22 yıldır şifayı dağlardan topluyor
09:03
Berivan Sümer / JINHA
WAN - Bitkilerle yaptığı ilaçlar ile hem hastaları iyileştiren, hem de ekonomik olarak geçimini sağlayan Nezahat Gür, 22 yıldır dağlardan topladığı bitkiler ile doğal ilaçlar yapıyor. Nezahat, "Benim içimde bitkileri tanımak adına büyük bir heves vardı. Bugünlere getirdiğim ana mesleğini, gelecek nesillere de taşımak istiyorum" dedi.
Günümüz modern tıbbının yanında küçültülmek adına "kocakarı ilaçları" olarak nitelendirilen bitkisel ürünler, şimdi de kapitalizmin insan üzerinde yarattığı hastalıklaşmaya karşı pazarlık aracı olarak kullanılıyor. Kimyasal ilaçların çare olmadığı noktada piyasaya "doğal" olarak sunulan bitkisel ürünlere karşın, Mezopotamya'da bin yıllardır süren ekolojik yaşamın bir parçası olan bitkisel ilaçlar, kadınların eliyle günümüze kadar ulaştı. Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Feraşin yaylalarında doğup büyüyen ve 14 yaşında evlendirilen Nezahat Gür, 22 yıldır doğal hekimlik mesleğini icra ediyor ve her türlü sağlık sorunu karşısında kadınlara yardımda bulunmaya çalışıyor.
'Hekimlik yaparak insanların yardımına yetiştim'
Dağlardan topladıkları bitkileri kuruttuktan sonra poşetleyip, üzerlerine isimlerini yazdığını söyleyen Nezahat, hem hasta olanlara bu ürünler ile yardımcı oluyor, hem de ekonomik olarak bir gelir kaynağı yaratıyor. 22 yıllık hekimlik hayatını anlatan Nezahat, "Yıllardır bitkilerden ilaçlar elde edip, insanların yardımına yetişiyorum. Büyüklerimden her şeyi öğrendim. Annem, ninem, kayınvalidem hepsi hekimdi. Bizim taraflarda doktor, ilaç, hastane olmazdı. Ben hepsinin ellerinde büyüdüm. Onlardan çok şey öğrendim" dedi. Yaşadığı köyde çok fazla türde bitkinin bulunduğuna işaret eden Nezahat, "Doğal bir ortamda büyüdük. Biz yazın dağlara çıkar bitkileri toplardık. İnsan onların kokularını dahi içine çektiğinde iyileşirdi" diye belirtti.
'Kendi başarı kapımı kendim açtım'
Okuma yazması olmadan küçük yaşta bilgilendiğini belirten Nezahat, çocukluğunda sadece 15 gün okula gidebildiğini ifade etti. "O zamanlar böyle değildi. Dedem, 'Kadın ve erkek aynı ortamda bulunamaz, günahtır' dedi ve beni okuldan aldılar" sözlerine yer veren Nezahat, daha sonra kurslara giderek okuma-yazma öğrenebildiğini dile getirdi. Kendi kendine başararak devlete de minnet etmediğine dikkat çeken Nezahat, "Kendi isteğim ve azmimle çabalayıp, çocuklarıma ve eşime baktım. Kendi başarı kapımı kendim açtım" diye konuştu.
'Ana mesleğini geleceğe taşımak istiyorum'
Bitkileri bahar aylarında dağlardan toplayıp getirirken eşinin ve çocuklarının da kendisine yardım ettiğini ifade eden Nezahat, onların da emek verdiğine değindi. Bitkileri dağlardan topladıktan sonra, kurutmak için serin ve gölgeli yerlere bıraktıklarını kaydeden Nezahat, "Bitkiler kuruduktan sonra poşetleyip, Kürtçe ve Türkçe isimlerini üzerlerine yazıyoruz. Ailem ile birlikte bitkilerle güzel bir yaşamı var ettik, etmeye de devam ediyoruz. Benim içimde bitkileri tanımak adına büyük bir heves vardı. Kim gelip gitse bana dua etmiştir. Ben de onların iyileşmesine ve bugünlere geldiğine çok seviniyorum. Ana mesleğini gelecek nesillere taşımak istiyorum" sözlerini ifade etti.
'Abdullah Öcalan'ın sayesinde şimdi daha özgürüz'
"Kadınlar elini neye atarsa başarılı bir şekilde yapar" diyen Nezahat, "Kadınlar çalışmayı can-ı gönülden isterse, ne olursa olsun yapamayacağı bir şey yoktur" dedi. PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın kadınlara açtığı yol nedeniyle de kadınların şimdi daha özgür olduklarını aktaran Nezahat, "Artık konuşabiliyoruz, her yerde başımız dik, her türlü çalışmada yer alabiliyoruz. 'Kürt kadını bir şey bilmiyor' denilmesin. Bir kadın gerçekten, yüreğini ortaya koyup, isterse, yapamayacağı şey yoktur. Okuma-yazmam olmadan bitkileri öğrendim ve büyüklerimin mesleğini ben bugünlere kadar getirdim. Kadınlar asla kendilerini erkeklerin ellerine bakmasınlar. Kendi ayakları üzerinde dursunlar. Kimseye muhtaç olmadan da yaşayabilirler" dedi.
(gk/mg)

