Rahim ağzı kanserine karşı erken tedavi uyarısı!
08:38
Rozerin Tekin / JINHA
AMED - Dünya ölçeğinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü olan rahim ağzı (Serviks) kanseri nedeniyle dünya çapında 2 dakikada bir kadın yaşamını yitiriyor. HPV virüsünün neden olduğu rahim ağzı kanserine karşı en önemli tedbir ise aşı ve erken tedavi.
Dünya ölçeğinde 45 yaş altı kadınlarda en sık görülen ikinci kanser türü olan rahim ağzı (Serviks) kanseri, meme ve akciğer kanserinden sonra kanserden ölümlerin önde gelen üçüncü nedeni. Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Kanser Dairesi Başkanlığı tarafından verilen bilgilere göre, dünya çapında 2 dakikada bir, bir kadın serviks kanserinden yaşamını yitiriyor. Tarama programları, serviks kanserinin azalmasında önemli bir etkiye sahip olmasına rağmen hala kadınlar serviks kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Serviks kanseri Türkiye'de en sık görülen 8'inci kanser türü olarak görülüyor. Serviks hücreleri anormalleşip kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladığında ise serviks kanseri oluşuyor. Hümü Papilemü Virüs (HPV) ismi verilen HPV virüsünün neden olduğu bu kanser türüne karşı erken teşhis büyük önem taşıyor. HPV virüsünün neden olduğu anormal hücrelerin yayılması ile oluşuyor ancak bu anormal hücrelerin kansere dönüşmesi uzun yıllar sürebiliyor. Her 10 kadından 8'i ise bu virüsle 50 yaşına kadar karşılaşıyor.
'HPV en çok kadınları ilgilendiren bir enfeksiyondur'
Rahim ağzı kanseri hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Sedat Akgöl, bir lezyonun rahimde kansere dönüşmesinin 20 yıl arasında değiştiğini, çok nadir olarak 2-3 yıl içerisinde kansere de dönüşebileceğini söyledi. HPV'nin ne olduğunu ve hangi şekilde rahim ağzı kanserine neden olduğunu aktaran Sedat, "Aslında serviks SA'yı incelediğimizde HPV virüsüne bağlı olmaktadır. Bu virüs cinsel ilişkiden sonra rahim ağzına epiteli enjekte etmekte epitel de enfeksiyona sebep olmaktadır. Eğer bu dönem içerisinde kadın imülüm sistemi yeterli olarak çalışmaz ise bir yıl sonra hala bu enfeksiyon perse ederse, bu enfeksiyon yani bu virüsün hücre DNA'sına impilatosyonu sonrası onkogen dediğimiz bazı genlerin çalışmasına sebep olmaktadır ve bu da hücrenin ölümsüz olmasına sebep olmaktadır. Zaten kanser dediğimiz vücudun normal hücresinin ölümsüz olması demektir o zaman da demek ki bunun sebebi bir enfeksiyondur. Hümü Papilüma bir virüs enfeksiyondur. En çok rahim ağzına enfekte etmeye çalışan bir hastalıktır ama aynı zamanda pine dediğimiz vajinanın giriş kısmında veya vajina duvarında enfeksiyona sebep olmaktadır. Yani daha çok kadınları ilgilendiren bir enfeksiyondur. Çok nadiren larig enfeksyonu da dediğimiz boğazda da görmekteyiz" şeklinde konuştu.
'10 yıl boyunca yüzde 96 oranında korunur'
Rahim ağzı kanserine karşı en önemli tedbirin korunmak olduğunu belirten Sedat Akgöl, "Özelikle cinsel yaşama başlamadan bunun aşısı var ve bu aşının olunması bu hastalığı yüzde 96 oranında korumaktadır. Eğer bir kadın cinsel yaşama girmeden aşı olursa bu enfeksiyona karşı 10 yıl boyunca yüzde 96 oranında korunur" diye konuştu. Cinsel sağlık konusunda eğitim verilmesi gerektiğine dikkat çeken Sedat, "Hasta evliyse ilk cinssel ilişkiden sonra birinci yılda, ondan sonra 3 yıl arayla servikas mil dediğimiz rahim ağzının taranması önerilmektedir. Tarama sayesinde erken tanı koyabilmekteyiz" dedi.
'Aşı kampanyaları yapılmalı'
Rahim ağzı kanserine bağlı ölümlerde azalma olduğunu vurgulayan Sedat, aşılarla ölüm oranlarının daha da düşeceğine vurgu yaptı. Sedat, "Bu aşının daha fazla etkin bir şekilde kullanılması belki de SGK'nın içine alarak yani toplumsal olarak bir aşı kampanyasıyla çok düşük seviyelere indirebiliriz" diye belirtti. Sedat, aşının her zaman çözüm olmadığını yüzde 96 oranında koruduğunu yüzde altılık dilimde de kontrollerin önemli olduğunu ifade etti. Rahim ağzı kanseri tedavisi olan kadınların anne olup olamayacaklarına ilişkin de konuşan Sedat, "Rahim ağzı kanserlerinin diğer jinekolojik kanserlerden önemli bir farkı, bu kanserin üreme çağındaki kadınlarda daha çok görülmesi. Bu nedenle bu yaş grubunda bulunan ve çocuk sahibi olma arzusu olan hastalar için seçilecek tedavi özel bir önem gerektiriyor. Bu yaş grubundaki hastalarda sadece rahim ağzı ve lenf bezlerinin alınması ve rahim ana gövdesinin korunması sağlanabiliyor ve böylece doğurganlık devam edebiliyor. Ancak bu ameliyatın uygulanabilmesi için, ameliyat öncesinde titiz bir değerlendirilme yapılarak hastanın kriterlere uygun olup olmadığının tespiti gerekiyor. Uygun hasta grubunda yapılan bu ameliyatlar sayesinde, birçok kadın hem hastalıktan kurtulup hem de bebek sahibi olabiliyor" dedi.
(gc/mg)

