Devrimi ve savaşı anlatan kadın gazeteciler

09:06

 


Asiye Tekin/JINHA


QAMİŞLO - Din ve etnik savaşlarla insanlığın alternatifsiz bırakılmaya çalışıldığı Ortadoğu'da halkların ortak yaşam geleceğini örecek bir model olarak ortaya çıkan Rojava Devrimi'nde, inşa ve savaş bir araya yürütülürken, bunu anlatmak ise gazetecilere düşüyor. Rojava'daki kadın gazeteciler, tanık oldukları devrimin ve savaşı gelecek kuşaklara aktarmak için kaydettiklerini söylüyor.


Rojava'da 2012 Temmuz ayında gerçekleşen devrimin ardından Ortadoğu'da yıllardır din ve etnik çatışmalar nedeniyle alternatifsiz bırakılan halklar yeni bir umuda kavuştu. Halkların ortak yaşam kültürünün örüldüğü Cizre, Kobane ve Afrin kantonlarına yönelik çetecilerin ve egemenlerin saldırısı ise sürüyor. Kobane'ye yönelik çeteci saldırıları tüm dünyada "İnsanlığa adına direniş" olarak yorumlanırken, Rojava'da geleceği direnen ve devrime inananların kazanacağı bir kez daha ortaya çıktı. Devrim ve savaşın bir arada yaşandığı Rojava'da gazeteci olarak çalışan gazeteciler, kendilerini şanslı görüyor. Özellikle kadın gazeteciler, anı anına tanıklık ettikleri devrimin coşkusunu yaşıyor.


'Devrimle birlikte kadın gazeteciler arttı'


Rojava devriminin gelişmesiyle birlikte kadın gazetecilerin arttığını söyleyen Pervin Xelil, "Ben de Rojava Devrimi'nin yaşandığı bir dönemde gazetecilik yapmaya başladım. Kobane'de savaşa tanıklık ettim. Bir gazeteci olarak halkın içinde anlık olarak yaşanan devrim ve savaşın nasıl yürütüldüğünü bire bir yaşadım. Ben de bir kadın olarak ilk deneyimlerimi devrim ve savaşın içinde yaşadım" dedi.


'Savaş haberini geçmek için cepheye gidiyoruz'


Aşiretçilik ve feodalizmin yoğun olduğu bir ortamda gazetecilik yapmanın zor olduğunu kaydeden Pervin, "Bir kadın olarak kendini önce topluma kazandırmak bırakılıyorsun. Kobanê'de eskiden sadece erkekler gazetecilik yapıyordu. Devrimle birlikte bu aşılmaya başlandı, artık kadınlar aktif olarak Rojava'da gazetecilik yapıyor. Buda halkın kadın gazetecilere karşı güvenini artırdı. Çünkü savaş alanını kaydetmek için cepheye gidiyorsunuz, bunu gören halk onurlu bir iş yapılıyor diye saygı duymaya başladı.  Daha önceki aşiretçiliği üzerinden atamayan toplumda bir kadının gazetecilik yapması mümkün değildi. Ancak şuan yüzlerce kadın burada gazetecilik yapıyor" diye konuştu.


Savaş muhabirliği yapmak


Tarihi bir devrimin yaşandığı Rojava'da gazetecilik yapmanın önemine değinen Pervin, "Bu gün yazdığım haberlerin bir daha tekrarlanmama ihtimali çok yüksek, bazı tarihler var yaşanır ve bir daha tekrarlanmaz.  Bende bir gazeteci olarak aslında tarihi kaydediyorum, yazdığım her haberin aslında tarihi bir belge niteliği taşıdığının farkında olarak bu işi yapıyorum.  Bir tarihe tanıklık etmek beni gururlandırıyor" şeklinde konuştu. 


'Devrimi ören kadınları dünyaya duyuruyorum'


Rojava devrimiyle birlikte kadınların her alanda olduğu gibi basın alanında da aktifleştiğini söyleyen Rojava'da çalışan JINHA muhabiri Zinarîn Aydın ise Rojava'da kadınların özgürlüğe attığı adımı kaydettiğini söylüyor. Kadınların devrimle beraber yaşamın her alanında aktifleştiğini söyleyen Zinarîn, "Bir gazeteci olarak kadınların burada devrimi nasıl ördüğünü kaydedip, bütün dünyanın buna şahitlik etmesini istiyorum. Rojava devrimine kadınların katılımını, emeğini mücadelesini haberlerime yansıtıyorum" diyor. Zinarîn, yaptığı haberlerle devrime öncülük eden kadınların emeğini tarihe geçmesi gerektiğini vurguladı.


'Destansı Rojava direnişini kadınlar yazdı'


Kadının savaşa yaklaşımının öldürmek politikası üzerinden olmadığını söyleyen Zinarîn, "Kadının savaşa katılım biçimi toprağını korumak üzerinedir. Bundan dolayı Rojava devrimin öncüsü olan kadınlar bu kadar ilgi çekiyor. Arîn Mîrxan bunun en önemli örneğidir. Arîn, bu konuda ilgi çekici değimlidir? Oldukça narin olan Arîn profili aslında aynı zamanda isyancı bir kadınadır.  Arîn örneğiyle, toprağına saldırı söz konusuyken kadının her şey yapabileceğini görüyoruz.  Arîn özelikle Kobanê değişinin en önemli örneğidir.  Önceleri kadına 'namus' algısıyla yaklaşan bir yer olan Kobanê'de kadınlar devrimin öncülüğünü yapıyor. Bu destansı direnişle beraber, bunu kaydeden gazeteci kadınlar çıktı. Bu sayının daha da artması gerekiyor" diye konuştu.


'RAJIN'ı kurduk'


Devrimden önce de Rojava'da  gazetecilik  yaptığını söyleyen ANHA muhabiri Hanfa Musa, "Kadınlar ilk kez ellerinde kamera ve fotoğraf makinesiyle halkın içine çıktılar. Rojava'da 56 kişiyle başlayan basın çalışmalarında olanların otuzu kadındı. Basın çalışmaları gelişince kadınlar kendi özgün örgütlülükleri olan RAJIN'ı kurdular. 2013 yılının Nisan ayında 80 kadınla ilk RAJIN Konferansı'nı gerçekleştirdik. Burada 9 kişilik RAJIN Kadın Meclisi kurduk" dedi. Konuşmasının sonunda Henfa, "kadınlar kendi emeklerini basında ispatladılar, kadın gazeteciler halkı için mücadele eden kadınların sesi olmaya devam edecek" dedi.


'Tüm kadınların sesi olacağız'


Asoya Jin kadın dergisinde çalışan Hevi Semir ise "Biz kadınların örgütlülüğü için Asoya Jin dergisini örgütlenme aracı olarak görüyoruz. Her kadının kendini içinde gördüğü, kadınların etrafında toplandığı, kadınların kendi haklarını içinde gördüğü bir dergide çalışıyorum.  Basın çalışmalarında kimi zorlanmalar yaşasak ta kadın devriminin yaşandığı Rojava'da kadınlarla ortaklaşarak bunu aşmaya çalışıyoruz. Bütün gazeteciler alanlara inerek kadınların sorunlarını gün yüzüne çıkartmaları, kadınların yaşadığı sorunlara çözüm bulmaları gerekiyor" diye anlattı.


(zd/fk)