ÖGC 2014 basın karnesini açıkladı

14:58

 


JINHA


AMED - Özgür Gazeteciler Cemiyeti (ÖGC) Eş Başkanı Nevin Erdemir, 2014 yılında yine gazetecilerin, işten çıkarma, tutuklama ve davalarla karşı karşıya kaldığını söyledi. "Gazetecileri 'teröristlik'le suçlayanlar da terörizmle suçlanır hale geldi. KCK basın yargılamaları sırasında 'demokrasi herkese lazım' demiştik haklı çıktık" diyen Nevin, yine Türkiye'de basın ve medya üzerindeki baskıların en büyük nedenlerinden biri olarak entelektüel camianın demokrasi ile olan sorunlu ilişkisini gösterdi.   


ÖGC, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla 2014 Basın Özgürlüğü Raporu'nu açıkladı. Hazırlanan rapor, cemiyet binasında Genel Sekreter Serhat Yaruk ve Yönetim Kurulu üyelerinin de katılımıyla Cemiyet Eş Başkanı Nevin Erdemir tarafından paylaşıldı. Türkiye'de her dönem tartışma konusu olan gazetecilik mesleğinin son yıllarda gittikçe artan oranda siyasi tartışmaların odağındaki yerini koruduğunu belirterek sözlerine başlayan Eş Başkan Nevin Erdemir, iktidarın vazgeçilmez bir araç olarak muhalif basın ve medya organlarını hedef tahtasına oturttuğunu söyledi.


'Haklı çıktık'


Nevin, sol, sosyalist ve muhalif/alternatif basına dönük saldırı ile özellikle KCK operasyonlarıyla onlarca gazetecinin tutuklanmasına sessiz kalan ya da destek verenlerin bugün aynı yöntemlerle hedef tahtasına oturtulduğunu da vurguladı. Nevin, "KCK basın davalarını hararetli bir şekilde alkışlamış olan yandaş basının, baskılardan nasibini almaya başlaması, bunun en somut göstergesi olarak, 'Demokrasi ve basın özgürlüğünün bir gün herkese lazım olacağı' gerçeğini çok çıplak bir şekilde gözler önüne serdi" dedi.


'Entelektüel camianın demokrasi ile ilişkisi'


Nevin, yine Türkiye'de basın ve medya üzerindeki baskıların en büyük nedenlerinden biri olarak Türkiye entelektüel camianın demokrasi ile olan sorunlu ilişkisini gösterdi. Nevin "Nihayetinde bu durumda olanlar, 'bir gün ak dediklerine öbür gün kara' demek zorunda kalıyor. 'Özgür basın susturulamaz' sloganını, bir gün 'terörist faaliyetlerin' delili sayarken bir başka gün söz konusu 'sloganı' sığınılacak liman olarak görüyor. Türkiye basın camiasındaki bu tutarsızlık, ilkesel düzeyde özgürlükçü olamama durumu, medyayı her türlü iktidar oyunun en fazla ve ağır dozajda yaşanabileceği bir alan haline getiriyor" ifadelerini kullandı.


'Yine hedef gazeteciler'


Nevin şunları söyledi: "Yaşanan tartışmalar ve medya üzerinde artan oranda ağırlaşan baskılar, işten çıkarmalar, gazetecileri hedef haline getirmeler, gözaltı ve tutuklamalar, gazeteci cinayetleri, polis şiddetine maruz kalma, yargı baskısıyla yıldırma, sokakta eylemlerinde gazetecilerin hedef haline getirilmesi, 2014 yılının kısa bir özeti oldu adeta. Yılın ortaya çıkan önemli gelişmelerinden biri 2011 yılında gözaltına alınıp tutuklanan KCK basın davasından tutuklu gazetecilerin Mayıs 2014 tarihinde tahliye edilmeleri oldu. 2011 yılında iktidarın ve cemaatin 'Onlar gazeteci değil, terörist' diyerek tutuklanmalarını savunduğu KCK Basın davası ÖYM'lerin kaldırılmasıyla yürütülemez hale geldi. Mahkeme, KCK basın davasını Anayasa Mahkemesi'ne gönderdi."


'Terörist' diyenler de terörizm ile suçlandı!'


Nevin, KCK Basın davalarını hararetli bir şekilde savunmuş olan Cemaat medyasına yapılan operasyonun, terörizm suçlamasıyla gazetecilerin nasıl rahat bir şekilde hedef haline getirildiğini bir kez daha gösterdiğini de sözlerine ekledi. Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı ve Samanyolu TV Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca ile kimi dizi senaristlerinin, 14 Aralık tarihinde gözaltına alındığını hatırlatan Nevin, "Bir zamanlar KCK basın davası, sol sosyalist basın davalarında yargılananlar, Oda TV davası için 'Onlar gazeteci değil terörist' diyen Zaman Gazetesi ve Cemaat Medyası, 'Özgür Basın Susturulamaz' sloganı atarken bu kez kendileri, 'Onlar gazeteci değil terörist' suçlamasına maruz kaldı" dedi.


'Gazeteciler işsiz kaldı'


2014 yılının gazetecilerin yoğun ve kitlesel olarak işsiz bırakıldıkları, medyanın el değiştirdiği bir yıl olduğunu belirten Nevin, özellikle egemen medyada Radikal'in basılı yayınına son vermesi, Doğan Medya'nın küçülme kararı alması, muhaliflere yönelik baskıların yine gazetecilerin toplu olarak işsiz kalmalarına neden olduğunu, sansür ve iktidar baskısının da hak ihlallerinin temellerinden birini oluşturduğunu kaydetti.


Rakamlarla medya gerçeği


Bu değerlendirmelerin ardından hazırlanan raporda toplanan veriler paylaşıldı. Açıklanan verilere göre, Türkiye cezaevlerinde halen 10'nu gazete dağıtımcısı 32 gazeteci tutuklu ve hükümlü bulunuyor. Azadiya Welat Yazı İşleri Müdürleri hakkında 157,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılırken, Gündem gazetesine 157 bin TL para cezası kesildi. Gündem Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Reyhan Çapan'a 45 yıl, Demokratik Ulus Yazı İşleri Müdürü Arafat Dayan'a 90 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Böylece 2014 yılında Kürt medyası yazı işleri müdürlerine 292,5 yıl hapis cezası istemiyle dava açılmış oldu.


Yıl içerisinde Türkiye'de en az iki gazeteci öldürüldü ve Azadiya Welat gazetesi dağıtımcısı Kadri Bağdu'nun sokak ortasında öldürülmesi olayı, 90'lı yıllardaki failli meçhul cinayetleri çağrıştırdı. Yine sansür konusunda en az 264 yayına durdurma cezası verildi, hükümetin "Alo fatih" pratiği ile uyguladığı fiili sansür girişimleri ile TRT'nin muhaliflere yer vermemesi dışında 5 gazete mühürlendi, cezaevlerindeki yayın yasakları yıl boyunca devam etti.


Türkiye'de toplumsal olaylarda 70'ten fazla gazeteci doğrudan polisin yada toplumsal olaylar sırasında farklı grupların saldırısına maruz kaldı. Çok sayıda gözaltı yaşandı. Gezi eylemleri sonrasında yeni bir yöntem olarak etkili bir şekilde devreye giren "işsiz bırakma" girişimleri sonucunda binden fazla gazeteci ya istifa etti ya da işinden edildi. Bu rakam bir önceki yılın işsiz bırakılan gazeteciler sayısını 9'a katladı.


(ekip/fk/mg)