'Heso û Nazê' 18 Ocak'ta tiyatro severlerle buluşuyor

10:27

 


Berivan Sümer / JINHA


WAN - Serhat bölgesinin dilden dile dolaşan yüz yıllık hikayesi 'Heso û Nazê' tiyatro severlerle buluşuyor. Hikayenin "yitik ve hüzünlü bir aşk hikayesi" olduğunu aktaran Yönetmen Haydar Aslan, "Oyunumuz için hazırız ve 18 Ocak'ta bütün halkımızı oyuna davet ediyoruz" derken, oyunculardan Fatma Şelem ise, "Ekip arkadaşlarımızla ve yönetmenimizin öncülüğünde iyi bir iş ortaya çıkaracağımıza inanıyoruz" diye belirtti.


Kürt kültürünün sözlü edebiyat geleneğinin unutulmaz motifleri, Kürt tiyatrocular tarafından sahneleniyor. Türkiye tarafından kültürü yok sayılan ve bütün imkânsızlıklara rağmen varlık göstermeye çalışan Kürt kültürü, dilden dile taşınarak günümüze ulaştı. Dengbêjlik geleneği ile tanınan Kürt kültür ve sanatı, tiyatroya da yansıyarak müzikal oyunları beraberinde açığa çıkarıyor. Birçok imkansızlıklara rağmen Van Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), Kürt tiyatrocular ile birlikte müzikal tarzında bir oyun hazırlayarak unutulmaya yüz tutmuş bir hikayeyi sahneliyor. Botan bölgesinde eski nesil tarafından bilinen ancak, yeni neslin yabancı olduğu "Heso û Nazê" aşk destanı, tiyatrocular tarafından yeniden hatırlara getiriliyor. "Heso û Nazê", 18 Ocak'ta tiyatro severlerle buluşuyor.


'Heso û Nazê ölümsüz aşklardan biridir'


Birçok dengbêjin seslendirdiği "Heso û Nazê" oyununa ilişkin konuşan oyunun Yönetmeni Haydar Aslan, hikayeyi 'Yitik ve Hüzünlü bir aşk' sözleriyle özetlerken, "Heso û Naze hikayesi yüzyıl önce Van'ın Erciş ilçesinde birbirine aşık iki çift arasında yaşanan ilişkiyi anlatıyor. Heso û Nazé'nin hikâyesi Kürtler tarafından çok bilinen ölümsüz aşklardan biridir" ifadelerini kullandı. Heso û Nazê'nin Kürtler arasında sadece dengbejlerin yanık sesinde hayat bulduğuna değinen Haydar, "Her aşk hikâyesi kendi içinde büyük bir drama ev sahipliği yaparken, başkaldırıyı ve imkânsızlığı da gelecek kuşaklara taşır. Yeterince gündeme getirilirse en az Mem û Zîn, Romeo ve Juliet kadar önemli bir eser olan Heso û Nazê'nin talihsizliği belki de içindeki dramda gizlidir" şeklinde konuştu. "Heso û Nazê"nin Kürt kültüründe önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Haydar, "Heso û Nazê" oyununun üzerinde çok durduklarını, bunun nedeninin ise Kürt kültürünün tarihi değerlerini öne çıkarmak olduğuna değindi. "Heso û Nazê denildiğinde Serhat bölgesi akla geliyor" diyen Haydar, hikayenin Serhat bölgesinde yaşayan herkes tarafından bilindiğini söyledi.


'Birlikte başladık birlikte başaracağız'


MKM olarak bir ilki gerçekleştirdiklerinin altını çizen Haydar, "Dengbêjlerin yardımıyla bu hikayenin araştırmasını yapıp derledik. Asıl bizi mutlu eden, MKM tarihinde yaptığımız bu müzikal tiyatronun bir ilk olmasıdır. Bu bizim için çok önemli. Bu oyun üstünde çok duruyoruz. Dekor ve aksesuar alanında hiçbir eksiklikte bulunmadık. O dönemde geçen, bulunması gereken bütün araçları kendi imkânlarımızla üretip hazırladık" dedi. "Heso û Nazê" hikayesi üzerine bir çok dengbêjin eserinin bulunduğuna işaret eden Haydar, Şakiro, Yusuf, Dengbej Kazo, gibi bir çok dengbêjin bu hikayeye dair şarkılar söylediğini aktardı. Haydar, "Oyuncu kadromuz 25 kişiden oluşuyor. Bu oyunda emeği geçen bütün arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Birlikte başladık birlikte başaracağız. Oyunumuz için hazırız ve 18 Ocak'ta bütün halkımızı oyuna davet ediyoruz" diye belirtti.


'Heso û Nazê bir kadın oyunudur'


Müzikal tarzda bir ilki tiyatro severlerle buluşturacaklarını ve yüzyıl önce yaşanan bir hikâyeyi tiyatroda canlandıracaklarını dile getiren oyuncu Fatma Şelen ise, oyunun aslında bir kadın oyunu olduğunu ifade ederken, "İnsanlık iki ayağının üstünde durduktan sonra, kadının etrafında olan toplumsallaşma, bugün de canlı bir damarını burada gösteriyor" dedi. Oyuna kadınların yaşamışlığının yansıdığına vurgu yapan Fatma, "İki ana karakter var. Kadın olarak Nazê ile Menco var. Nazê daha çok kadını temsil ediyor. Daha duygusal ve bağlı. Sınıf çatışmasını kabul etmeyen biridir. 'Menco' ise daha bireyselleşmeyi ön planda tutan bir karakterdir" ifadelerine yer verdi.


'Ekip arkadaşlarımızla iyi bir iş çıkaracağız'


Kapitalist sistemin, bireyselleşmeyi hedeflediğini ve ailelerin küçülerek, bireyselleşerek bugünün toplumsal yapısında görüldüğünü sözlerine ekleyen Fatma, "Dünya geneline bakıldığında bireyselleşmenin ön planda olduğu görülüyor. Kürtlerin feodal yapısından dolayı, hala Kürtlerde bu canlı damar var. Kadınların ana karakter olmasında da bu canlı damarın bu coğrafyada sürdüğünü düşünüyoruz" şeklinde konuştu. Oyunu büyük bir keyifle ortaya koymayı amaçladıklarını söyleyen Fatma, "Ekip arkadaşlarımızla ve yönetmenimizin öncülüğünde iyi bir iş ortaya çıkaracağımıza inanıyoruz" diye belirtti.


'Oyunun kadın karakteri ön planda'


Oyunun asıl amacının Kürtçe olması ve kadınların toplumsal yaşamdaki rollerinin canlandırılması olduğunu vurgulayan bir diğer oyuncu Esra Ertaş ise, "Yaşadığımız 21'inci yüzyılda da ezen ve ezilen kadın var. Aynı şekilde baskıcı kadınlar da var. Biz de bunun önüne bir nebze olsa geçmek için bu oyunu oynayacağız" sözlerini ifade etti. "Küçük çalışmalar büyük başarıların önünü açar" diyerek konuşmasına devam eden Esra, "Bütün provalarımızı küçük bir mekânda gerçekleştirdik. Kıyafetlerimiz ve dekorlarımız yaşanan hikâyenin yöresine ait. Bu oyun için hepimiz çok mutluyuz.  Özellikle kadın karakterlerin ön planda olmasından kaynaklı ayrı bir sevinç içerisindeyiz" dedi.


(bs/gk/mg)