Cumartesi Anneleri: 'Gerçeği öğrenme' hakkı verilsin

14:26

 


JINHA


İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 510'uncu haftada da bir araya gelerek, binlerce insanın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu olan kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmalarını talep etti ve evrensel hukuka uygun yargılanmalarını imkânsız kılan egemen zihniyeti protesto etti. Kayıp yakınları Türkiye'ye, kaybedilen kişilerin ailelerine "gerçeği öğrenme" hakkını tanıyan Birleşmiş Milletler'in "Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunması"na dair uluslararası sözleşmeyi derhal imzalaması çağrısı yaptı.


Kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için her hafta gerçekleştirdikleri adalet arayışlarının 510'uncu haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" yazılı pankart açarak kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri bu haftaki eyleminde, binlerce insanın gözaltında kaybedilmesinden sorumlu olan kamu görevlilerinin yargı önüne çıkarılmalarını ve evrensel hukuka uygun yargılanmalarını imkânsız kılan egemen zihniyeti protesto ederek taleplerini paylaştı.


'Adalet arayışımızın yanıtı yeni katliamlar oldu'


Eylemde ilk olarak gözaltında kaybedilen ve bedeni kimsesizler mezarlığında bulunan Hasan Ocak'ın ağabeyi Ali Ocak söz aldı. Ali, 20 senedir adalet arayışı içerisinde olduklarını belirterek, "AKP hükümeti 15 sene önce bizlere adalet arayışımıza yanıt olacağını söyleyerek iktidara geldi ve hiçbir şekilde yanıt olmadı. Adalet arayışımıza yanıtını yeni katliamlarla verdi" dedi. Ardından söz alan gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır'ın avukatı Yaşar Kaya, Cemil Kırbayır'la ilgili yürütülecek olan davayla ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Yaşar, Cumartesi Anneleri'nin verdiği mücadelenin boşa gitmediğini haykırmak istediklerini söyleyerek, "Biz buradan sizlere müjde vermek istiyorduk. Kars Cumhuriyet Başsavcılığı bizlere davanın açılacağına dair teyit vermişti. Karar vereceklerini söylemişlerdi. Sonrasında dosya içerisindeki eksikliklerin giderilmesi için keşifler yapıldı. Biz şunu biliyoruz ki 12 Eylül'le ilgili yürütülen davalar, hukuki açıdan hiç de hoş ve insani olmayan bir şekilde zaman aşımına uğruyor" diye konuştu. Ardahan Ağır Ceza Mahkemesinin aldığı karara değinen Yaşar, bu karar doğrultusunda Cemil Kırbayır davasıyla ilgili olarak zaman aşımının işlenmeyeceği kanaatinde olduğunu vurguladı.


'AKP katliamcı uygulamaların geleneğini sürdürüyor'


Ağrı Milletvekili Halil Aksoy, Paris ve Roboski katliamına değinerek, "6-7-8 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen eylemlerde 51 kişi hayatını kaybetti ve sadece 3 kişi için bilinen bir soruşturma var. Sanki diğerleri hiç bu dünyada yaşamamış haklarında herhangi bir soruşturma yok gibi davranılıyor" şeklinde konuştu. Halil, AKP hükümetinin bu katliamcı uygulamaları devam edici gelenekte olduğunu ifade ederek, "AKP hükümeti başlangıçta bu tür katliamların üzerine gideceğini söylemişti şimdi ise bu uygulamaları kendisi sürdürüyor" dedi.


2014'te devlet tarafından en az 76 yurttaş katledildi


CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu ise meydanda sadece 70'li 80'li 90'lı yıllardaki kayıp yakınlarının olmadığını 2000'li yıllardaki kayıp yakınlarının da burada olduklarını belirtti. Sezgin, 2014 yılı devletin kaybettirme politikalarından bahsederek, "2014'te gözaltına alınarak hayatını kaybeden sayısı 5, faili meçhul cinayetlerle hayatını kaybeden yurttaş sayısı en az 50, toplantı, gösteri ve yürüyüş nedeniyle orantısız güç yargısız infaza maruz kalıpta hayatını kaybeden insan sayısı en az 21. Bu sadece 2014'te ölen yurttaşlarımızın sayısı. Buradaki anneler 70'lerden 2014'lere kadar olan vicdanın sürdürücüsü" dedi.


'Zaman aşımı etkin soruşturmanın yokluğudur'


Cumartesi İnsanlarından, gözaltında kaybedilen Hayrettin Eren'in ablası İkbal Eren basın açıklamasında, devlet tarafından gerçekleştirilen insanlık suçlarının tarafsız, adil bir biçimde soruşturulması ve yargılanmasını, davaların hakkaniyete uygun bir şekilde sonuçlandırılmasını talep ettiklerini söyledi. İkbal, Türkiye'de cezasızlığa yol açan önemli nedenlerden birinin zamanaşımı olduğunu belirterek, "Zamanaşımının temel nedeni ise etkin soruşturmanın yokluğudur. Çok sayıda zorla kaybetme   dosyasında, etkin soruşturma yürütülmeden evrensel  hukuka aykırı bir biçimde zamanaşımı gerekçe gösterilerek,  takipsizlik kararı verildi. Yalnız kayıp dosyaları değil, 90'larda işlenen  insanlığa karşı suç kapsamındaki binlerce dosya, aynı hukuksuzlukla  kapatılmak isteniyor" dedi.


'Cezasızlığı besleyen düzenlemeler iptal edilsin'


Ağır insan hakkı ihlallerinin bir daha yaşanmaması gerektiğini dile getiren İkbal, "Adaletin ve barışın tesis edilmesi için, insanlığa karşı işlenmiş suçlarda etkin soruşturma yapılmasının önündeki tüm engeller kaldırılmalı cezasızlığı besleyen zamanaşımı son bulmalıdır" şeklinde konuştu. "Gözaltında kayıp ve failli meçhul bırakılmış cinayetler, Türk Ceza Kanunu'nda insanlığa karşı suçlar başlığı altında düzenlenmeli, bu suçların yargılanmasında devlet sırrı ve zaman aşımı savunmasına  yer verilmemesini sağlayacak yasal düzenlemeler yapılmalıdır" diyen İkbal, mevcut yasalardaki cezasızlığı besleyen düzenlemelerin iptal edilmesi gerektiğini belirtti.


'Gerçeği öğrenme' hakkı verilsin


İkbal, kayıp aileleri olarak sıraladıkları taleplerden bahsederek, "Kaybedilen kişilerin ailelerine "gerçeği öğrenme" hakkını tanıyan Birleşmiş Milletler'in "Bütün Kişilerin Zorla Kaybedilmeden Korunması"na dair uluslararası sözleşmenin derhal imzalanmalı ve yürürlüğe konmalıdır. Kayıplar  gerçeği ile yüzleşmek  için, kayıp yakınları ve insan hakları örgütleri ile diyalog başlatılmalıdır" dedi.


(mt-dk/fk)