İHD: Post modern idamları durdurun
14:35
JINHA
AMED - Cezaevlerinde bulunan 228'i ağır 578 hasta tutsağın durumuna ve cezaevlerindeki ölümlere dikkat çeken İHD Diyarbakır Şubesi, "Bir hasta mahpusun daha tabutu çıkmadan bu sorun etrafında kenetlenmeliyiz. Cezaevinden çıkan her tabut, bizleri insanlığımızdan utanır hale getiriyor. Bu utancın daha fazla büyümesine müsaade etmeyin. Hasta mahpusları siyasi pazarlık konusu yapmaktan vazgeçin. Ve post modern idamları durdurun" çağrısı yaptı.
İHD Diyarbakır Şubesi, cezaevlerinde bulunan 228'i ağır 578 hasta tutsağın durumuna dikkat çekmek için D Tipi Kapalı Cezaevi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya İHD'lilerin yanı sıra Barış Anneleri Meclisi ve 78'ler Derneği üyeleri ve çok sayıda tutsak yakını katıldı. Yapılan açıklamada konuşan İHD Şube Başkanı Raci Bilici, Türkiye cezaevlerinde her gün bir ölüm haberinin alındığını ve aslında bu ölümlerin birer cinayet olduğunu söyledi. Raci, "En son Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde barış elçisi bu ülkeye barış getirmek için özgür topraklardan gelip burada barış mücadelesi veren değerli yoldaşımız Lütfü Taş'ı kaybettik ve bize göre cezaevinde katledildi. Lütfü, insan hakları barış savunucuları ve barış anneleriyle beraber barış mücadelesi verdi bu ülkede savaşı isteyen güçler tarafından cezaevine konuldu hukuk dışı olarak cezalandırıldı. Yetmiyormuş gibi devletin ihmalkârlığı yüzünden yaşamını yitirdi" dedi.
'Nereye kadar sürecek bu zulüm'
Diyarbakır D Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan 75 yaşındaki Mehmet Emin Özkan'ın eşi Emine Özkan ise eşinin sağlık durumuna dikkat çekerek, "Hastanede ziyaret ettik ölümün eşiğindedir. Görmemize izin vermediler onlar sadece cenazesini görmemize izin verecekler. Eğer bu şekilde yaşamını yitirirse biz bu cezaevini yakacağız. Nereye kadar sürecek bu zulüm. En az 3 defa ameliyat oldu sağlık durumu çok kötü" dedi.
'Barış elçisi devlet eliyle katledildi'
Basın metnini okuyan İHD Diyarbakır Cezaevi Komisyonu üyesi Muhterem Süer ise yasal ve idari engeller nedeniyle cezaevlerinde bulunan çok sayıda hasta mahpusun "son nefeslerini yakınlarının yanında verme" hakkından mahrum bırakıldıklarını belirterek, "Son olarak 2009 yılında Kandil'den Türkiye'ye gelen Barış Grubu üyelerinden Lütfü Taş, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmiştir. Diğer bir deyişle barış elçisi devlet eliyle katledilmiştir" şeklinde belirtti. Ölüm sınırına gelmiş hasta mahpusların hapishane koşullarında tutulmasının ve tedavilerini sağlanamamasının evrensel hukuk kriterlerine göre işkence ve kötü muamele yasağının ihlali olduğunu belirten Muhterem, "Hapishanede yaşanan her ölümde devletin yaşam hakkını da ihlal ettiği açıktır" diye belirtti. Muhterem, Adalet Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkili isimleri samimi olmaya davet ederek, "Hasta mahpusları siyasi pazarlık konusu yapmaktan vazgeçin. Ve post modern idamları durdurun" şeklinde konuştu.
Son olarak demokratik kamuoyunu hasta mahpusları sahiplenmeye çağıran Muhterem, "Bir hasta mahpusun daha tabutu çıkmadan bu sorun etrafında kenetlenmeliyiz. Cezaevinden çıkan her tabut, bizleri insanlığımızdan utanır hale getiriyor. Bu utancın daha fazla büyümesine müsaade etmeyin" diye belirtti.
Açıklamanın ardından hasta tutsaklara ilişkin talepler şöyle sıralandı:
"- Mahpusların evrensel hukuk çerçevesinde ve en temel insan hakları esas alınarak yaşam koşulları düzeltilmeli; şiddet, işkence, kötü muamele ve yaşam hakkı ihlallerinin önüne geçilmeli, ihlalleri gerçekleştiren sorumlular yargı karşısına çıkarılmalıdır.
- Hasta mahpusların tedavilerinin önündeki her türlü yasal idari engeller kaldırılmalı, kelepçeli tedavi asker nezaretinde tedavi, bodrum katlarında tedavi gibi insanlık dışı uygulamalardan vazgeçilmelidir.
- Hükümet, hasta mahpusları siyasi pazarlık konusu yapmaktan vazgeçmeli, sürecin ruhuna uygun hareket edilerek hapishanelerde yaşamını tek başına idame ettiremeyen veya ölümcül hastalıkları bulunan tüm mahpuslar bir an önce tahliye edilmelidirler.
- Evrensel hukuk ilkeleri gözetilerek, hasta mahpuslar açısında daha açık ve daha az yoruma yer bırakacak yasal düzenlemeler acilen yapılmalı ve uygulanabilir olmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır.
- İnfazların ertelenmesi hususunda gecikmelere neden olan ve objektif olmayan karalarda imzası bulunan Adli Tıp Kurumu bir an önce devreden çıkarılmalı, tam teşekküllü devlet hastanelerinin ve üniversite hastanelerinin vereceği raporlar yeterli görülmedir.
- İnsan hayatını güvenlik politikalarıyla aynı kefeye koymaktan vazgeçilmeli, "toplum güvenliği" kriteri yasa metninden tamamen çıkarılmalıdır.
- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan hasta mahpusların tedavi ve infazlarının ertelenmesinin önünde engel oluşturan 5274 sayılı kanunun 25. Maddesinin son hükmü yasa metninden çıkarılmalıdır.
- İnfaz rejimindeki 'ayrımcılık yasağı' ve 'kanun önünde eşitlik' ilkelerine aykırı hükümler kaldırılmalıdır."
(sg/fk/mg)

