İHD sınır hattında yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı

13:52

 


JINHA


AMED – İHD Diyarbakır Şubesi, sınır hattında 2009-2014 yılları arasında yaşanan hak ihlalleri raporunu açıkladı. Açıklanan rapora göre son 5 yıl içerisinde askerlerin açtığı ateş ve silahlı çete mensuplarının saldırıları sonucu 110 kişi vurularak yaşamını yitirdi, 130 kişi ise kalıcı fiziksel hastalıklarla karşı karşıya kalacak şekilde yaralandı.


İHD Diyarbakır Şubesi, “2009-2014 yılları arasında sınır hattında meydana gelen yaşam hakkı ihlalleri” raporunu şube binasında düzenlendiği bir basın toplantısıyla açıkladı.  Toplantıya İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Bölge Temsilcisi Abdusselam İnceören, şube yönetim kurulu üyeleri Rahşan Bataray Saman, Gamze Yalçın, Gülistan Gencel Yalçındağ ve Muhterem Süren katıldı. Açıklanan rapora göre son 5 yıl içersinde askerlerin açtığı ateş ve silahlı çete mensuplarının saldırıları sonucu 110 kişi vurularak yaşamını yitirdi, 130 kişi ise kalıcı fiziksel hastalıklarla karşı karşıya kalacak şekilde yaralandı. Basın metnini okuyan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, Roboski katliamının üçüncü yıl dönümünde bulunduklarını belirterek, "Bu ülkede çoğu çocuk olmak üzere 34 sivil Kürt yurttaş, sınır hattında savaş uçakları ile bombalanarak katledildi. Tarihin sayfalarına kanlı bir vahşet, acımasız bir katliam olarak geçen bu insanlık dışı saldırının üzerinden tam 3 yıl geçti. Bu katliamın failleri, aradan geçen üç yıla rağmen hala ortaya çıkarılmadı. Devlet aklı ve siyasal iktidar, katliamın faillerini sır gibi sakladı" dedi. 


'Failler yargılanmadıkça bu acı dinmeyecek'


Açılan soruşturmalarda katliamın faillerinin askeri yargı organlarına havale edilerek, korunmaya çalışıldığının altını çizen Raci, "Etkin bir soruşturma olmadığı gün gibi ortada olan bu süreçten elbette adalet çıkması beklenemezdi. Yaşamını yitiren 34 Kürt yurttaşın aileleri, akrabaları, arkadaşları, köylüleri gibi Türkiye'de yaşayan bütün halklar, bu katliamın yarattığı acıyı hiç unutmadı. Failler ve sorumlular ortaya çıkarılıp yargılanmadıkça da, bu acı hiç dinmeyecek, unutulmayacak" diye belirtti. Türkiye’nin katliamlarla anılan bir ülke olduğunu kaydeden Raci, "Türkiye siyaset tarihinin ve toplumsal yaşamının kırılma noktası olan 12 Eylül darbesinin hemen öncesinde Maraş, Çorum ve sonrasında ise Sivas, Güçlükonak, Gazi mahallesi olayları, Diyarbakır Cezaevi ve 19 Aralık Cezaevi katliamlarının failleri ve siyasi sorumluları hala ortaya çıkarılmamıştır. Cumhuriyet tarihindeki Kürt isyanlarına yönelik katliamlar, Ermeni Soykırımı yine bu ülkenin geçmişi ile yüzleşmek zorunda olduğu hakikatlerdir. Toplumsal barışın yolu geçmişi gizlemeden gerçek bir yüzleşme ve hakikati sağlamakla tesis edilebilir" şeklinde belirtti. 


'Her üç olaydan ikisi ölümle sonuçlandı'


Sınır hatlarında özellikle de son yıllarda gündeme gelen ölüm ve yaralanma olaylarına ilişkin inceleme ve araştırmalarda bulunduklarını söyleyen Raci, sınır hatlarındaki her 3 olaydan 2’sinin ölümle sonuçlandığını kaydetti. Raci, "Sınır ticareti, akrabalık bağları ve ziyaretleri, sınır hatlarına yakın bölgelerde ikamet etme ve hayvan bakıcılığı, savaş ve göç gibi nedenlerle sınır hatlarından geçiş yapan insanlara, sınır hatlarında bulunan güvenlik güçleri tarafından uyarı yapılmadan yaşam hakkına yönelik saldırıda bulunulmaktadır. Vurulan insanların baş, karın ve yaşamsal fonksiyonlarını etkileyebilecek vücut bölgelerinden vurulmaları düşündürücüdür" ifadelerinde bulundu. Son 5 yılda 100’ün üzerinde insanın yaşamını yitirdiğini, yine onlarca insanın kalıcı fiziksel tahribatlarla karşı karşıya kalabilecek şekilde ağır yaralandığını dile getiren Raci, "Sınır hatlarında yaşanan hareketlilikle, insanların vurularak yaşam haklarının ihlal edilmesi yaşam hakkı ihlallerinde artış yaşanmasına neden olmaktadır" dedi.


‘Yurttaşları baş ve göğüs bölgelerinden vuruldu’


2012 yılından bu yana Suriye'de yaşanan gelişmelerle birlikte Özerlik ilan edilen Rojava bölgesine yönelik saldırılara dikkat çeken Raci, "Rojava bölgesine yönelik, Suriye ve Irak'ta türeyen soykırımcı silahlı çetelerin saldırıları sonucu çatışmalar yaşanmıştır. Yaşanan çatışmaların ülkemizin sınır hattına yakın olması ve silahlı çetelerin hedef gözeterek bu alanlara yönelik saldırıda bulunması, Urfa'nın Suruç ve Ceylanpınar ilçeleri başta olmak üzere sınıra yakın bölgelerde bulunan yurttaşların ölümlerine ve yaralanmalarına neden olmuştur. Devlet, görünür olan bu tehlike karşında pasif bir tutum izlemiş ve yurttaşların yaşamını güvenceye alacak tedbirler geliştirmemiştir" dedi.


BM’ye çağrı


Raci, Rojava kantonlarında yaşayan yüz binlerce Kürt yurttaşın Türkiye ve bölgede bulunan Kürtlerle yakın akrabalık bağlarının bulunduğunu, savaş ve bürokratik engellemeler nedeniyle sınır kapılarının çoğu zaman kullanımına izin verilmemesi nedeniyle ziyaretler amacıyla geçişlerini tel örgülü sınır boylarından yaptığını söyledi. Raci, "Bu geçişlerde sınırda nöbet tutan askerlerin, sınır geçişinde bulunan yurttaşları baş ve göğüs bölgelerini hedefleyerek vurduğu görülmektedir. Aynı durumun İran askerleri açısında da geçerli olduğunu belirtirken, Türkiye'nin İran, Suriye ve Irak'ta yaşayan Kürt yurttaşların ülkemizdeki akrabalarını ziyaret edebilecekleri şekilde yasal açılımlar yapması gerektiğine inanıyoruz. Uluslar arası bir sorun olması itibari ile BM’nin bu konu ile ilgili bir çalışma başlatması gerektiği düşünüyoruz ve çağrıda bulunuyoruz" şeklinde konuştu


Açıklamanın sonunda, sınır hatlarında meydana gelen yaşam hakları ihlallerinin önlenmesi amacıyla şu talepler sıralandı:


“- Roboski katliamı ile ilgili derhal etkin bir soruşturma başlatılmalı, failler ve sorumlular yargı önüne çıkarılarak cezalandırılmadır.


- Türkiye yakın tarihinde yaşanan katliamların aydınlatılması ve toplumsal barışın inşa edilebilmesi için 'Hakikatleri Araştırma Komisyonu' kurulmalı, geçmiş ile yüzleşme sağlanmalıdır.


- Sınır hatlarında yaşanan yaşam hakkı ihlalleri ile ilgili etkin soruşturmalar yapılmalıdır.


- Savaş ve göç sebebiyle sınır hatlarına yakın bölgelerde yaşanan silahlı çatışmalar sebebiyle, sınır hattına yakın bölgelerde yaşayan insanların güvenlikleri sağlanmalıdır.


- Savaş ve göç sebebiyle sınır hatlarına yakın bölgelerde yaşanan silahlı çatışmalar sebebiyle, ülkemize mülteci veya sığınmacı talebi ile gelen insanların güvenlikleri sağlanmalıdır, sınır hatlarında bekletilmemeli, geçişlerine koşulsuz izin verilmelidir.”


(sg-şh/mg)