Göç-Der'de eşbaşkanlık dönemi

09:38

 


Dilan Karamanoğlu/JINHA


İSTANBUL - Baskı ve zor politikalarının kendisini en ağır şekilde hissettirdiği 1990'lı yıllarda köylerinden ve topraklarından zorla göç ettirilen yurttaşların sorunlarını ortaya çıkarmak ve taleplerini yükseltmek amacıyla kurulan Göç-Der'de eşbaşkanlık dönemi başladı. Göç-Der yöneticilerinden Songül Köse, "Eşbaşkanlık, kadının kendisini toplumun her alanında eşit düzeyde temsil edebilmesi, sorumluluk yüklemesi açısından gereklilikti. Biz de bu gerekliliği yerine getirmek için eşbaşkanlık sistemine geçtik" dedi.


Göç Edenlerle Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği (Göç-Der) zorla yerinden edilmiş kişilerin insanca bir yaşama yönelik taleplerini yükseltmek amacıyla 12 Nisan 1997 yılında İstanbul'da kuruldu. Çeşitli raporlar ve araştırmalar aracılığıyla zorla yerinden edilmiş insanların sorunlarına dikkat çekmeyi amaçlayan Göç-Der, gözlerden uzak bir şekilde yaşanan zorla göç trajedisinin gün yüzüne çıkması amacıyla yurttaşların örgütlenebilecekleri bir toplumsal ağ işlevi görüyor. Göç eden kadınların yaşadığı sorunlar üzerine de araştırmalarda bulunan Göç-Der artık eşbaşkanlık sistemiyle çalışmalarına devam ediyor. 2006'dan bu yana dernekte çalışmalar yürüten Göç-Der yöneticilerinden Songül Köse, eşbaşkanlık sistemiyle birlikte kadının temsiliyet gücünü kazandığını belirterek, "Erkeklerle birlikte çalışmalar yürütüyoruz, her işi birlikte yapıyoruz. O zaman neden temsiliyet olayını da birlikte gerçekleştirmeyelim diye düşündük" dedi. 


'Zorunlu göçe maruz kalanlarla dayanışıyoruz'


Songül, Göç-Der'in kuruluşunu ve faaliyetlerini anlatarak, "Göç-Der, 90'lı yıllardaki çatışmalı dönemlerde, Kürdistan'da yürütülen devletin baskı politikaları sonucu ya da dayatılan koruculuk sistemine karşı yerlerini yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların sorunlarını ortaya çıkarmak amacıyla oluşturuldu" dedi. Metropole gelen insanların barınma, giyinme ve beslenme gibi en doğal ihtiyaçlarını karşılayabilmek arayışı içerisinde olduklarını söyleyen Songül, "İnsanlar canlarını kurtarmak için buralara gelmişler. O zamanlar siyasi partilere bu konularla ilgili çok sayıda başvurularda bulunuluyordu. Sonrasında 1997 senesinde zorla yerinden edilenlerin kendilerini daha çok örgütleyebilmeleri için bir kuruma ihtiyaç duyuldu ve böylelikle Göç-Der kuruldu" diye konuştu. Songül, Göç-Der'in yeni dönem çalışmalarına değinerek, "Zorla göç ettirilen insanların topraklarından koparılmalarından kaynaklı yaşadığı sorunlar, acılar var. Bu dönemde önümüzde bu konu var, geri dönüşler nasıl yapılabilir? Göç-Der aracılığıyla geri dönüşleri gerçekleştirmemiz gerekiyor" dedi.


 'Toplumda kadının temsiliyeti için eşbaşkanlık şart'


Eşbaşkanlık sisteminin Kürt özgürlük hareketi sayesinde ortaya çıktığını ve öncülüğünü de Kürt özgürlük hareketinin yaptığını ifade eden Songül, "Dünya tarihine bakıldığında ezen ve ezilen ilişkisinin ortaya çıkışından beri kadının bir özgürlük mücadelesi arayışı var. Bunun da Kürt özgürlük hareketinde somutlaşan bir örneği var. Özgür kadın hareketi var. Toplumun hayatın her alanında temsiliyetini gerçekleştirmek için kadın hareketinin yaratılması var. Bu anlamda bunun da somut bir şeye kavuşturmak için eşbaşkanlık sistemini geliştirmek gerekiyor" diye belirtti.


Birçok sivil toplum kuruluşunda eşbaşkanlığa geçildiğini, daha çok HDP, DBP ya da DBP'li belediyelerin kurumlaştırdığı bir sistem olduğunu belirten Songül, "Eşbaşkanlık, kadının kendisini toplumun her alanında eşit düzeyde temsil edebilmesi sorumluluk yüklemesi açısından gereklilikti. Biz de bu gerekliliği yerine getirmek için eşbaşkanlık sistemine geçtik" diye belirtti. 


(gc/mg)