Meral Danış Beştaş: Dava nakilleri adaleti engelliyor

12:58

 


JINHA


AMED - Kuzey Kürdistan'daki Dava nakillerine ilişkin HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş tarafından yayınlanan yazılı açıklamada, "Özellikle Kürdistan coğrafyasında, verilen adalet mücadelesi hukuken birçok engelle karşılaşmaktadır. Hakikatle yüzleşmenin önemli olduğu şu günlerde, siyasal iktidar mağdurların adalet arayışını yargı ve hukuk eliyle engelleme ısrarını devam ettirmektedir" denildi.


Kuzey Kürdistan'da işlenen suçlara ilişkin görülen davalarda peş peşe nakillerin çıkması "Devletin fail olduğu bu suçların üstü mü örtülüyor?" sorusunu akıllara getirdi. Hukukçuların tepkisini çeken nakillere ilişkin HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, "Özellikle Kürdistan coğrafyasında, verilen adalet mücadelesi hukuken birçok engelle karşılaşmaktadır. Hakikatle yüzleşmenin önemli olduğu şu günlerde, siyasal iktidar mağdurların adalet arayışını yargı ve hukuk eliyle engelleme ısrarını devam ettirmektedir" denildi.


'Davalarda hukuk inşa etme çabası cezasızlıkla sonuçlandı'


Binlerce faili meçhul, gözaltında kayıp ve yargısız infaz gibi soruşturma aşamaları ile sonlanan dosyaların "zaman aşımı" engelini aşabildiği ölçüde davalarının görüldüğüne dikkat çekilen açıklamada, devlet güçlerinin sorumlu olduğu yüzlerce davadan sadece sayılı davaların tüm bu engellemeleri aşarak yargıya taşınabildiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, bu davalarda hukuk inşa etme çabası cezasızlıkla sonuçlandığına vurgu yapıldı. Cezasızlığa giden yolun aşamalarından birinin de bu davalarda karşılaşılan nakil kararları olduğuna değinilen açıklamada, "Keyfi nakil kararlarının verilmesine dayanak olan CMK'nın ilgili 19. maddesinin değiştirilmesine ilişkin kanun teklifimiz Meclis'te ret edildiği için nakillere ilişkin keyfiyet devam etmektedir. Bilindiği üzere bir davaya bakma yetkisi, davanın suçun işlendiği yer mahkemesinde görüleceği şeklinde belirlenmiş olup, uygulanan ana kural budur. Yasa; nakil kararını ancak yetkili hâkim veya mahkemenin hukuki veya fiilî sebeplerle görevini yerine getiremeyecek durumda bulunması ile görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılmasının kamu güvenliği için tehlike oluşturması hallerinde verilebileceğini düzenlemiştir" denildi.


'Devlet güçlerinin yargılandığı davaların tamamı başka illere nakledildi'


Davalarla ilgili verilen nakil kararlarının keyfi yaklaşımlar olduğuna işaret edilen açıklamada, yargı mercii tarafından, faillerin menfaatleri mağdurların menfaatlerinden daha üstün tutulduğuna dikkat çekildi. Nakil kararlarının, mağdur tarafın görüşü alınmadan verildiğini ve nakillerin, mağdurlar açısından ulaşımın güç olduğu yüzlerce/binlerce kilometre uzaklıktaki şehirlere yapılarak, mağdurların ve yakınlarının duruşmalara katılımı önünde ciddi engeller oluşturulduğu ifade edildi. Devlet güçlerinin sorumlu olarak yargılandığı şu ana kadar açılan davaların tamamının başka illere nakledildiği belirtilen açıklamada "Aşağıda listesi verilmiş olan davalar, başta mağdur aileler olmak üzere halkın kesintisiz devam eden mücadelesi ile İnsan Hakları Kurumlarının sabırları ve çabaları sonucu açılmıştır. Devlet güçlerinin sanık sandalyesine oturtulabildiği bu sınırlı sayıdaki davalarda yargı merciinin uygulamış olduğu cezasızlık politikası, başta mağdur yakınlarının olmak üzere haktan ve adaletten yana olan tüm kesimlerin adalet duygusunu yerle bir etmektedir" denildi.


'Cezasızlık politikası katliam mağdurlarının karşısında olmaktır'


Toplumsal barışın inşası için sağlanması gereken adaletin ancak belli hakikatlerle yüzleşme ve hesaplaşma ile gerçekleşebileceğinin belirtildiği açıklamada, "Katliamların mağdurları ve mağdurların temsilcileri olarak bu ülkede katliamlara karşı geliştirilen cezasızlık politikalarının sadece daha büyük yıkım ve uçurumlara neden olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Cezasızlık politikası, katilleri korumak ve katliam mağdurlarının karşısında olmaktır. Bu davalara karşı yürütülen cezasızlık politikasının farkındayız ve bu cezasızlık politikalarına karşı başta Adalet Bakanlığı nezdinde hükümet olmak üzere, tüm yargı mercilerini yargılamanın ve hakikatin önemi karşısında ciddiyete ve sorumluluğa davet ediyoruz" sözleri ifade edildi.


Açıklamanın devamında nakledilen davalarla ilgili şu bilgiler verildi:


"*Muğla'da Üniversite öğrencisi 21 yaşındaki Şerzan Kurt'u tabancayla öldürdüğü suçlamasıyla yargılanan polis memurunun yargılaması güvenlik gerekçesiyle Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir.


*Nezir Tekçi davası Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olup, bu davadan ötürü AİHM'in Türkiye'yi adil yargılama ve yaşam hakkını ihlal ettiği gerekçesi ile mahkum etmesine rağmen, sanıklar Ali Osman Akın ve Kemal Alkan tutuksuz yargılanmaktadır.


*1993-1995 yılları arasında yirmi sivilin öldürülmesi nedeniyle yargılanan Albay Cemal Temizöz vd. davası 2009 yılından bu yana Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte iken, sanık vekillerinin talebi ile dava 5 yılı aşkın süre sonra somut hiçbir gerekçe olmaksızın Eskişehir iline nakledilmiştir.


*Vartinis davası nakil kararı ile Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi'ne gelen davalardandır. 1993 yılında 9 Kürt yurttaşın güvenlik görevlilerince yakılarak katledilmesinin sanıkları Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tutuksuz yargılanmaktadır.


*Çaldıran İnfazları davası Van ilinden Ankara'ya nakil edilmiştir. Dava sanıkları nakil kararından hemen sonra Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından tahliye edilmiş olup; 3 kişinin ölümüyle suçlanan sanıklar halen tutuksuz yargılanmaktadır.


*Mete Sayar (Görümlü) davası da somut bir neden olmaksızın Diyarbakır ilinden Ankara'ya nakledilen davalardandır. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde, 6 kişinin ölümünden sorumlu tutulmalarına rağmen Mete Sayar ve diğer sanıklar tutuksuz yargılanmaktadır.


*Gazeteci yazar Musa Anter'in 1992 tarihinde Kültür ve Sanat Festivaline katılmak üzere geldiği Diyarbakır'da uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmesi üzerine açılan dava uzun süre Diyarbakır ilinde görülmüş olup, somut hiçbir gerekçe olmaksızın Ankara iline nakledilmiştir. Aynı şekilde Diyarbakır Jitem Davası olarak bilinen dava ile birleştirilen bu dava da bundan sonra dosyanın mağdurlarından uzaklaştırılarak görülecek sürgün davalar arasına girmiştir.


*8 Ekim-25 Ekim 1993 tarihleri arasında Kulp-Muş-Lice bölgesinde General Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Tugayı tarafından yürütülen askeri operasyonda köy ve mezralarından toplanarak gözaltına alınan 11 kişinin öldürülmesi davası Diyarbakır ilinden Ankara'ya nakil edilmiştir. Sanıkların tutuksuz olarak yargılandığı bu davanın duruşmaları Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmektedir.


*Mardin ve ilçelerinde, 1992-1996 arasındaki 22 faili meçhul cinayet, gözaltında kaybetme ve köy yakmalara ilişkin dava daha başlamadan güvenlik gerekçesiyle Ankara'ya nakledildi. Kamuoyunda Kızıltepe Jitem davası olarak bilinen bu dava Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görülecek olup henüz duruşması dahi yapılmamıştır.


*Lice'de Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldürülmesine ilişkin açılan Lice katliamı davası Diyarbakır ilinden alınarak ilk olarak Eskişehir'e gönderilmiş, Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararı ile Yargıtay davayı İzmir'e nakil etmiştir. Bundan sonra İzmir'de devam edecek olan yargılamanın henüz duruşma tarihi belli değildir."


(sg/mg)