'Amina'yı öldüren yasalara son' kampanyası
11:55
JINHA
HABER MERKEZİ - Sınır Tanımayan Kadınlar; İzmir'de Aralık ayında hamile halde gözaltına alınıp sınır dışı edilmek üzere Yabancılar Şubesi Geri Gönderme Merkezi'ne kapatıldıktan sonra yaşamını yitiren Kamerunlu Amina Tou Cady ve tüm sığınmacılar için adalet talebiyle imza kampanyası başlattı.
İzmir'de geçtiğimiz Aralık ayında Kamerunlu Amina Tou Cady, polisler tarafından gözaltına alınıp Yabancılar Şubesi Geri Gönderme Merkezi'ne götürüldükten sonra tüberküloz ve HIV virüsü taşıdığı gerekçesiyle Geri Gönderme Merkezi'nin bodrumundaki bir odaya kapatılmış, hamile olduğu halde tedavisi yapılmamış ve çocuğunu doğurduktan 20 gün sonra ise yaşamını yitirmişti. Kamerun'lu Amina Tou Cady'ın ölümüne ilişkin Sınır Tanımayan Kadınlar, imza kampanyası başlattı. Kampanyanın duyurusu yazılı basın açıklaması ile yapıldı.
'Göçmen kadınlar tecritle ve ayrımcılıkla karşılaşıyor'
"Nisan 2014'de yürürlüğe giren 6468 sayılı Yabancılar Ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), toplum sağlığı ve düzeni bahanesiyle göçmenlerin haklarının ihlal edilmesine zemin hazırlıyor" denilen imza kampanyası metninde, Emniyet Genel Müdürlüğü Yabancılar Şubesi'ne bağlı olan ve sınır dışı edilmek üzere göçmenlerin tutulduğu geri gönderme merkezlerinin insanlık dışı koşullarının pek çok defa belgelendiği hatırlatıldı. Açıklamada, "Son olarak Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından geçen Kasım ayında yayımlanan 'İstanbul Geri Gönderme Merkezi Raporu'nda, bu cezaevlerinde fiziki koşullarının yetersiz olduğu, havalandırma, sağlık ve psikolojik destek hizmetlerinin gerekli şekilde sağlanamadığı tespit edildi. Kimi zaman metrekareye 4-5 kişinin düştüğü bu cezaevlerinde kadınların durumu çok daha vahim. Toplumsal cinsiyete duyarlı tedbirlerin alınması bir yana hasta ya da hamile kadınlara özel bir bakım ya da psikolojik destek de mevcut değil. Göçmen kadınların karşılaştıkları ayrımcılık cinsel yolla bulaşan hastalıklar söz konusu olduğunda daha da vahim bir hal alıyor. Zaten hastanelerde kötü muameleye maruz kalan göçmen kadınlar bu cezaevlerinde de ayrımcılık ve tecritle karşı karşıya kalıyor" denildi.
'Toplum düzeni ve sağlığı bahanesi'
Amina'nın İzmir Geri Gönderme Merkezi'nde, HIV virüsü taşıyıcısı olduğu gerekçesiyle, bebeği ile birlikte karanlık bir bodrumda ve tecrit altında tutulmaya başladığı belirtilen açıklamada hayatını kaybetmesinin tesadüf olmadığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi: "Bu yasalar sayesinde polis, herkeste olabilen hastalıkları ya da toplum düzenini bahane ederek göçmenleri gözaltına alabiliyor, hiçbir savunma fırsatı vermeden ve tedavi imkanı sağlanmadan sınırdışı edilebiliyor. Bu sınırdışılar özellikle kadınlar için çok daha vahim boyutlara ulaşıyor çünkü, her yıl binlerce göçmen kadın fuhuş ya da cinsel yolla bulaşan hastalık bahanesiyle sınırdışı ediliyor. Öte yandan göçmenlerin tutulduğu bu cezaevlerinde tüberküloz gibi bulaşıcı hastalıkların ise tespit edilmediği ve önlem alınmadığı da biliniyor. Dolayısıyla göçmenlerin oldukça sağlıksız koşullarda aylarca istif edilmiş şekilde yaşamak zorunda bırakıldığı bu cezaevlerinde tüberküloz hastalığına yakalanmaları da işten bile değil."
'Amina kötü koşullarda kalmaya zorlandı'
Amina'nın ölümüne neden olan ihmaller zinciri şöyle sıralandı: "HIV virüs taşıyıcısının aynı odada yaşayan diğer insanlara hastalığı bulaştırma riski olmadığı bilinmesine rağmen Amina'nın HIV virüsü taşıyıcısı olduğu için tecrit edilmesi bir ayrımcılık ve insan hakkı ihlalidir. Üstüne üstlük özel bakıma ihtiyacı varken lohusa haliyle ve yeni doğmuş bebeği ile kötü koşullarda kalmaya zorlanması Amina'nın ölümüne yol açmıştır. Biz diyoruz ki; yasalar karşısında hukuki durumu ne olursa olsun göçmenlere ve özellikle de kadınlara karşı devlet eliyle yürütülen bu ayrımcı politikalara bir an önce son verilmelidir. Öncelikle hiçbir göçmen sınırı geçtiği ya da izinsiz çalıştığı için 'suçlu', 'kaçak' ya da 'yasadışı' değildir."
'İnsan hakları ihlalleri durdurulmalı'
Göçmenlerin geri gönderme merkezlerine kapatılmasının hukuksuz olduğu ifade edilen açıklamanın devamında talepler ise şu şekilde sıralandı: "Bu cezaevlerinde uygulanan insan hakları ihlalleri durdurulmalıdır! Bir an önce göçmenlerin başvurabilecekleri, bilgi alabilecekleri, haklarını savunabilecekleri bir başvuru mekanizması kurulmalıdır. Nitekim yasalardan dolayı kırılgan ve toplumun her kesiminin istismarına açık bir konumda bırakılan göçmenlerin haksızlığa uğradığında başvurabilecekleri hiç bir yer yoktur. Göçmenlik konumuna ek olarak, özellikle kadın ve LGBTİ bireylerin, taciz, tecavüz ve her türlü sömürüye karşı daha da savunmasız oldukları dikkate alınarak, özel önlemler, başvuru ve destek mekanizmaları bir an önce hayata geçirilmelidir."
(şg-zd/fk/mg)

