sonucu bir ayağını ve sağ elinin 5 parmağını kaybetti bu yüzden çalışamıyor. Bedran babama yardımcı olmak ve okul harçlığımızı çıkartmak için bu işi yapıyordu. Okula gidecek ayakabılarımız bile yoktu. Ağabeyim hem babama hem de bizlere bakmak için kaçakçılık yapıyordu. Babam çalışabilseydi böyle olmayacaktı.
'Ömrü 22'sinde kaldı'
22 yaşındaki Selam Encü'nun annesi Semire Encü: Bizim tek suçumuz Kürt olmak ve Kürtçe konuşmak. Her gün acımız biraz daha büyüyor. Roboski katliamının adaleti olmadı. Ben oğlumu fakirlik ve yoksulluk içinde büyüttüm. Ben oğlumun düğününü yapmak isterdim. Onun hayalleri vardı. Ömrü 22'sinde kaldı. AKP hükümeti ve Türk devleti bizim hayallerimizi yıktı. Bizim artık bir keyfimiz kalmadı. Köyde düğün, bayram kutlaması yapılmıyor, bayramları mezarlıklarda geçiriyoruz. Yargılama olmadan rahat etmeyeceğiz.
17 yaşındakiÖzcan Uysal'ın annesi Türkan Uysal: Oğlum üç gün sonra 18 yaşına girecekti. Yılbaşı akşamı oğlumun doğum günüdür. 50 lira için bize bu acıyı yaşattılar. Oğlum sağlam gitti Irak'a ama bir torba içinde bana geldi. Bu devletin ne hakkı vardı da bizim çocuklarımızı katlettiler. Biz 3 yıl boyunca ağlıyor, yas tutuyoruz. 34 annenin yüreği acı dolu ve 34 kadın yas tutuyor. Bize bıraktıkları yas ve acı oldu. Bu yol kaçak yolu değildi. Hergün insanlar gelip gidiyordu. Hükümetin gözü önünde askerlerin gözü önünde insanlar gelip gidiyordu.
'Sorumluların ne zaman yargılanacağını bekliyoruz'
Osman Kaplan'ın eşi Pakize Kaplan: Sürekli televizyon izleyerek katliamın ne zaman açığa çıkarılıp, sorumluların yargılanacağını bekliyoruz. 5 çocuğum var amcaları onlara bakıyor. Her Perşembe mezarlığa geliyoruz. Benim en büyük oğlum 12 yaşında en küçüğü 8 yaşında ve şimdi bunların hepsi okuyor. Çocuklar bizimle beraber mezarlığa geliyor. Çocuklarım babalarını merak ediyorlar.
Selman Encü'nun eşi Fatma Encü: Engelli bir çocuğum sürekli babasının ismini sayıklıyor. Zaten küçük oğlum babasını tanımıyor. Dedesini görünce onu babası sanıyor. Eşim yaşamını yitirdiği zaman oğlum karnımda bir aylıktı. İlk defa katliamın olduğu gün gitti ve o katliam gerçekleşti eşim de bir daha eve dönmedi. Biz bu davanın peşini bırakmayacağız.
Karker Encü'nün annesi Fehime Encu: Bu güne kadar devlet ve Erdoğan bir şeyi açığa çıkartmadılar. Türkiye yılbaşı akşamını kutluyor ancak bizler acılar içinde çocuklarımızı anımsıyoruz. Bize dünyayı verseler oğlumun acısını unutturmazlar. Tüm Türkiye'yi bana verseler oğlumun parmağı bile olamaz. Artık yeter kimsenin çocukları ölmesin.
'Her yıldönümünde bir kez daha defnediyoruz çocuklarımızı'
Vedat Encü'nun annesi Mercan Encü: 3 yılı acı ve hastalıkla geçirdim. Her yıl dönümünde çocuklarımızı bir kez daha defnediyoruz. Bir hafta kaldı çocuklarımızın ölüm yıl dönümlerine ancak ayaklarım varmıyor mezarlığa gitmeye. Her mezarlığa gittiğimde yeniden çocuğumu defnediyorum gibi geliyor. 3 yıldır Türkiye'de çalmadığımız kapı kalmadı ancak gittiğimiz her kapıyı Tayip Erdoğan yüzümüze kapattı. Erdoğan bu kapıları kapatarak failleri bizden saklıyor. Bu olay saklanamayacak. bizler ölsek de çocuklarımız, torunlarımız bunun takipçisi olup hesabını soracak. Böyle bir barış süreci olmaz. Bir yandan tank, top, baraj, kalekol yap diğer yandan 'barış yapıyoruz' demek olmaz.
Yarın: Roboski'de bir gün nasıl geçiyor
(gc/fk)

