Cizre'deki 'provokasyon' mu, yoksa sistematik sindirme mi?
12:11
JINHA
ŞIRNAK - Polisin Cizre'de yaklaşık 20 gündür sistematik olarak gerçekleştirdiği şiddeti devlet yetkililerinin sürekli 'provokasyon' olarak değerlendirmeleri ilçe halkı tarafından hükümetin yaptığı katliamların üzerini örtmesi olarak yorumlanıyor. İlçede özellikle son 20 gündür tırmanan devlet şiddetinde, evler hedef alındı, insanlar sokak ortasında hiçbir gerekçe olmaksızın darp edildi, halk gaz bombalarının ve gerçek mermilerin hedefi oldu. Oysa ilçede yaşananlar "Sistematik sindirme politikası" olarak yorumlanıyor.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Çözüm süreci"ne ilişkin önemli mesajlar verdiği bir dönemde Cizre'de özellikle çocukları hedef alan ve kamuoyunda "Devlet terörü" diye anılan şiddetin ve katletmenin artması "Orada neler oluyor?" sorusuna neden oluyor. Son 20 günde 5'i çocuk 6 kişinin katledildiği kentteki olayların başlangıcı 27 Aralık 2014 olarak verilse de aslında gerilimin başlangıcı 6-7 Ekim'de Kobane'ye destek için başlayan sürece dayanıyor. Kentte gözlem yapan siyasetçi ve insan hakları savunucuları, Hüda-Par-YDGH çatışması olarak sunulan olayların aslında devlet güçlerinin ilçede yürüttüğü sistematik şiddetin bir sonucu olduğunu düşünüyor. İlçede özellikle son 20 gündür tırmanan devlet şiddetinde, evler hedef alındı, insanlar sokak ortasında hiçbir gerekçe olmaksızın darp edildi, halk gaz bombalarının ve gerçek mermilerin hedefi oldu. Aylardır Cizre halkına sistematik olarak yapılan polis işkencesine karşı direnen halk ise geceleri mahallelerini ve yurttaşları korumak için nöbet tuttu, hendekler kazdı.
Araçlar niye plakasız?
Cizre'de yaşananlar medyada "İki taraflı çatışma" diye sunulsa Hükümet yetkilileri "Provakasyon" desede, Kürdistan'da devlet kaynaklı şiddet politikalarını çok iyi bilen bir kent olan Cizre'de herkes amaçlanın ne olduğunu çok iyi biliyor. Kentte plakasız gezen zırhlı araçlar, nerden geldiği belli olmayan kurşunlar ve Kürt kıyafetleriyle yol kesen şahıslar ilçenin sinir uçlarıyla oynandığını gözler önne seriyor. Cizrede aylardır polis ve askerin oynadığı oyun, İlçe Emniyet Müdürü Ozan Başurgan'ın görevden alınıp yerine Hrant Dink'in katledilmesi davasının şüphelisi olarak ifade veren Ercan Demir'in atanmasıyla çok daha vahim bir hal aldı.
Cizre'de devletin hangi yüzünün devrede olduğu bilinmese de, faili devlet olan olayların gelişim seyri şöyle;
*6-8 Ekim olaylarında DAİŞ çetecilerine karşı direnen Kobane ile dayanışmak amacıyla Cizre halkı bir çok kentte olduğu gibi Rojava devrimini sahiplenmiş ve 5 Ekim günü Rojava'nın Cizre Kantonu'nun Derik kenti sınırındaki sınırları kaldırdı. Halkın serhildana kalkmasının ardından polis saldırılarını arttırmış, ortada her hangi bir yürüyüş ya da etkinlik olmadan ilçe merkezinde halkın üzerine gaz bombaları ve gerçek mermilerle saldırıda bulundu. Peşi sıra gelen tutuklamalarla Cudi, Sur, Nur ve Yasef mahallelerinde Cizre halkı ve gençler hendekler kazarak nöbet tutmaya başlamış ve kendilerini polis ve askerlerin saldırılarından bu şekilde korumak istedi.
Polis merkezi yakınında yol kesenler kimdi?
Mahallelere giremeyen polis ve askerin yerine başka güçler devreye konuldu. Kasım ayı içinde akşam saatlerinde özellikle Cizre Adliyesi'ne yakın, Yafes Mahallesi'nde bulunan Dicle Nehri üzerindeki köprü girişinde, İlçe Emniyet Müdürlüğü yakınlarında, polis zırhlı araçlarının desteğiyle yörenin elbiseleri "şal û şapik" giyen pompalı tüfek taşıyan kişiler, araçları durdurarak kimlik kontrolü yapmaya başladı. Kendilerini "Saidê Nursi Askerleri" olarak tanıtan grup, araçlarını kontrol ettiği yurttaşlara, "PKK'liler yol kontrolü yapabiliyorlarsa biz de yaparız, sıkıysa gelip müdahale etsin" şeklinde tehditler bulundu.
3 kişi yaralandı
Yine Kasım ayının son günlerinde bir genç dizinden satırla vuruldu, ardından defalarca insanlar yol ortasında durdurularak tehdit edildi. 13 Aralık akşamı, Ardahan'daki "Şehît Ahmet Güler Şehitliği"ne yapılan saldırıyı kınamak amacıyla yapılacak kitlesel basın açıklamasına katılım sağlanması için mahallelerde dolaşan DBP anons aracına ve içindekilere saldırı gerçekleştirildi. HDP Cizre Eş Başkanı Semra Örüç ile beraberindeki 3 kişi yaralandı.
Polis çadıra saldıranlara mühimmat taşıdı
Olayların fitilinin ateşlendiği tarih ise 27 Aralık 2014 oldu. Hür Dava Partisi üyesi olduğu belirtilen iki şahsın gece saatlerinde, YDG-H ve YDGK-H üyeleri tarafından kurulan nöbet çadırına girmeye çalışması üzerine şiddetli çatışmalar başladı. Bu çatışmalar esnasında nereden açıldığı belli olmayan ateş sonucu 15 yaşındaki Barış Dalmış ve 17 yaşındaki Yasin Özel isimli genç yaşamını yitirdi.
Olayların başlamasıyla birlikte "Mahallede bulunan Hür Dava Partisi üyelerinin evleri, PKK ve Zerdüştlüler tarafından yakılmak isteniyor" söylemleri yayılmaya başlandı. Görgü tanığı yurttaşlar, olaylar sırasında polislerin saldırgan grubun bulunduğu Sultan Sokak ve Özkan Caddesi'ne defalarca zırhlı araçlarla girdiği ve onlara mühimmat taşıdığını iddia edildi.
Nöbet tutan halka ateş açıldı
Aynı gün ilçede elektrikler kesilirken polis helikopterlerinden gençler üzerine gaz bombaları atıldı, polis yüksek binalardan ve Nur Mahallesi karşısında bulunan ve İlçe Emniyet Müdürlüğü yakınındaki tepeden mahalleye ateş açılmaya devam etti, aynı zamanda Hür Dava Partisi üyeleri de bulundukları evlerden halkın üzerine ateş açtı. 28 Aralı günü polis ve özel hareket timleri tarafından kendilerini saldırılardan korumak için nöbet tutan halkın üzerine ateş açtı ve açılan ateş sonucu ağır yaralanan Zeki Alar, 7 gündür tedavi gördüğü Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yaşamını yitirdi.
Özel harekatçılardan tahrik
Konvoy halinde ilçede dolaşan özel harekâtçılar da etrafa rast gele gaz bombası atmaya devam etti, zırhlı araçlarla dolaşan özel harekâtçılar, sirenler çalarak önlerine çıkanı da darp etti, açılan ateşle çok sayıda yurttaş yaralandı. Yeniden başlayan gözaltı furyası ve polis saldırılarına karşı hendek kazarak, nöbet tutmaya başladı. Cizre'de üç kişinin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan olayların ardından İlçe Emniyet Müdürü görevden alındı.
Yeni yılın ilk gününde kurşunlar
1 Ocak gece saatlerinde Nur Mahallesinde bulunan Kültür Merkezi inşaatı önünde zırhlı araçlarla bekleyen polisler Botaş Caddesi üzerinde kazılan hendekleri kapatmak için harekete geçmesi halkın müdahalesiyle karşılaştı ve çatışmalarda yine polis silahlarla halkın üzerine ateş açtı. 3 Ocak'ta Cizre'de yaşanan olayları protesto etmek için Silopi'de eylem yapan gençlere polisin silahla müdahalesi sonucu ağır yaralanan Musa Azma adlı çocuk, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Hendekler kapatıldı ama polis durmadı
6 Ocak'ta Cizre ve Silopi'de baskın, gözaltı ve tutuklamalara karşı halk ve gençler tarafından kazılan hendekler, halkın onayı ile belediyeler tarafından kapatılmaya başlandı. Ancak aynı zamanlarda İdil Caddesi üzerinde polisin, gençlerin üzerine zırhlı araçlardan ateş açması sonucu 14 yaşındaki Ümit Kurt isimli çocuk yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi de yaralandı. Bunun üzerine kapatılan hendekler halk tarafından bir daha açıldı. Halk, polis ve özel harekat'ın katliamları sürdükçe bu hendeklerin de kapatılmayacağını belirtti.
Bir çocuk öldü biri yaralı
Olayların devamında ise ilçeye çok sayıda özel harekatçı ve polis sevk edilirken, 50'ye yakın plakasız zırhlı araç getirildi. ilçe merkezinde akrep ve kobra tipi zırhlı araçlarla sık sık konvoy halinde dolaşan polis katledilen Ümit Kurt isimli 14 yaşındaki çocuk için Cudi Mahallesi'nde açıklama düzenlendiği esnada çocukların üzerine rastgele gaz bombası attı ve 12 yaşındaki Muhammed Soğat isimli çocuk yüzünden yaralandı.
Halkın üzerine rastgele ateş açıldı
9 Ocak'ta Nur Mahallesi'nin yakınında bulunan Aşk Tepesi'nde konumlanan polisler, zırhlı araçlardan keyfi bir şekilde mahalleye yaylım ateşi açtı. Zaman zaman aydınlatma fişekleri atan polisler, hedef gözetmeksizin zıhlı araçlardan uzun namlulu silahlarla bazen dakikalarca bazen de yarım saat boyunca aralıksız ateş açtı. Nur Mahallesi'nde bazı evlerin kapıları ile araçlara siyah boya ile çarpı işareti konuldu.
Parke taşı döşeyen belediye çalışanlarına kurşun
11 Ocak'ta artık provokasyonun adı olan polis, bu kez de mahallede parke taşı döşeyen belediye çalışanlarına uzun namlulu silahlarla ateş açıp tehdit ve hakaretlerde bulundu. Aynı günlerde Cizre'de Paris'te 3 Kürt kadın devrimcinin katledilmesini protesto etmek amacıyla eylem yapan gençlere, polisin açtığı ateş sonucu Mehmet Elçi adlı genç sırtından yaralandı. 12 Ocak Cizre'de şiddetlenen çatışmalar durulmaya başlanırken, halk Cudi, Nur ve Yasev mahallelerinde nöbet tutmaya başladı. Nur Mahallesi'nin karşısında bulunan tepede konumlandırılan özel harekat polisleri ise, mahalleyi ara ara uzun namlulu silahlarla yaylım ateşine tuttu.
Öcalan'ın mesajının okunduğu gün bir çocuk daha vuruldu
14 Ocak'ta ilçeye gelen DTK Eş Başkanları Hatip Dicle, Selma Irmak ve beraberindeki heyetin, DBP ilçe binası önünde toplanan binlerce kişiye PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın mesajını aktarması büyük bir coşku yaratırken, heyet ilçeden ayrılır ayrılmaz zırhlı araçlarla halka yeniden saldıran polis, Yafes Mahallesi'nde oynayan çocukların üzerine gaz bombaları ve silahlarla ateş açtı. Açılan ateş sonucunda 18 gün içinde katledilen 6 kişiden 12 yaşındaki Nihat Kazanhan kafasına isabet eden kurşun sonucu yaşamını yitirdi.
Polisin ateş açması sonucu 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın yaşamını yitirmesine ilişkin Ahmet Davutoğlu'nun "Vatandaşlarımızı sükunete davet ediyorum" dedi. Ahmet Davutoğlu, İçişleri Bakanı ile konuştuğunu ve polis tarafından atılan bir fişeğin olmadığını ileri sürerek, birilerinin provokasyon peşinde olduğunu savundu. Ayrca Cizre için tüm tedbirlerin alınması yönünde talimat verdiklerini sözlerine ekledi. 'Provokasyon' söylemlerinin devlet yetkilileri tarafından sürekli tekrar eden bir söylem olması Cizre halkı tarafından hükümetin yaptığı katliamın üzerini örtmesi olarak yorumlanıyor.
(ekip/fk)

