DÖKH tüm dünya kadınların sesi olmaya doğru ilerliyor

16:20

 


JINHA


AMED - Diyarbakır'da 300 delegenin katılımı ile gerçekleştirilen 8. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) Konferansı’nı değerlendiren kadınlar, "DÖKH’ün bölgede ciddi bir irade haline geldiğini ve tüm bölge kentlerinde DÖKH’ün etkisini hissedebildiğimizi söyleyebiliriz. Fakat Rojava ve Şengal direnişiyle beraber tüm dünya kadınları bizden beklenti içine girdi. Bu tarihsel sorumluluğun farkına vararak tüm dünyaya yayılmak için önümüze yeni mücadele görevleri koyduk” dedi.


8. DÖKH Konferansı Kuzey Kürdistan ve Türkiye'den gelen 300 delegenin katılım ile gerçekleştirildi. İki gün süren yoğun tartışmalarının ardından öğleden sonra görevler ve sonuç bildirgesi hazırlıkları bölümüne geçildi. Konferansta yürütülen tartışmaları JINHA’ya değerlendiren kadınlar, tüm tartışmaların sonucunda, Kürt kadınların artık tüm dünya kadınları açısından kurtuluş sembolü haline geldiğini belirterek, bu nedenle daha fazla örgütlenme sonucunun açığa çıktığını söyledi.


Mülkiye: Güçlü tartışmalar yürüttük


HDP Kars Milletvekili Mülkiye Birtane DÖKH’ün yıllardır alanlarda aktif olarak çalıştığını ifade ederek, "Kurumsal anlamda yıllardır kadının sesi olamaya çalışıyoruz. Aynı zamanda yıllardır sistem de bizi baskılamaya çalışıyor. Eril sistem son olarak ‘KCK’ adı altında gerçekleştirdiği operasyonlarla sesimizi kesmeye çalıştı. Beş yıldır tutsak olan arkadaşlarımız şuan konferansta güçlü tartışmalar yürütüyor. Öyle ki yıllardır tutsak bırakılmalarına rağmen, yürüttüğümüz çalışma raporlarında yaşanan eksikliklerde dahi kendini sorumlu tutarak öz eleştirisini verdi. Bu çok önemlidir. Bu yaklaşım örgütlülüğümüzün ne kadar ciddi ve önemli olduğunu gösteriyor” dedi.


‘Dünya Kürtleri konuşuyor sorumluklarımız arttı’


Mülkiye, kimlik ve cins bilinci mücadelesi veren Kürt kadınların Rojava devriminden sonra daha fala sorumluluk aldığını belirtti. Şengal ve Rojava’da kadınların hem kadın hem de halk iradesini göstermiş olmasındaki sonucun dünya tarafından büyük bir hayranlığın açığa çıkardığını ifade eden Mülkiye, "Bu bilinçle DÖKH olarak tekrar bir konferansa gitme ihtiyacı duyduk. Çünkü artık sadece Kürt kadınların değil, aynı zamanda tüm ezilen kadınların sesi olma iddiasındayız. Ezilen tüm kadınların sesiyiz.  Bu düzeye gelmemizdeki en büyük neden güçlü bir inanca sahip olmamızdandır. Bu anlamda daha önce de belirlediğimiz sekiz temel boyut çerçevesinde yeni kararlaşmaya gireceğiz. Toplumun tüm sorunlarını kendi sorunumuz olarak görüp öyle kararlara varacağız. Pratik anlamada hala eksikliklerimiz var. Bu eksiklerimizi göz önünde bulunduracak ve tüm kesimlerden kadınlarla aynı yerde birleşeceğiz.  Bu anlamda alacağımız kararların en önemli maddesi ekoloji olacaktır” diye konuştu.


‘Kürt kadın hareketi tüm dünyaya örnek oldu’


Kadınların konferansta her delegenin önüne yeni görev koyduğunun bilgisini veren Filiz Koçali ise kadınların yeni yaşamı inşa edeceğini ve bu anlamada daha fazla sorumluluk almak zorunda olduğunu belirtti. DÖKH’ün dünya tarafından tanındığını belirten Filiz, kadınların buna rağmen konferans tartışmalarında ciddi özeleştiri vererek önüne yeni görevlendirmeler koyduğunu belirterek bu yaklaşımın kadın örgütlülüğü anlamında çok değerli olduğunu ifade etti. Kürt kadınların yıllar önce Türkiye’de feministler tarafından tam anlamıyla kabullenilmediğini hatırlatan Filiz, "Şimdi ise Kürt kadınlar her alanda önde yürüyen bir kimlik halinde geldi. Kadınlar daha önceki dönemlerde, eylemliliklerde neden önderliğimizin posterini taşıyoruz konusunda bizi eleştiriyordu. Fakat şu an her kesim artık bizim neden bu kadar güçlü olduğumuzu anlayabiliyor. Bu kadar güçlü ve örgütlü olmamızın tek nedeni güçlü bir öndere sahip olmamızdan kaynaklanıyor" dedi.


‘Konferansa batılı kadınların talebini getirdim'


HDK üyesi Nur Aytemur, konferans tartışmalarında tüm bölgelerde olduğu gibi başta Türkiye ayağının daha fazla örgütlenmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, DÖKH’ün  bölgede önemli bir kimlik haline geldiğini fakat Türkiye’de de aynı sessin bu kadar derin hissedilmesi gerektiğini ifade etti. Nur, “Batıda yürütülen politikalar ne yazık ki Kürdistan gibi değil. Çünkü batıda işyerlerinde uygulanan mobbing nedeniyle çok fazla eziliyor. Aynı zamanda kadınlar çok fazla işsizleştiriliyor. Bunun yanı sıra örgütlenememe gibi sorunlar var batıda. Yine bunu düzeltecek olan DÖKH’lü kadınlardır. Batılı kadınların DKH gibi büyük ve etkili bir harekete ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.  Buraya konferansta batıya daha fazla yayılma talebiyle geldik” diye aktardı.


‘Batının DÖKH’e ihtiyacı var’


“DÖKH bize hiçbir şeyin imkansız olmadığını gösterdi” diyen Nur, eş başkanlık sisteminin daha önce hayal olarak görülmesine rağmen şimdi devasa sonuçlara ulaştığı noktaya işaret etti. Nur, “Şimdi ise küçük görünen fakat çok anlamlı olan konuları da gündemimize almalıyız. Artık ne yazık ki metropolleşen kentlerde yaşıyoruz. Bu sonuca bakarak onun karşısında yeni planlamalara girebiliriz. Örneğin apartman yönetimini eş başkanlık sistemine getirebiliriz. Bunun yanında yine kreşlerde de yine bir örgütlenmeye girebiliriz. Kendi çizgimize hizmet eden kreşler açmak çok önemlidir. Bunlar küçük göründe de çok önemli konulardır. Şuan tartışmalarda mahallelerde inme konusu en önemli başlık olarak ele alınıyor. Bu kararda oldukça önemli olacaktır. DÖKH’lü kadınları kentin en ücra yerlerinde dahi görmeliyiz” dedi. Nur son olarak DÖKH’ün verdiği mücadeleden dolayı batıdaki kadınların önyargısını kırmayı başardığını dile getirerek, en önemli kararların Türkiye ve tüm dünya kadınların sesi olama iddiasını önüne koyması olacağını söyledi.


‘Mazlum Doğanlardan gelen mirasla başarıya ilerliyoruz’


Aynur Doğan ise konferansın üzerinde ciddi bir heyecan uyandırdığını belirtti. Aynur, Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde çalışma yürüttüğünü belirterek Karakoçan’ın hala eril zihniyet tarafından hapsedildiğini ifade etti. Aynur, “Oyunların bu kadar ciddi bir şekilde Karakoçan üzerinde oynamasında dahi Mazlum Doğan’ın memleketi olması sonucu çıkıyor. Sistem hala baskıcı yaklaşımını üzerimizde yürütüyor. Konferansta ciddi heyecan duydum. Yıllardır ailem özgürlük mücadelesi veriyor. Geriye dönüp baktığımızda ailemin işkence tezgahlarında geçmiş mücadelesini görüyorum. Her başımızı kaldırdığımızda ezen bir sistemle karşı karşıyaydık. Bu nedenle yıllarca gizli bir şekilde mücadelemizi yürüttük. Şimdi geldiğimiz nokta beni heyecanlandırdı. Kadınlar korkusuz bir şekilde şimdi konferanslar düzenliyor. Bunun yanı sıra yeni bir iddia olan Jineoloji’yle yoluna devam ediyor. Yeni bir bilimi yarattı. Bu başarı tarihi mücadele mirasımızdan kaynaklanıyor” dedi.


(ekip/fk)