'Zaman varlığına sahip çıkma zamanıdır'

08:59

 


Şaristan Nurhaq/JINHA


KERKUK - Cinsiyetçi toplum anlayışını aşarak dağlarda kadın özgürlük mücadelesine katılan YJA STAR savaşçısı Sema Oramar, Kerkük'te DAİŞ çetelerine karşı savaşıyor. DAİŞ çeteleri ve destekçilerinin Kürdistan'da katliam yaptığını vurgulayan Sema, "Zaman varlığına sahip çıkma zamanıdır" dedi.


DAİŞ çetelerinin Rojava ve Federal Kürdistan Bölgesi'nde gerçekleştirdiği insanlık dışı uygulamalara, katliamlara karşı bölge halklarını ilk günden itibaren savunan YPJ ve YJA STAR savaşçıları, tüm dünyaya kadın devriminin nasıl gerçekleştirildiğini gösterdi. DAİŞ çetelerinin Federal Kürdistan Bölgesi'nde özellikle Êzidîlere ve tüm halklara yönelik vahşet saldırıları, tecavüz, tacizlere karşı büyük bir hamle ile savaşmaya devam eden YJA STAR savaşçıları kadınların intikamını da çetelerden alacağını söylüyor. Çete saldırılarına karşı Kerkük'te savaşan YJA STAR savaşçısı Sema Oramar da, bu kahraman kadınlardan biri. Hakkari'nin Yüksekova (Gever) ilçesine bağlı Şitazin köyünde doğan Sema, erkek egemen zihniyete, gelenekçi rollere ve anlayışa karşı çıkarak savaşçı olmaya karar veriyor.


'Yaşamım beni sorgulamaya götürdü'


2010 yılında YJA STAR saflarında savaşmaya başlayan Sema, "Benim yaşamım Kürtlüğü hiçbir zaman kabul etmeyen bir aile içinde geçti, bu benim yaşamımda ve kendi Kürt gerçeğimde önemli etkide bulundu. Bizim ailemizde kadın kavramı namus olarak ele alınırdı, aşiret anlayışı ön plandaydı" dedi. Köydeki günlerini anlatan Sema, "Ben köy yaşantısını çok seviyordum, bizim köyümüz geçimini tarımla, hayvancılıkla sağlıyordu. Toprakla uğraşmam yaşama sırtımı dayamama sebep oluyordu. Ben biraz bilinç kazanmaya başladıktan sonra Kürtlüğümün farkına vardım" diye belirtti. Yaşamış olduğu durumun kendisinde çelişki yarattığını ve bu durumu sorgulama konusu yaptığını belirten Sema, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ben daha küçükken babam düşmanın silahını taşıyordu, ben birçok kez babamın neden düşmanın silahını taşıdığını soruyordum kendime. Bu çelişkilerimi her zaman sadece kendime sorabiliyordum. Çünkü korkuyordum etrafıma ya da babama soramıyordum. Bize her zaman PKK kötülenerek anlatılırdı, katılmamamız için. PKK'yi kötü anlatan bazı filmler vardı, bize onları izlettirirlerdi. Türk devletinin yürüttüğü politikalardı bunlar ve biz de bunların farkında değildik."


'Cinsiyetçi yaklaşımlar yaşamımıza yansıyordu'


Kadına yaklaşımın kendisinde en büyük çelişkilerden birini yarattığını ifade eden Sema, "Ben ve kız kardeşlerim çok sıkıntı yaşadık, çünkü cinsiyetçi yaklaşımlar günlük yaşamıma çok yansıyordu ve biz haksızlığa uğruyorduk. Her geçen gün çelişkilerim artıyor ve bu yaşama karşı nefretim artıyordu" diye anlattı. 2005'te televizyon ile PKK'yi tanımaya başladığını söyleyen Sema, "Tanımam bilinçli değildi. Bir yanda da gerçeklikten uzak olan filmleri izlemem de beni çelişki içinde bırakıyordu. Artık bir karar vermem gerekiyordu. Ancak büyük komutan Ş. Rojin Gewda karar vermemde belirleyici bir rol oynadı ve gerillaya katıldım. En fazla gerilla yaşamından etkilendim. Kadın gerillaları gördüğümde bende çok farklı duygular uyandı" şeklinde konuştu.


'Gerilla kadının öz yaşamını temsil ediyor'


PKK'ye katıldığında ilk defa kadın gerillaları gördüğünü sözlerine ekleyen Sema, son olarak şunları belirtti:  "Ben evdeyken PKK farklı anlatılıyordu, ancak katıldıktan sonra anlatılanların tam tersi bir gerçekle karşılaştım. Gerilla yaşamı kadının öz yaşamını temsil eden bir yaşam, ahlakı ve eşitliği temsil eden bir yaşamdır. Zaman varlığına sahip çıkma zamanıdır. Bu gün egemen güçler ve başta Türk devleti DAİŞ çetesi şahsında her dört parça Kürdistan'da katliam yapıyor. Buna karşı halkımız bir olmalı ve onurlu direniş mücadelesini güçlendirmeli. Ailem ve akrabalarımdan umudum ve beklentim düşmanın silahını bırakmaları ve bu onurlu direnişe katılmalarıdır."


(şg/gc/mg)