Şakran Cezaevi’nde kadın tutsaklara işkence!

16:14

 


JINHA


İZMİR – İzmir’de ÇHD, İHD, THİV, TAY-DER ve ÖHD, Şakran Cezaevi’nde kadın tutsakların yaşadığı baskı ve işkenceyi raporlaştırdı. Raporun kadın tutsaklar ile yapılan görüşmeler doğrultusunda hazırlandığını belirten İHD İzmir Yöneticisi Ali Aydın, Adalet Bakanlığı'na çağrıda bulunarak, yetkililer hakkında etkin bir soruşturma başlatılmasını istedi.


İzmir'de Şakran Kadın Cezaevi'nde kadın tutsaklara uygulanan işkence nedeniyle Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi'nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya, İHD, ÖHD, TİHV ile TAY-DER üye ve yöneticileri katılım sağladı. Basın toplantısında Şakran Kadın Cezaevi’nde yaşanan sorunları aktaran İHD İzmir Şube Yöneticisi Ali Aydın, Şakran Cezaevi'nin açıldığı günden bu yana kadın tutsaklara yönelik baskıların sürdüğünü belirtti. Ali, kadın tutsaklara yönelik baskı ve sindirme uygulamalarının başında çıplak arama ve çeşitli bahanelerle açılan disiplin soruşturmalarının olduğunu ifade etti. Kadın tutsaklarla yaşanan sorunlara ilişkin bir dizi görüşme gerçekleştirildiğini belirten Ali, bu görüşmeler sonucunda bir rapor hazırladıklarının bilgisini verdi.


Şakran Kadın Cezaevi’nde yaşanan sorunlara ilişkin hazırlanan raporda şunlara yer verildi:


"Kadın mahkûmlar Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’ne getirildiklerinden itibaren çeşitli yasadışı ve keyfi uygulamalara tabi tutulduklarını belirtiler. Kadınlar tutsaklar, bu uygulamaların sürekli hale getirildiğini ve mahkûmların sindirilmeye çalışıldığını söylediler. Koğuşlarda en az 11 kişi olması gerekirken bazı odalarda 4 tutuklu mahkûm kaldığını, bu uygulama ile statüsü farklı olan F Tipi infaz sisteminin uygulanmak istendiğini, 4 kişinin olduğu bir koğuşun dağıtılıp kendi koğuşlarına verilme talebinde bulunulduğunda ise, cezaevi idaresinin kendilerine, ‘Bu bakanlığın işidir, biz karışamayız’ şeklinde cevap verildiğini ifade ettiler. Ancak Bakanlığa yapılan başvuruda 'cezaevi yönetiminin kendi inisiyatifinde olduğu' belirtildiğini ve kendilerince aslında yasa dışı ve keyfi bir şekilde F Tipi bir sistem dayatılmak istenmesinin işareti olduğunu belirtmişlerdir.


Tutsaklara ‘uykusuz bırakma’ işkencesi!


Önceki uygulamalarda mahkûmlar hastaneye götürüldüklerinde birkaç hücreden oluşan büyük bir yere konuluyorlar iken, son uygulamalarda ise neredeyse adli tutuklu ve hükümlüler ile iç içe olan ve adli tutukluların sözlü taciz ve küfürlerine maruz kalınan bir yere konulduklarını ve en son Şirin Paksoy, Aynur Epli ve Hafize Toprak adlı mahkûmlar, Kâtip Çelebi Üniversitesi Hastanesi’ne götürülürken adli tutukluların tuvalette olmaları esnasında onlarla aynı yere konulmak istendiklerini belirtmişlerdir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlüsü mahkûmların kaldığı hücrelerdeki yaşamı tam bir işkenceye dönüşmüş durumda olduğunu, bu koğuşlarda kalan mahkûmlar kontrol adı altında yarım saatte bir mazgallara vurularak uyutulmadıklarını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin işkence olarak kabul ettiği 'uykusuz bırakma' yöntemi uygulandığını ve hükümlünün psikolojisi ile oynandığını belirtmişlerdir.


Çıplak arama dayatması


Arama şekilleri çatışmaya ve provokasyona dönük olduğunu, birkaç aydan beri aylık arama adı altında A Takımı adlı gardiyan ekibi ile koğuşlara ani baskınlar yapıldığını, aramalarda bütün eşyaların hoyratça dağıtıldığını, açık görüşlerden önce ve sonra çıplak arama dayatıldığını bu aramalarda taciz edildiklerini belirtmişlerdir. Bu aramalardan biri olan 25 Aralık 2014 tarihinde koğuşlara baskın yapıldığı, kapılar açılır açılmaz mahkûmlara saldırıldığı, önlerine çıkan mahkûmlar sağa sola fırlatılarak çıplak arama dayatıldığı, kabul edilmeyince Müdür Nedim Ateş'in talimatıyla çok sayıdaki gardiyan gurubu ile tutsaklara saldırılıp darp edildiği, bu saldırı sonucunda üç çocuk annesi Fethiye Çakmak'ın iki parmağı kırıldığı, ayrıca aynı elin bileğinde kesikler olduğu, elinin şuanda alçıda olduğu, kolda morarma olduğu ve damar çatlaması ihtimalinin olduğu, geceleri ağrıdan uyuyamadığı belirtilmiştir. Görüş esnasında da ağrısının olduğu, elinin alçıda olduğu tarafımızdan da gözlenmiştir.


‘Hastane darp raporu vermedi’


Yeni böbrek ameliyatı olmuş ve bir böbreği alınan hasta tutsak Behiye Akbalık yere yatırılarak darp edildiğini darp sırasında fenalaştığını, Behiye Akbalık'ın Diyarbakır'dan Mardin Cezaevi’ne oradan da Şakran'a sürüldüğü, eşinin de hükümlü olduğu ve Edirne Cezaevi’nde kaldığını belirtti. Behiye'nin Diyarbakır da iken yakınları ve çocukları ile görüşebildiğini ancak şimdi ise kimse ile görüşemediğini ve 2 yıldır çocuklarını göremediğini, dört çocuğu olduğunu, eşi ile ancak mektuplaşabildiğini ve telefon görüşmesi yapamadığını belirtmiştir. Yine bu saldırıda da hasta tutsak Sevcan Atak'ın gözlükleri kırıldığı, gözlüklerinin kırık olması nedeniyle görmede sıkıntı yaşadığı, Tülay Demir, Aygül Kapçak adlı mahkûmlar yere yapıştırılarak darp edildiğini ve çıplak aramaya tabi tutulduklarını belirtmişlerdir. Çıplak aramaya maruz kalan ve hukuksuz uygulamaya karşı çıktıklarından memura karşı gelme ve memuru darp etmekten de soruşturma açıldığını belirtmişlerdir. Gardiyanların şiddetine maruz kaldıkları halde hastaneye gittiklerinde kendilerine darp raporu verilmediğini belirtmişlerdir.


Müdürden gardiyana ‘istediğini yap’ talimatı!


18 Aralık 2014 tarihinde bir aramada bir mahkûmun üzerinde çıkan not alınmak istendiği, notun kişiye özel bir içerikte olması nedeniyle verilmek istendiğinde, müdürün gardiyanlara ‘sen istediğini yap’ şeklinde talimat vererek çıktığını ve arkadaşlarının saldırıya uğradığını belirtmişlerdir. Mahkûmlar bu keyfi uygulamanın nedenlerinden birinin sindirme amaçlı olmasının yanında diğer önemli bir nedenin de tahliyesine az bir süre kalan mahkûmlara disiplin cezaları aldırtılarak infazlarının yanması amaçlı olduğunu belirtmektedirler. Ancak kendilerinin bunun farkında olduklarından provokasyonlara gelmediklerini tamamen yasal çerçevede ve hak talebinde bulunma yönünde davrandıklarını belirtmişlerdir.


‘Yemekler az ve çok kötü’


Yemeklerin az ve kötü olduğunu, haberleşmede sıkıntı yaşadıklarını ve göndermek istedikleri mektupların çeşitli bahanelerle geç gönderildiğini, kendilerine gelen mektupları ise geç verildiğini belirtiyorlar. Kendilerine gelen resimlerin üzerine damga basarak tanınmaz hale getirildiğini belirtmişlerdir. Ring araçlarının çok pis olduğunu, hastaneye giderken kumanyaların sağlıklı poşetlere koymak yerine çöp poşetlerine konulduğunu, hastanelerde kadın tutsakları erkekler tuvaletine götürülmek istendiğini, belirtmişlerdir. Bir sorunlarını iletmek istediklerinde gardiyan çağırmak için butona bastıklarını, ancak gardiyanların keyfi davranarak uzun süre gelmediklerinde uyarma amaçlı mazgala vurduklarında ‘kapı dövme’ adı altında disiplin soruşturmaları açıldığını ve arkadaşlarının ceza almakla yüz yüze kaldıklarını belirtmektedirler.


‘Mahkumların hakları ihlal ediliyor’


Savcının bir buçuk yıldan beri kadın mahkûmların görüşme isteklerine cevap vermediğini, cezaevi birinci müdürünün de aynı tutum içinde olduğunu ve İkinci müdürün ise sorunları çözme gücü olmadığını belirtmişlerdir. Gardiyanlar ve diğer görevlilerin mahkûmlarla tüm iletişimlerinde emir kipleriyle konuşulduğunu, bağırılıp, çağrıldığını, bir tür üstünlük kurulmaya ve sindirilmeye çalışıldığını belirtmişlerdir. Tüm bu uygulamalardan anlaşıldığı kadarıyla cezaevinde yasalara ve uluslararası anlaşmalara aykırı olarak ve sözleşmelerle güvence altına alınmış tutuklu ve mahkumların haklarının ihlal edildiği anlaşılmaktadır."


Raporu okunmasının ardından Ali, Şakran Cezaevi'ndeki uygulamalara karşı, Adalet Bakanlığı'na çağrıda bulunarak, "Tüm yetkilileri bu hukuksuzluğu önlemeye ve bu uygulamaya sebep olan yetkililer hakkında etkin soruşturma yapılarak gerekli cezalara çarptırılmasını talep etmekteyiz" dedi.


(ht/dc/mg)