Elif Ana'dan yol arkadaşına mektup
11:21
JINHA
HABER MERKEZİ - PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla 2009 yılında Türkiye'ye gelen ve 5 yıl tutuklu kaldığı Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşamını yitiren Barış Grubu üyesi Lütfü Taş'ın birlikte geldiği yol arkadaşı Elif Uludağ, tutuklu bulunduğu cezaevinden mektup yazdı. "Yol arkadaşım, barış savaşçısı" diyen Elif, "Geride bıraktıklarımıza söz vermiştik, barış koşullarını oluşturacaktır ve onların memleket topraklarına dönüşünü coşkuyla karşılayacaktık. Hep birlikte özgürlük halaylarını çekecektik. Olmadı be can yoldaşlarımız olmadı" dedi.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine 2009 yılında Kandil'den Türkiye'ye gelen Barış Grubu'nda yer alan Lütfü Taş, 2010 yılında hakkında "örgüt üyesi olmak" iddiasıyla açılan dava kapsamında tutuklanmıştı. 5 yıldır tutuklu bulunduğu Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde geçirdiği kalp krizi sonucu 31 Aralık günü yaşamını yitiren Lütfü Taş'la birlikte Barış Grubu üyesi olarak gelen Elif Uludağ tutuklu bulunduğu Batman M Tipi Kapalı Cezaevi'nden mektup yazdı. Elif, JINHA'ya gönderdiği mektubunda, özlemini ve yol arkadaşının ardından duygularını yazdı.
'Barış elçisi' Elif'in yazdığı mektupta şu ifadeler yer aldı:
"Evet, işte yine bir yoldaşın anısına yazıyorum. Bizler hep sonsuzluğu zamansız uğurladığımız yoldaşlarımızın anısını canlı tutmak için yazarız. Bu boynumuzun borcudur. Unutmamak ve unutturmamak adına yazarız. Hawar yoldaşım, sıranın sana geldiğini geleceğini hiç düşünmemiştim. Daha dün gibi hatırlarım, Habur sınır kapısından girişimizi. O coşkuyu, heyecanı ve sevinçli halimiz hala gözümün önündedir. Barış için geliyorduk değil mi güzel yoldaşım. Geride bıraktıklarımıza söz vermiştik, barış koşullarını oluşturacaktır ve onların memleket topraklarına dönüşünü coşkuyla karşılayacaktık. Hep birlikte özgürlük halaylarını çekecektik. Olmadı be can yoldaşlarımız olmadı. Barıştan korkanlar bir an önce barışı tutsak etmek için amansız bir çabanın içine girdiler. Güzel yürekli yoldaşım böyle olmamalıydı.
'Oysa ki bizler elçiydik barış için gelmiştik'
Barışın insanlık için ne büyük bir onu ne büyük bir erdemlilik olduğunu anlamayan ve adaletten, hakikaten nasibini almamış olanlar ilmezler ki, en büyük en büyük savaşlar, en büyük bedeller ancak ve ancak barış için verilebilir. Barışın dilini anlamayanlar hırsızlıktan, talandan ve katliamlardan başka bir dili anlamazlar. Bizler gelirken öyle çirkin saldırılara maruz kaldık ki elbiselerimizi gündem yaptılar. Olmadık söylemlerle saldırı furyasına maruz kaldık. Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir yaklaşımdı. Hiçbir tarihte barış elçilerine böylesi bir yaklaşım olmamıştır. Dönemin hükümeti olan AKP sanki o anlaşmaklardan haberi yokmuş gibi bir yaklaşım sergiledi. Yine o dönemin Başbakanı Erdoğan, "Gitsinler evlerinde otursunlar, yoksa biz sil baştan yaparız" diyerek tehditler savurmayı da ihmal etmiyordu. Oysaki bizler elçiydik, doğduğumuz topraklara barış için gelmiştik. Ankara'ya meclise gidip partimizin taleplerini iletecek ve kendimizi anlatacaktık. Ne yazık ki Diyarbakır'dan öteye gitmek bile bizler için sakıncalı görülmüştü.
'Barışı tutsak edenler yüreğimizi acıtmaya devam etti'
Ortam öyle kışkırtılmıştı ki savaş çığırtkanlığı zihniyet yeniden devreye girmişti. Ve çok sürmeden bizleri tutsak ettiler. Aleyhimizde onlarca dava açıldı. Bizler için hazırlanan bütün iddianamelerde barış istediğimiz biçimindeki söylemlerimiz yer almıyordu. Böylece barış istemenin suç sayıldığı T.C. mahkemelerince kayıt altına alınmış oldu. Bizlere onlarca yıl cezalar verilmiş oldu. Hawar yoldaşım, bütün bunlara maruz kaldığımız yetmedi o günden bu güne onlarca yoldaşımızın zamansız gidişini yaşadık. O gün barışı tutsak edenler, sil baştan yaparız diyen zihniyet yüreğimizi acıtmaya devam etti. Zindana koymaları yetmedi canımızdan can aldılar. Öldürme geleneğini terk etmeyen bu zihniyet 2000'de gelen barış grubundan İsmet Baycan yoldaşımızın zindanda yaşamını yitirmesine yol açtığı gibi, şimdi de senin yaşamını yitirdiğinin belgesine imzasını koymuş oldu. Barış grubundan böylece intikam alma geleneğini sürdürdü.'Sana söz veriyoruz mücadelemiz devam edecek'
Hawar yoldaşım, sana söz veriyoruz onların çokça korktuğu barışı sağlayana kadar mücadelemiz devam edecek. Birlikte çıktığımız barış yolculuğumuzu sonuna kadar sürdüreceğiz. Can yoldaş hayatını hep mücadeleye adadın. Böyle sessiz sedasız gidişin yüreğimizi acıtıyor. Bilesin ki acını kendimize mücadele gerekçemiz yapacağız ve seni mücadelemizde hep yaşatacağız. Senin gibi bir barış savaşçısını anlatmak hiç kolay değil. Senin gibi ömrünü özgürlük mücadelesine vermiş bir yoldaşın her günü sayfalarca anlatmayı gerektirir. Benimkisi sadece Hoşça kal demek içindi. Zindanda böyle bir biçimde sön sözünü söylemeden hayata veda etmen bizleri incitiyor. Sözün bittiği noktadayım… Hoşça kal barış savaşçısı, Hoşça kal.
Yol arkadaşın Elif Uludağ Batman M Tipi Kapalı cezaevi."
(sg/fk/mg)

