Bu okulda çocuklara ne öğretiyorsunuz?
10:09
Zehra Doğan/JINHA
AMED - Diyarbakır Alipınar Ortaokulu'nda yaşları 10 ile 14 arasında değişen çocukların çoğunun tesettüre bürünmesi dikkat çekiyor. "Kafasını kapatmayan günahkardır. Cennete gitmek için kapanıyoruz" diyen çocuklara aşılanan korku gözlerden kaçmazken, resim derslerinde dini semboller çizmeye, müzik derslerinde ise ilahi okumaya teşvik edilen öğrenciler, cinsiyetçi kalıplarla aynı sıraya dahi oturtulmuyor. Eğitim-Sen Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Dilek Adsan, korku ve itaatle iyi ahlak eğitimi verilemeyeceğini belirterek, çocukların psikolojisinin tarumar edildiğine dikkat çekti.
AKP'nin eğitimde 4+4+4 düzenlemesinin ardından dini referanslarla eğitimin geldiği boyut Diyarbakır Alipınar Ortaokulu'nda çekilen görüntülerde gözler önüne seriliyor. Yaşları henüz 10 ile 14 arasında olan kız ve erkek çocuklarının içine sokulduğu kalıplar dikkat çekici. Kız çocuklarının çok küçük yaşta tesettüre büründüğü görülürken, sınıfların kapısında yazan Arapça yazılar var. Sınıflarda çocuklar, resim derslerinde dini sembolleri çizmeye, müzik derslerinde ise ilahi söylemeye yönlendiriliyor.
'Cehennemde yanmayacağım mutluyum'
Çocuklarla yaptığımız görüşmelerde, "İyi çocuk olmayı tercih ettim ve kapandım" cümlesiyle sıklıkla dile getiriyor. 5'inci sınıf öğrencisi 10 Y.Ş., öğretilmiş bir şekilde "Hür irademle kapanmaya karar verdim" sözünü tekrarlarken arkasından kurduğu cümle ile nasıl korkutulduğunu ve psikolojik durumunu gösteriyor. Küçük çocuk öğretmenlerin kapanmadığı taktirde başına geleceklere ilişkin telkinlerini "Okulda sürekli iyi çocuk olmamız konusunda dersler alıyoruz. Öldüğümde cehennem ateşinden beni Kuran sayfalarından bedenime sarılan kalkan koruyacak, çok şanslıyım" şeklinde ele veriyor.
'Kapandım örnek öğrenci oldum'
12 yaşındaki L.T. adlı 8. sınıf öğrencisi de iki yıldan uzun bir süredir tesettüre büründüğünü belirtiyor. Öğretmenlerinin yönlendirmesiyle "Örnek öğrenci oldum" diyen çocuk, "Okulda sürekli örnek öğrenci olarak gösteriliyorum. Arkadaşlarımın çoğuna ben doğru yolu gösterdim. Benim gibi iyi olmak isteyen kapanır. Başka çare yok" diyor. "Sence kapanmayan arkadaşların kötü çocuklar mı?" diye sorduğumuzda ise okulda öğrencilerin nasıl bir baskı altında olduğu ortaya çıkıyor ve "Bence onlar günahkar, kötü çocuklar" diye konuşuyor. Yine 8. sınıf öğrencisi olan G.Ş. de L.T.'nin sözlerini destekleyerek, "Kendimi tüm günahlarımdan arınmış hissediyorum" dedi.
'Kapanınca boğuluyorum, açılınca korkuyorum'
Bir başka 8. sınıf öğrencisi A.Ş. ise çocuk aklı ile baskı ile bedensel zorlanma arasında nasıl kaldığını anlatıyor. Çocuk yaşadığı çelişkiyi, "Kapandığımda boğulacak gibi oluyorum, dayanamıyorum. Açıldığımda ise cehennemde yanarım diye korkuyorum. Yaz ayları açılıyorum. Annem bana, 'açıl tüm günahlarını ben üstlenirim' dedi" diye anlatıyor.
'Öğretmelerde 'dinsizlik'le teşhir ediliyor'
Okulda öğrencilerin anlamını tam olarak bilmedikleri "Günah, cehennem, iyi, kötü" gibi kavramlarla korkutulup ödüllendirilmesine tepki gösteren Eğitim Sen Diyarbakır Şube Eşbaşkanı Dilek Adsan, AKP'nin okul müdürlerinden şube müdürlerine kadar kendi kadrolarını yerleştirerek, ona sorgusuz bir şekilde itaat eden bir nesil yaratma dizaynı yapma amacında olduğunu söyledi. Dilek, "Ders esnasında okunan ezanlarda çocuklar sürekli avuçlarını açarak Arapça dualar okuyor. Birçoğu dersten çıkıp namaz kılmaya gidiyor" diyerek hocaların bu konu hakkında okul idaresine şikayet bildirdiklerinde ise "dinsizlik"le suçlandıklarını ifade etti.
Dilek, "Mesela çocuklar artık bütün davranışlarını bir 'Allah korkusu', 'günah mı eğil mi?', 'sevap kazanır mıyım' sorusu üzerine gerçekleştiriyor. Sınıfta kullanılan panolardan tutalım, resim dersinde yapılan figürlere kadar çocuk dini bir kuşatmayla karşı karşıya kalıyor, karmaşa yaşıyor. Çocuğun güzel davranışlarda bulunması tabi ki olumludur. Fakat bunun olması için bir gücün varlığıyla korkutulmak tamamen yanlış. Tüm bu yaklaşımlar yüzünden çocuklar korkak ve itaatkar bir yaklaşım sergiliyor" diye konuştu.
'AKP sorgulayan bir nesil istemiyor'
İlköğretim çağlarında öğrencilerin daha fazla sorgulaması ve özgün düşünmesi gerektiği yerde din baskısıyla korutulduklarından dolayı bütün sorgulamalarını ve kişilik yapılandırmalarını ona ders veren hocaya hoş görünme ve ona itaat etme çabasıyla şekillendirmeye çalıştıklarını kaydeden Dilek, "AKP'nin bu projesinde tek tip, tek din, tek millet, tek mezhep ve cinsiyetçi yaklaşımları içinde barındıran bir süreç söz konusu. Atamalarda fizik kimya felsefe öğretmeni gibi bilim alanlarında atama artık yok denecek kadar az. Öte yandan yüzlerce din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni ataması oluyor. Öyle ki çocuğun pedagojisini bilmeyen, çocuğa nasıl davranacağı konusunda hiçbir eğitim almayan yalnızca din üzerine çeşitli kurs almış üniversite mezunu olmayan kişiler de din hocası diye atanıyor. Bunun adı açıkça toplumu kendi görüşüne göre dizayn etmek ve din istismarcılığıdır" dedi.
Okullarda mescit!
"Çocukların dünyası tarumar edilmiş durumda" diyen Dilek, okullarda öğrencilerin artık cinsiyetçi politikalarla eğitildiğini belirterek, öğrencilerin "haremlik selamlık" bir şekilde ayrılmalarından dolayı karşı cinsi tanıma noktasında engelle karşılaştığını kaydetti. Dilek, "Siz burada kadın ve erkeği ayırdığınız zaman, artık derslerde kadını aşağılamaya bile gerek kalmıyor. Çocuklar aldıkları o değer yargılarıyla empoze edilen bilgilerle, cinsiyetçi dışlamayı zaten hayata geçirebiliyor. Oysa toplumsallaşmanın birinci önceliği iki cinsin birbirini tanıyıp onun üzerinden hayata geçilmesidir. Kız ve erkek çocukları birbirinden ayırdıktan sonra aslında AKP'nin işi daha da kolaylaşıyor. Hiçbir çabaya gerek kalmaksızın artık okullarda erkek öğrenciler, kız öğrencileri aşağılıyor. Bunun etkileri daha şimdiden başladı bile. Okullarda erkekler artık kız öğrencilerle konuşmak istemiyor çünkü bunu günah olarak değerlendiriyor. Erkek öğrenciler, kız arkadaşlarını hor gören tamamen cinsiyetçi bir tavır sergiliyor. Bunun beraberinde Cuma namazları da geliyor. Her Cuma dersi yarıda bırakıp Cumaya giden erkek öğrenciler, zaten bilinçaltında gitmesi din tarafından yasaklı kız çocuğunu hor görüyor. Önümüzdeki dönemde bu etki daha fazla hissedilecek çünkü AKP'nin mescit projesi yakında tüm okullarda hayata geçecek" dedi.
'Sanat ve bilim öğretmenleri atamaları yok'
Okullarda empoze edilen cinsiyetçi algıların yıkılması için ilk başta öğrenci velilerinin harekete geçmesi gerektiğini kaydeden Dilek, "Kedine yakın sendikalardan eğitimde üst düzey yerleşimleri yapan AKP'nin bu durumu tamamen politiktir. Devlet, okullar üzerinden kendine itaat eden bir nesil yaratmak istiyor. Eğitim-Sen olarak iktidara karşı birçok eylemliliklerimiz var fakat bu yetmez. Öğrenci velisi dernekleri açılmalı ve oralarda aktif mücadele verilmeli. Atamalarda sanat ve bilim öğretmenlerinin atamaları neredeyse yok. Bu anlamda öğretmenlerin örgütlenmesi gerekir" diye konuştu.
(fk)

