Kürt kadın mücadelesinde 'Sê Jinên Azad' (BÖLÜM 1)
08:37
Kürt kadın mücadelesi için yeni bir direniş dönemi başladı
Gülşen Koçuk / JINHA
HABER MERKEZİ - Yaşamlarını, birer mücadele tarihi ve örneği olarak ardında bırakan 3 Kürt kadın siyasetçi Sakine Fidan ve Leyla. Katledilerek mücadelelerinden koparılmak istenen üç özgürlük arayışçısı kadın, direnişleri hedef alınarak katledildi. Hala faillerinin açığa çıkarılmadığı katliamın ardından, Kürt kadın mücadelesi için yeni bir direniş dönemi başladı. Sakine, Fidan ve Leyla'nın mücadelesini miras alan kadınlar, Sakinelerin ruhuyla serhildanda...
Kürt kadınları 2013 yılına, mücadelelerine ve direnişlerine yönelik Paris'te gerçekleşen bir katliam ile başladı. PKK'nin öncü ve kurucu kadrolarından Sakine Cansız (Sara), KNK Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn), Avrupa Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla Şaylemez (Ronahî), 9 Ocak 2013 günü Fransa'nın başkenti Paris'te Kürdistan Enformasyon Bürosu'nda katledildi. Katliamlarıyla hem Kürt kadın özgürlük mücadelesine, hem de Kürt ulusal mücadelesine ağır bir darbe vurulmak istense de, bu şahadetlerin ardından kadınların serhildanları, bu katliamı, suikastı boşa çıkarır düzeyde gerçekleşti. Katliamın üstünü örtmek isteyen birçok ağız, başta dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu katliamın "örgüt içi bir mesele" olarak açığa çıktığını iddia etti ancak olayın aydınlatılması için verilen mücadele sürecinde aslında planlı olarak gerçekleştirilen bir suikast olduğu anlaşıldı.
Kimdi 'Sê jinên azad'
Üç Kürt kadın siyasetçinin adı, çalışma yürüttükleri alanlarda bilinse de dünya kamuoyunda katliam ile duyuldu. PKK'nin ve Kürt kadın özgürlük mücadelesinin öncü kadrolarından biri olan Sakine, KNK Paris Temsilcisi Fidan ve Avrupa Kürt Gençlik Hareketi üyesi Leyla, diasporada Kürt kültürünü ve mücadele geleneğini yaşatma, Kürt kadınının ve halkının mücadelesini tanıtma misyonunu üstlendi. Tarihte kadın direnişçiler arasında yerlerini alan üç kadının mücadele gelenekleri Kürt kadınları tarafından yükseltilerek yaşatılmakta.
Özgürlük tutkusunu tutsaklığında yüceltti
Küçük yaşlarında Kürt ulusal mücadelesiyle tanışan Sakine Cansız, Dêrsim'de 1958 yılında Alevi bir ailenin 8 çocuğundan biri olarak dünyaya geldi. Sakine, devrimci arayışlarının olduğu bir süreçte "güzel" diye tanımladığı bir tesadüfle PKK ile tanışarak, PKK saflarına katıldı. "Sakine" denildiğinde akla gelen gerçekliklerden birisi de Diyarbakır Zindan direnişidir elbette. Birçok kişinin onu, "Esat Oktay'ın suratına tüküren kadın" olarak tanıması, Sakine'nin insanlık değerlerinin ayaklar altına alındığı bir cehennemde yarattığı başkaldırıyı, özgürlük tutkusunu ortaya koydu. "Özgürlük demek, insan demek" sözleriyle özgürlük anlayışını tanımlayan Sakine, PKK hareketinin insan ve özgürlük anlayışı için ise, "Bu hareket, insanın özüne hitap etti. Hareket, insanın, insanlığın özüne indi, insanlık hareketi oldu. Bizim bütün tartışmalarımız, ilk eğitimlerimiz, ilk konuşmalarımız böyledir" sözlerine yer verir.
'Kadının yaratım gücü insanlığı yaratıyor'
PKK hareketinin kurucuları arasında olduğu kadar Kürt kadın özgürlük mücadelesinin de yaratıcılarından olan Sakine, insanlık tarihinin, özünde kadın tarihi olduğuna vurgu yapar. Özgürlük arayışçısı kadınların ise kendilerini PKK'nin içerisinde bulmalarına ilişkin yaptığı bir değerlendirmesinde Sakine, şöyle diyor: "İnsanlık tarihinin başlangıcı kadınlar oluyor. Kadının yaratım gücüyle insanlık tarihi oluşuyor. İlk derin mülkleştirme olayı yine kadının mülkleştirilmesi ile başlıyor. Sistem gerçekliği bu şekilde ortaya konulunca, hareket de kadının özünü ortaya çıkarıyor, kadına hitap ediyor. Kürdistan tarihi kadının da tarihidir. Bu açıdan büyük bir ilgi topladı. Arayışı olan kadın, kendisini bu harekette buldu, bu hareketle ilişkilendi. Bir alana girilirken, Önderliğin tarzı, ideolojisi, özellikleri yansıdı. Kişilerin özellikleri, kişilerin topluma getirdiği ölçüler yansımadı."
Destansı direnişin sembolü: Sakine Cansız
"Yaşamı hep kavga" olan Sakine, son nefesine kadar da inandığı değerler uğruna kavgasını sürdürdü. Doğrularının mücadelesini vermek konusunda sınırları olmayan, sonsuz irade ve bağlılık ile direnen Sakine, inandıklarını tüm kadınlara ulaştırabilmek, kadınları örgütleyebilmek adına tarlalarda, fabrikalarda, atölyelerde çalışan kadınlarla birlikte ter döker. Sakine çalıştığı yerlerde yaşamdaki duruşu, disiplini ve bilinciyle kısa sürede birçok genç kadını örgütler, bilinçlendirir, en azından bu kadınların ilgilerini siyasallaştırır ve arayışlarını güçlendirir. PKK içerisinde kadınlar olarak az sayıda olsalar da çıkış dönemlerinde kadınların sayısı erkeklerin sayısına göre az olsa da sürdürülen mücadeleye aktif olarak katılım sağlayan Sakine, öncü kadın misyonuyla hem işkence karşısında hem de verdiği mücadeledeki direngenliğinden dolayı tüm kadınlara örnek olur. Birçok ilkler gibi Sakine, 1980'lerde merkez üyeliği ve kurucu üyelikten yargılanırken, burada da bir ilke imza atarak ilk siyasi savunma yapan Kürt kadın olarak adını tarihe yazdırır. Destansı direnişin sembolü olan Sakine, Paris'te sürdürdüğü çalışmalar sırasında Fidan ve Leyla'yla beraber Enformasyon Bürosu'nda katledilir.
Fidan diplomasi alanında demokrasi mücadelesi verdi
Sakine'ye yoldaşlık eden ve onunla birlikte katledilen kadınlardan birisi de Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Paris Temsilcisi Fidan Doğan (Rojbîn) oldu. Diplomasi alanında sürdürdüğü çalışmaları ve başarılarıyla dikkat çeken Fidan, 17 Ocak 1982 yılında Maraş'ın Elbistan ilçesinde doğar. Fransa'da ailesiyle birlikte yaşayan Fidan, gençlik, kadın ve diplomasi alanında aktif olarak demokrasi mücadelesi verirken, 9 Ocak 2013 tarihinde Kürt kadın mücadelesi ve Kürt ulusal mücadelesinin ölümsüzleri arasına katılır.
Leyla Avrupa Gençlik Hareketi çalışmalarında yer aldı
İki siyasetçi kadınla kendisini buluşturan mücadele yolunda ölümsüzleşen Leyla Şaylemez "üç özgür kadın"dan en genci idi. 1 Ocak 1989 tarihinde Mersin'de dünyaya gelen Leyla, aslen Diyarbakır'ın Lice ilçesinden. Ancak zorla göç ettirilme nedeniyle 16 yıldır ailesiyle Almanya'da bulunan Leyla, burada Kürt ulusal mücadelesinde aktif rol alır. Kültür çalışmalarına büyük ilgi duyan Leyla, Kürt Kültür Derneği'nde folklor çalışmalarında yer alır, birçok defa kültür ve moral programlarında sahneye çıkar. Leyla, uzun süre sürdürdüğü kültür alanındaki çalışmaları ve Kürt kültürü alanındaki gelişimi ardından 2010 yılında PKK'ye katılır. İki yıllık bir sürecin ardından geçirmiş olduğu bir rahatsızlıktan dolayı tekrar Avrupa'ya gelmek durumunda kalan Leyla, genç yaşına rağmen aralıksız olarak demokrasi mücadelesini sürdürür. Avrupa Kürt Gençlik Hareketi çalışmalarında yer alan Leyla da, diğer iki Kürt siyasetçi kadın arkadaşıyla beraber Paris'te katledilir.
Üç Kürt kadının ardından...
Kürt kadınları ve Kürt halkının 10 Ocak sabahı aldığı haber, kara bir bulut gibi mücadelenin üzerine gölge olarak düşürülmek istendi. Fakat Sakine, Fidan ve Leyla'ya dönük düzenlenen suikast, Kürt kadınları için bir mücadele gerekçesi oldu ve Kürt kadınları için mücadele, artık "Jin Jiyan Azadî Sara Rojbîn Ronahî" olarak sürecekti. Kürt kadın siyasetçilerin ardından sürdürülen adalet arayışına rağmen, henüz soruşturma kapsamında bir yol alınabilmiş değil. Demokrasi mücadelelerinde geride milyonlarca Sakine, Fidan ve Leyla bırakarak giden üç Kürt kadın, yüz binler tarafından sonsuzluğa uğurlandı.
'Suikastın arkasında Türkiye'nin olduğu şüphesizdir'
Katledilişlerinin üzerine birçok spekülasyon yapılmasının ardından, Kürt ulusal mücadelesine, özelde ise Kürt kadın mücadelesine vurulmak istenen darbeyi, yine Kürt özgürlük hareketi teşhir etti. Türkiye Hükümeti ve devletinin üst ağızlarının, henüz yetkili makamlar tarafından bir açıklama yapılmadan "örgüt içi hesaplaşma" gibi ifadeler kullanmaları üzerine KCK üyeleri tarafından yapılan açıklamalarla, bu haberlerin spekülatif haberler olduğu ortaya çıktı. Özellikle barış ve çözümü hedef alan suikasta ilişkin yapılan açıklamalardan birinde KCK Yürütme Konseyi üyesi Murat Karayılan, üç Kürt kadın siyasetçiye dönük suikastın arkasında Türkiye'nin olduğundan kuşku duymadıklarını söyledi. Murat Karayılan, ikinci bir ihtimal olarak da mevcut hükümeti aşan Ergenekon derin devlet yapılanmasının NATO gladyosuyla birlikte bu saldırıyı gerçekleştirmiş olmasını göstererek, "Bir kişi PKK'ye öyle 2 yılda kolay kolay üye olamaz. Kesinlikle PKK'yle işi yoktur. Dışarıdan sızdırılmış olma ihtimali yüksektir" açıklamalarında bulundu.
'Suikastı yapanlar onun dağa geleceğini biliyordu'
Yine KCK Yürütme Konseyi Üyesi Sozdar Avesta ise olaya ilişkin olarak, "Sakine Cansız öldürülmeseydi, suikastın olduğu tarihten 3 gün sonra Kürdistan dağlarında olacaktı. Kısa süreli bir görev gereği Avrupa'daydı. Muhtemelen suikastı yapan veya yaptıranlar da bunu biliyordu" açıklamalarında bulunurken, saldırının sorumlularının Türk istihbaratı, uluslararası güçler ve işbirliği yapan yabancı istihbaratlar olduğunu vurguladı.
Belgeler MİT'i gösteriyor
Katliamın üzerinden geçen iki yıla rağmen bir tek Ömer Güney tutuklandı. Tutuklandığı süreçte PKK ile de ilişkilendirilmeye çalışılan Ömer Güney'in MİT elemanı olduğu ve suikastın uluslararası bir komplo olduğu konusunda Kürt ulusal mücadelesi kanadında görüş birliği var. Tutuklandığı süreçte hasta olduğuna ilişkin de çeşitli söylentiler dolaşan Ömer Güney için onu tedavi eden doktorlar, Ömer Güney'in hastalık taktiğinin daha önceden kurgulanmış bir senaryo içerisinde hareket ettiği görüşünde. Türkiye, Fransa ve Almanya'nın dahil olduğu soruşturma kapsamında, gerekli delillerin sağlanması konusunda ülkeler sorumluluklarını yerine getirmezken, olayı açığa çıkartabilecek yeterli delile rağmen hala harekete geçilmemekte. Bu duraksamanın yanı sıra 2014 Ocak ayında Ömer Güney'e ait ses kayıtlarının ve suikastın MİT tarafından planlandığını gösteren belgelerin ortaya çıkması, Ömer Güney'in görüşme yaptığı telefon numaralarının açığa çıkması gibi gelişmeler de soruşturma kapsamında dikkate alınmadı.
Kadınlar Sakine Fidan ve Leyla için nöbette
Sakine, Fidan ve Leyla'nın katledilişinin ardından kadınlar iki yıldır eylemde. Her hafta Çarşamba günü diasporada yaşayan Kürdistanlılar, "Adalet ve Aydınlık" sloganıyla Demokratik Kürt Toplum Merkezi önünden Kürdistan Enformasyon Bürosu'nun olduğu 147 No'lu binanın önüne kadar yürüyüş gerçekleştirerek, burada adalet taleplerini dile getiriyor.
Yarın: HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Avukat Meral Danış Beştaş: Katliamı paralele yüklemeye çalışan AKP kendisini aklamaya çalışıyor
(gk/mg)

