Yargının zihniyeti: Erkeğe 'haksız tahrik' kadına 'ağır kusur'

09:22

 


Öykü Dilara Keskin/JINHA


İSTANBUL - Kadın katliamlarında caydırıcı olmak yerine teşvik edici rol oynayan yargı kadını katleden erkeğe çoğu zaman "Haksız tahrik" indirimi uygularken, boşanmak isteyen kadınları ise "ev içi görevi yapmadığı" yada "hakaret" ettiği gerekçesiyle "ağır kusurlu" buluyor ve tazminat taleplerini reddediyor. Avukat Eren Keskin, "Erkek egemen anlayış kırılmadığı sürece yargının kadınlara uyguladığı suçlar devam edecek" dedi.


Kadın katliamlarının hız kesmeden sürdüğü Türkiye'de sadece 2014'ün on ayındaki verilere göre kadınların yüzde 40'dan fazlası boşanmak istedikleri için eşleri tarafından katledildi. Eş katili erkekler yargılandıkları davalarda ise çoğu zaman "Haksız tahrik" gerekçesiyle ceza indirimi görüyor. Türkiye'de hukuk sisteminde kadını koruma yönünde yasalar uygulanmazken erkek şiddeti davaları da ve boşanma davalarında  "ev içi görevi yapmadığı" gerekçesi ve ya "hakaret" ettiği gerekçesini mahkemeler eşit kusura dayanarak "ağır kusur" indirimi yapıyor.


Erkeğin beyanı esas alındı


Ağır kusur sayılmasıyla birlikte kadınlar bazen boşanma davasında hakkı olan tazminatı alamazken, şiddet uygulayan erkek ise az ceza alıyor. Hareketin kanun maddesi farklı, hareketin cezası yasalara göre hafif olmakla birlikte karşılıklı hareket davasında taraflar ceza almazken şiddeti içeren eylemlerde şiddet uygulayan taraf ceza alıyor. 2002'den sonra Yargıtay bu kavramı birçok dava da uygulayarak, kadınların ekonomik haklarını almasını engelleyen bir kural haline getirmeye başladı. Bunun bir örneği ise geçen sene Manisa'nın Saruhanlı İlçesi'nde yaşandı. Eşinin kendisini dövmesine karşı eşine boşanma davası açmasının ardından, şiddet uygulayan erkeğin mahkemede " aileme hakaret etti" diye iddiada bulunduğu için mahkeme şiddete uğrayan kadının hakaretlerini 'ağır kusur' saydı. Normal şartlarda kadına tazminat ödemesi gereken eş mahkemenin verdiği ağır kusurla beraber tazminat ödemedi.


'Eşitsizliği kaldırmak devletin görevi'


Konuya ilişkin konuşan Avukat Eren Keskin,  kadınlara yönelik Türk Ceza Kanunu'nda ve Türk Medeni Kanunu'nda kadınlar için önemli maddeler olmasına rağmen uygulanmadığını dile getirdi.  Türkiye'nin imza attığı uluslararası sözleşmelerde kadınlara birçok haklar verdiğine değinen Eren, "Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığı Engellenmesi" sözleşmesinde yaşamın bütün alanlarında kadın ve erkek arasındaki eşitsizliğin kaldırılmasını devlete görev olarak yüklediğini vurguladı.


'Açık giyinmesi ağır kusur sayılıyor'


Türkiye'nin sözleşmelere de uygun davranmadığına değinen Eren, " 'Kadın ve erkek eşit değildir çünkü bu fıtratta yoktur' diyen bir Cumhurbaşkanı var başımızda. Erkek egemen anlayış kırılmadığı sürece yargının kadınlara uyguladığı suçlar devam edecek" dedi."Bir erkek eşine sevgilisine veya annesine şiddet uyguluyor kadın suç duyurusunda bulunuyor mahkeme açılıyor ancak mahkemede erkeğin kadına hakaret ettiği iddiası varsa bu iddia değerlendiriyor ve kadında kusurlu kabul ediliyor ve buna göre ceza veriliyor" diye devam eden Eren, boşanma davasında ise kadının erkeğe "hakaret" ettiği ," açık" giyindiği ya da " evdeki görevlerini " getirmediği iddiasını mahkemelerin " ağır kusur " saydığına değindi.


'Erkek egemen anlayışa olduğu için yanlış karar alıyor'


Eren, kadının görevinin ev içinde çalışmak olmadığını belirterek, Türkiye tarafından imzalanan uluslararası sözleşmelerde erkeklerin kadınların yükünü paylaşmak zorunda olduğunu belirtildiğini kaydetti.  Sözleşmelere göre sözleşmedeki maddelerin yazılı hukukta da uygulaması gerektiğini ifade eden Eren, "Devletin sözleşmelere göre kadın ve erkek eşittir iş bölümü yapması gerekiyor demesi gerekirken, devlet yetkilileri, ' kadın ve erkek eşit değildir' diyor " dedi. 


Eren son olarak erkek egemen anlayışın her alana yansıdığını vurgulayarak, yargıda da erkek egemen anlayış sahip olduğu için son derece yanlış kararlar alındığını belirtti.


(fk)