DÖKH kongreleşmeye gidiyor
18:07
JINHA
AMED - DÖKH 8. Olağan Konferansı, sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi. Bildirgede, Rojava ve Şengal direnişinin yeni görevler yüklediğine dikkat çekilerek, kadınlar için tüm kesimlerde siyasal, ekonomik ve sosyal örgütlenmenin zorunlu bir ihtiyaç olduğu vurgusu yapıldı. DÖKH önümüzdeki dönem öz örgütlenme modeli ile kongreleşme kararı aldığını duyurdu.
"Sakine'nin mücadelesi özgür kadının mücadelesidir" şiarıyla Kuzey Kürdistan ve Türkiye illerinden 300 delegenin katımıyla, iki gündür Cegerxwin Kültür Merkezi'nde düzenlenen 8. Demokratik Özgür Kadın Hareketi (DÖKH) Konferansı sona erdi. Örgütlenme modeli üzerine yoğun tartışmaların yürütüldüğü konferansın kapanışı sonuç bildirgesinin okunmasıyla yapıldı. Sonuç bildirgesini DÖKH üyesi Sara Aktaş okudu. Rojava ve Şengal direnişine dikkat çeken Sara, kadınların her alanda öz dinamiklerini oluşturması gerektiğinin altını çizerek, Kürt kadınların öncülüğünde güçlü kadın öz dinamiklerin oluşması açsından DÖKH'ün kongre gerçekleştirme kararı aldığını belirtti.
8. Demokratik Özgür Kadın Hareketi Konferansı sonuç bildirgesi şöyle:
"10-11 Ocak 2015 tarihinde Amed'te 'Sakine'nin mücadelesi; kadın özgürlük mücadelesidir' şiarıyla toplanan 8. Demokratik Özgür Kadın Hareketi konferansımızı Kürdistan ve Türkiye'den gelen 300'ü aşkın delegeyle büyük bir coşkuyla tamamlamış bulunmaktayız. İki yıl önce Paris'in göbeğinde bir komployla katledilen Kürt özgürlük ve Kürt kadın hareketinin kurucu kadrosu, kırk yıllık direniş ve mücadele birikimi, iradeli duruşu, hiçbir engel ve zorluk tanımayan kararlı yürüyüşünün kimliği Sakine Cansız ve onunla birlikte katledilen Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez yoldaşlara atfettiğimiz konferansımız; Son günlerde Paris'te yapılan terör saldırılarını da kınayarak bu saldırıların 9 Ocak katliamının sorumlularının Fransa hükümetince açığa çıkarılmamasıyla bağına vurgu yapılmış,bu konferansımızın 9 Ocak katliamına bir cevap niteliği taşıdığı ortaya konulmuştur. Konferansımızda değerlendirmeler "Sakine ile anlamlaşan yaşam, Arin'le zirveleşen direniş, kadın örgütlülüğüyle özgürlüğe ulaşacaktır" sloganı etrafında odaklanmış, her türden komplonun boşa çıkarılmasının yolunun örgütlü mücadeleyi daha da yükselterek demokratik kurtuluş ve özgür yaşamı örmekten geçtiğini tespit etmiştir.
'İki eğilim Ortadoğu'da çatışıyor'
*Siyasal gelişmelerin değerlendirilmesi, DÖKH'ün faaliyet raporunun okunması, yeniden yapılanma belgesinin okunması ve değerlendirilmesi gündemleri ile toplanan konferansımız; son iki yüz yıldır Ortadoğu'ya hakim olmak isteyen kapitalist tekelci güçlerin Irak'a müdahalesiyle başlayan çatışmalı ve kaotik sürecin hala devam ettiği tespitinde bulunarak, bu vahşi ve kirli savaşın bugün Ortadoğu'nun kuzeyinde aldatıcı bir karakterle sürdüğünü ortaya koymuştur. Savaş alanlarında yayılmacı emperyalist güçler görünmese de kapitalist modernite güçlerinin karanlık ittifakları üzerinden giderek vahşileşen bir kıyımın yaşandığını ortaya koyan konferansımız, bu vahşi saldırıların son beş aydır Kürdistan topraklarında yoğunlaştığını değerlendirmiştir. Bu temelde siyasetin üretilme ve hakim kılınma biçiminde iki çizginin geçmişten günümüze çatışma halinde olduğuna vurgu yapılmış; bunlardan birincisinin siyasette egemenlik ilişkisi üreten erkek eksenli yaklaşım olduğu ve egemenlik ilişkisini ilk kadına dayattığı tam da bu nedenle kadının siyasetin asıl konusu olduğu belirtilmiştir. Bunun karşısındaki ikinci eğilimin ise özgürlük perspektifli eşitlikçi çizgi olduğu ve yine kadınları, tüm halkları, ezilenleri siyasetin esas konusu yaptığı vurgulanmıştır. Bu iki eğilimin çelişki ve çatışmasının bu gün Ortadoğu'da belirginleşerek Rojava'da zirveleştiği değerlendirilmiştir. Kadınların her iki çizginin de konusu olması itibarıyla siyasette merkezi bir rol üstlendiği belirtilerek, kadın renginin, bakış açısının, adil ve eşitlikçi tutumunun daha fazla belirginleştirilip hakim hale getirilmesinin, bunun yol ve yöntemlerinin zenginleştirilmesinin önemine vurgu yapılmıştır.
'Kürt kadınlarının mücadelesi sadece bölge için değil'
*Özelde Ortadoğu'da eski statükocu dengelerin dağılmasından sonra yeni sömürgeci dengeler kurma arayışında belirginleşen çizginin din örtülü Arap ve Türk milliyetçiliği olduğu, İŞİD'in tamda bu çizginin bir ürünü olarak beslenip palazlandırıldığı belirtilmiştir. Din örtülü bu milliyetçi çizginin Rojava'da, Musul'da ve Şengal'de Kürtler şahsında bölge halklarını , Kürt kadını şahsında ise tüm kadınları hedeflemesine karşın kadın kurtuluş ideolojisi eksenli Kobane'de merkezileşen direniş, Rojava Devrimi'ni açığa çıkarmıştır. Kobane'de YPG ve YPJ öncülüğünde gerçekleşen görkemli direnişin bütün uluslararası planları boşa çıkaran ve halkların kendi öz gücüne dayanarak nasıl varlık gösterebileceğinin ve insanlığa umut olabileceğinin en çarpıcı ifadesi olduğunu ortaya koyan konferansımız, yoğunlaşan bu devrimci enerjinin tam merkezinde kadınların olduğunu ifade etmiştir. Devrimin öncülüğünü yapan YPJ'li kadın militanlar ve Kader Ortakaya ile Sibel Bulut şahsında ise sembolleşenin, milliyetçilik ve dinciliğe karşı halkların ortak eşit ve özgür yaşam çizgisi olduğunu ortaya koymuştur. Konferansımız halkların demokrasi seçeneğini yükselten tek güç olan Kürt Özgürlük Hareketi'nin Demokratik Konfederalizm çerçevesinde kadın öncülüğünde toplumsal sistemini inşa etmeye başladığını, bugün Şengal'de, Kobane'de ve bir bütün olarak Rojava'da devam eden savaşın Demokratik Modernite ile Kapitalist Modernite'nin, uygarlıkla barbarlığın, demokrasi ile faşizmin insanlıkla vahşetin savaşıdır tespitinde bulunmuştur. DAİŞ çeteleri eliyle kadınlara dayatılan köleliğe karşı Kürt kadınları öncülüğünde gelişen direnişin sadece bölge kadınları için değil, tüm dünyada Kürt kadınlarını ilham ve umut kaynağı haline getirdiği ortaya konularak; yeniden yapılandırılan tüm alternatif sistemlerde kadınların devrimci enerjilerini tarihe kazınan bir kurumsallaşmaya kavuşturması gerektiğinin altıçizilmiştir.
'Sayın Öcalan'ın özgürlüğü kilit önemde'
*Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın müzakere sürecini başlatabilmek için ısrar ve sabırla mücadele etmesine rağmen, Sayın Öcalan ile birlikte tüm siyasi tutsakların özgürlüğü için başlatılan imza kampanyasını yürüten ve katılan Kürt siyasetçilerine dönük gözaltı furyasını değerlendiren konferansımız; Kürt sorununun çözümünde Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünün kilit önemde olduğunun altını bir kez daha çizerek, DÖKH olarak yürütülen imza kampanyasının öncülüğünü sürdürmenin kararlılığını ortaya koymuştur. Yine Kürt halkına ve gençlerine dönük en son Cizre'de geliştirilen komplo ve provokasyonları katledilen umut Kurt şahsında lanetleyerek, bunun ne ilk ne de son olabileceğine dikkat çeken konferansımız bu türden oyunların iyi okunması ve tutum alınması gerektiğini belirtmiştir. Yine aynı zihniyetin kadınları direk ilgilendiren konularda hiçbir güven uyandıran adım atmadığı ifade edilerek bu süreçte Sekreteryada kadın temsiliyetinin önemine vurgu yapılmıştır. Çözüm ve müzakereye ilişkin somut ve tüm Kürt bileşenlerinin kabul ettiği bir haritanın olduğu da ortaya konularak bu yol haritasının öncelikle kadınlar tarafından güçlü sahiplenilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
'2015'te barajlar yıkılacak'
*AKP hükümetinin 12 yıllık iktidarının kadını eve kapatan, kadın emeği üzerindeki sömürüyü derinleştiren, anneliği bir kariyer olarak tanımlayan politikaları reddedilerek, bunun kadın cinayetlerini meşrulaştırdığı vurgulanmıştır. Cinsiyet eşitsizliğinde 142 ülke içinde 125. sırada yer alındığı belirtilerek bu durumun AKP hükümetinin erkek egemen zihniyeti ve ideolojisinin niteliğinden kopuk olmadığı ortaya konulmuştur. Kadın Özgürlüğü olmazsa barış da olmaz tespitini yapan konferansımız kadın Özgürlüğü sağlanmadan toplumsal barış ve uzlaşmanın sağlanamayacağını ifade ederek önümüzdeki süreçte barış mücadelesini yükseltmenin kararlılığını ortaya koymuştur. Seçimlerde ve siyasi temsiliyet mekanizmalarında kadın iradesini görmeyen egemen erkek anlayışına karşı güçlü bir kadın partisi olma iddiasındaki HDP ile seçimlere parti olarak girme kararını da değerlendiren konferansımız; gerçekleştirilen kadın devriminin gücü , iradesi ve enerjisiyle 2015 seçimlerinde kadınların tüm barajları aşarak siyasal mücadelesini en üst düzeye taşıyacağını ve bu sürece öncülük edeceğinin kararlılığını da ortaya koymuştur.
'Örgütlülüğü yükseltmek temel görev'
*Konferansımız, Kürt kadın hareketinin gücünü; Kapitalist Modernite'ye ve erkek vahşetine karşı dünyanın dört bir yanında direnen kadınların mücadelesinden, Kadın Kurtuluş İdeolojisi'nden ve Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü Toplum Paradigması'ndan aldığını ortaya koyarak, DÖKH'ün ilk kuruluş ilanından bugüne , aynı ideolojik kaynak ve mirastan beslenerek kadını ezen, ırkçı, milliyetçi, militarist ideolojilerin ortadan kaldırılmasının kadının örgütlü mücadelesinden geçtiğinin bilinciyle hareket ettiğini ortaya koymuştur. Bu temelde sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel her alanda ciddi kazanımlar ve başarılara imza atan DÖKH, bunca birikime rağmen eril sistemin ideolojik ve fiziksel yönelimlerine karşı gerekli örgütlenme ve mücadele sürekliliğini yaratmada yeterli düzeye ulaşamamıştır. Konferansımız ortaya çıkan bu niceliksel birikim ve devasa değişime rağmen bunu niteliksel bir dönüşüme eviriltememeyi dönemin temel sorunu olarak tespit etmiştir. Mevcut erkek egemen sistemin yönelimleri karşısında kendi içine çekilen, darlaşan ve gerekli atılımı sağlayamayan hareketimizin toplumsallaşma perspektifi yeterince hayata geçirilememiş, bunun nedenleri konferansımız tarafından özeleştiriye tabi tutulmuştur. Geleneksel, dar, dogmatik ve tutucu yanlarımız ciddi bir eleştiriye tabi tutularak, toplumun bütün kesimlerinden kadınlarla buluşarak örgütlenmenin kaçınılmaz olduğu sonucuna ulaşmıştır. Diğer taraftan özgürlük iddiasındaki zayıflamanın mücadele gücünden düşmeye neden olduğunu, bunun da her seferinde yeni dengeler üreten erkek zihniyetiyle kavgayı gerileterek uzlaşmayı açığa çıkardığı tespitlerine gidilmiştir. Bu temel perspektiften hareketle konferansımız; varlığı inkar edilen, ayrımcılığa uğrayan, ötekileştirilen tüm kimliksel, kültürel ve dinsel farklılıklardan kadınlarla ortak mücadele ve dayanışmanın gerekliliğine inanmış, bunların demokratik alanlarını yaratmak için kendini daha üst düzeyde bir örgütlülüğe ulaştırmayı hedefleyerek kongreleşmeyi öngörmüştür. Buna paralel olarak; her nerede olursa olsun kadına yönelik her türlü şiddeti insanlık suçu sayan konferansımız; tekçi ve toplumsal cinsiyetçi devlet bakış açısının yol açtığı siyasal, ekonomik, sosyal sorunların çözümü için kadının öz örgütlenmesi, öz düşünce ve öz eylem gücüyle alternatif yaşam alanları yaratmanın ve daha güçlü kurumlaşmanın zorunlu bir ihtiyaç olduğunu ortaya koymuştur. Toplumun en dinamik gücünün gençlik olması gerçeğinden yola çıkan konferansımız Kapitalist Modernite zihniyetinin tamda bu nedenle genç kadınları hedef haline getirdiğine dikkat çekerek , genç kadın örgütlülüğünü yükseltmeyi temel bir görev olarak tespit etmiştir.
*Konferansımız; kadın olmak en eski sömürge ve en krizli kimlik olma durumuna itilmiştir tespitinden hareketle kadın üzerinde kurumsallaşan erkek egemen hiyerarşiyi aşmamız için bize ideolojik, felsefik ve manevi güç kaynağı ve yol gösterici olan Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'a özgürlük iddiamızı büyütme sözü vererek, yine Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez şahsında bize direnmeyi ve özgürlük tutkusunu ödedikleri bedelle, canları ve kanlarıyla öğreten tüm şehitlerimizi minnetle anarak hayallerini gerçekleştirme sözü ve kararlaşmasını yaşamıştır."
(ekip/fk/mg)

