Güçlükonak'ın faillerini kim koruyor?

15:05

 


JINHA


İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, 511'inci haftada bir araya gelerek, Güçlükonak katliamının 19'uncu yıldönümünde mezar hakları bile ellerinden alınan katliam mağdurlarının aileleriyle birlikte faillerinin yargılanmasını istedi. Kayıp yakınları, "Faili JİTEM olan bu katliamda bu kadar çok delile rağmen katilleri kim koruyor?" diye sordu.


Kayıplarının akıbetlerinin araştırılması ve faillerinin bulunması için her hafta gerçekleştirdikleri adalet arayışlarının 511'uncu haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" yazılı pankart açarak kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri bu haftaki eyleminde, Şırnak'ın Güçlükonak ilçesinde devlet tarafından katledilen 11 yurttaşın faillerinin yargılanmaması istendi. Eylemde ilk olarak söz alan Hanım Tosun,  8 Ocak 1996 tarihinde gözaltına alınarak işkencede katledilen gazeteci Metin Göktepe'yi ve Charlie Hebdo'ya yapılan saldırıyı hatırlatarak, "Metin Göktepe'yi hiçbir zaman unutmuyorum bizim her zaman yanımızda oldu. Tüm bu saldırıları yapanlar yargılansın" dedi. Türkiye'de Kürtlerin her ay katledildiğini dile getiren Hanım, katliamların Türkiye'nin ayıbı olduğunu söyledi.


'Devletin vahşeti olduğu gibi duruyordu'


Güçlükonak katliamını yerinde incelemek üzere bölgeye giden heyette yer alan sanatçı Ferhat Tunç'ta eylemde söz aldı. Ferhat, katliamın ortaya çıkarılması için bölgeye giderek incelemelerde bulunduklarını anlattı. Katledilenlerin devletin 'korucu' olarak tuttuğu insanlar olduğunu belirten Ferhat, katliamı gerçekleştirenlerin aslında PKK'nin 'sözde' ateşkes ilan ettiğini söylemek istediklerini ifade etti. "Olay yerine vardığımızda devletin katlettikleri insanların vahşeti olduğu gibi duruyordu" diye konuşan Ferhat, faillerin yargılanmasını istedi.


'Biz Kürdüz PKK bizi neden öldürsün'


Ferhat'ın ardından Güçlü konak katliamının kurbanlarından Ahmet Kaya'nın kızı Emine Kaya Ermek,  devletin zamanında büyük bir katliam yaptığını belirterek, devletin insanları işkenceyle katlettiğinin altını çizdi. Emine, insanları PKK'nin öldürmediğini söyleyerek, "Biz Kürdüz, PKK neden bizi öldürsün" diye sorarak tepki gösterdi.


'İşkenceyle sorgulanarak öldürüldüler'


Cumartesi İnsanlarından gazeteci Metin Göktepe'nin ablası Meryem Göktepe okuduğu basın açıklamasında AKP hükümetinin hazırladığı devlet şiddetini yasal hale getiren, hukuksuzluk, keyfilik, yurttaşa karşı düşmanlık içeren 'iç güvenlik paketi' nedeniyle kaygı içerisinde olduklarını söyledi. AKP'nin kamu düzenini askerin sağladığı 90'larda işlenen Güçlükonak katliamının unutulmaması için buluştuklarını ifade eden Meryem, "1996 yılının 10-12 Ocak tarihleri arasında askerler, Şırnak'ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli ve Yatağan köylerine baskın yaptı. Abdullah İnan, Ahmet Kaya, Ali Nas, Neytullah İlhan, Halit Kaya ve Ramazan Oruç'u gözaltına aldı. PKK'ye yardım ettikleri gerekçesi ile gözaltına alınan köylüler, Taşkonak Jandarma Taburu'na götürüldü, işkenceyle sorgulanarak öldürüldü" dedi.


'Cansız bedenleri koltuklara oturtarak başlarına çuval geçirdiler'


15 Ocak 1996 tarihinde Koçyurdu köy muhtarı ve aynı zamanda korucu olan Mehmet Öner'i arayan jandarmanın gözaltındakileri serbest bırakacaklarını, onları almak için minibüs göndermelerini istediklerini söyleyen Meryem, "Korucular Hamit Yılmaz, Abdüllahim Yılmaz, Mehmet Öner ve Lokman Özdemir, Ramazan Nas'ın kullandığı 56 AH 320 plakalı minibüsle Jandarma Taburu'na gitti. Tabura gelen 4 korucu da öldürüldü ve daha önce öldürülen 6 köylü ile birlikte, 10 kişinin cansız bedenleri minbüsün koltuklarına bağlandı başlarına çuval geçirildi. Ramazan Nas'ın kullandığı minibüs jandarmanın kontrolünde yola çıktı. Yol askerler tarafından trafiğe kapatıldı" şeklinde konuştu.


Aceleyle, toplu halde gömdüler


Meryem, minibüsün bir noktaya geldiğinde jandarmaların inerek uzaklaştığını anlatarak, "Yolu kesen özel tim, önce minibüsü silahlarla taradı. Attıkları roketler sonucu minibüs ve içindeki 10 ceset kömür haline geldi. Kaçmaya çalışan minibüs sürücüsü de taranarak öldürüldü. Adeta kül olmuş bedenler ailelere teslim edilmedi. Üzerinde kimliklendirme çalışması yapılmadan, dini vecibeler yerine getirilmeden güvenlik güçlerince toplu halde gömüldü" diye konuştu.


Adnan Ekmen: JİTEM'in işiydi söyleyemedik


Ankara'dan Güçlükonak'a getirilen gazetecilere PKK'nin yolcu minibüsüne saldırdığı bilgisinin verildiğini aktaran Meryem, "Genel Kurmay'ın açıklamasında ki çelişkiler nedeniyle İstanbul'da 'Barış İçin Bir Arada Çalışma Grubu'nun çağrısıyla, sivil toplum kuruluşlarının üyelerinden oluşan bağımsız bir heyet kuruldu. Heyet Güçlükonak'ta iki kez inceleme yaptı, ailelerle görüştü, rapor hazırladı" dedi.


Meryem, tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını belirterek, "AİHM'e taşınan davada Türkiye etkin soruşturma yapmadığı için mahkum oldu. Katliamdan 13 sene sonra yapılan itirafta dönemin bakanlarından Adnan Ekmen,'Olayı araştırınca arkasından devlet çıktı. PKK'nın değil, JİTEM'in işiydi söyleyemedik' dedi. Gerçek ortada Genel Kurmay Başkanı Necdet Özel ordunun Güçlükonak katliamındaki rolünü kamuoyuna açıklasın" ifadelerinde bulundu.


(dk/mg)