Mermer sektöründe 18 yıldır kadın eliyle var
09:21
Derya Ceylan / JINHA
AMED - Diyarbakır'ın en önemli gelir kaynaklarından biri olan mermer sektöründe kadın işveren olarak 18 yıldır önemli başarılara imza atan Ber-Oner Mermer işletmesi sahibi Rozan Berkpınar, kadınların çalışma yaşamında da varlığını göstermesi gerektiğini söyledi. Rozan, "Mermer sektöründe kadın sayısı çok az ve karşımızda erkek grubu var görmezden geliyor ve yok sayıyor. Bu yüzden kadınlar varlığını çalışarak da göstermeli" dedi.
Türkiye'de işsizliğin en fazla yaşandığı kentlerden biri olan Diyarbakır'da yaklaşık 15 yıl önce birkaç yerel firmanın girişimiyle küçük sermayelerle kurulan ve tesisler halinde başlayan mermercilik, başta Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerle yapılan ihracat sayesinde kısa sürede hızlı bir gelişme gösterdi. Bu gelişmelerin içerisinde yer alan tesislerden biri olan Ber-Oner Mermer işletme fabrikasının sahibi işveren Rozan Berkpınar, 1997 yılında Diyarbakır'da Organize Sanayi Bölgesi'nde ilk yatırım yapanlardan biri olduğunu belirtti. Rozan, fabrikanın ilk kurulduğu sıralarda bölgede ekonomik açıdan çalışmaların yetersiz olduğunu hatırlatarak, bölge genelinde ekonomik açıdan son birkaç yıl içerisinde yaşanan gelişmelerle beraber önemli bir ivme kazanıldığını söyledi.
'Mevsim koşullarına göre çalışıyoruz'
Rozan, bölgede ekonomik gelişmeler açısından kazanılan ivmenin sürdüğünü ancak dönem dönem yaşanan politik gelişmelere paralel durgunluk yaşandığını söyledi. Mermer sektörünün en zorlayıcı sektörlerden biri olduğunu ifade eden Rozan, bunun nedenlerinden birinin doğa koşulları olduğunu dile getirdi. Rozan, bu yüzden mermerin farklı bölgelerdeki dağlardan çıkartıldığını kaydederek, bazı mermer ocaklarının da doğa koşullarından dolayı kapandığını söyledi. Rozan, "Bölgede mermer sektöründe hammadde üretimi konusunda mevsim koşullarına göre çalışıyoruz. Fabrikamız 12 ay boyunca çalışabiliyor, ancak ocaklar dönemsel olarak faaliyettedir. Örneğin, 6 ay, 8 ay ya da 10 ay gibi bir süre zarfında çalışıyor" diye konuştu.
'Şu anda ekonomi inşaatla dönüyor'
Rozan, mermer sektöründeki üretim düşüşünün ihracata da yansıdığını söyleyerek, bunun ülke genelinde yüzde 30-40'larda, bölgede ise yüzde 60-70 oranında olduğunu kaydetti. Rozan, mermer sektöründeki üretim düşüklüğü nedeniyle yaşanan sorunların Avrupa ülkelerine de yansıdığını ifade ederek, "Hal böyle olunca fabrikalar ağırlıklı olarak, Arap pazarı, komşu ülkelerimiz olan Irak ve Federal Kürdistan gibi bölgelerle çalışmaya başladı. Ancak şu anda ekonomi sadece inşaat sektörüyle dönüyor" şeklinde konuştu.
'Burası çok özel bir bölge'
Diyarbakır'ın Hani ilçesinin mermer bakımından en zengin bölgelerden biri olduğunu dile getiren Rozan, sadece Hani'de 18 adet mermer ocağının olduğunu kaydetti. Bu ocakların büyük bir gelir kapısı olduğunu belirten Rozan, "Bu ocaklar, köylümüzün kötülüğü için değil, bugünü kurtarmak içinde de değil. Bu ocaklar yarın içindir. Bu nedenle hepimizin önümüzdeki 50 yılı planlaması gerekiyor. Bu ocakların gelişimini sağlamamız lazım. Bu gün ben çalıştım, emekli oldum, yarın benim çocuğumda çalışsın emekli olsun hevesi yok. 'Ben bugün buradan ne kadar kar sağlarım' yaklaşımı sıkıntılara sebep oluyor. Burası doğunun Paris'idir. Burası çok özel bir bölge, burası Mezopotamya, yaşam kaynağıdır. Bundan ötürü yaşam kaynağını iyi değerlendirmek lazım" ifadelerine yer verdi.
'Mermer sektöründe çok az sayıda kadın var'
Türkiye genelinde kadın olarak iş hayatına atılmanın kolay olmadığına değinen Rozan, bu durumun bölgede daha zor olduğunu ifade etti. Rozan, "Ailenin kültürel yapısından gelen geleneksel bir takım yaklaşımlarımızdan kaynaklı kadında iş hayatına katılmada çok istekli değil. Son dönemlerde kadınların istekleri biraz daha arttı. Ama bunu teşvik etmek gerekiyor. Mermer sektöründe kadın sayısı çok azdır. Kadının karşısında bir erkek grubu var ve kadını görmezden geliyor ve yok sayıyor. Bu yüzden kadınlar varlığını çalışarak göstermeli" ifadelerini kullandı.
'Biz olmayı öğrenmemiz gerekiyor'
Rozan, çözüm sürecinin devam etmesini umut ettiğini ifade ederek, ancak sürecin kağıt üzerinde kalmaması gerektiğini sözlerine ekledi. Rozan, "Barış süreci sadece kağıtta değil, insanların toplu halde gerçekten kendini içinde hissederek diğerini, ötekisini, berisini, komşusunu kelimelerle yok saymadan, sürmelidir. Bu yüzden biz olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sadece kağıtta barış olması değil, bizim bir olmamız gerekiyor. O zaman barış içinde yaşarız" sözlerine yer verdi.
(dc/mg/fk)

