Kayıp yakınları Nihat Kazanhan'ın katledilmesini kınadı

14:35

 


JINHA


HABER MERKEZİ - Batman ve Diyarbakır'da bir araya gelen kayıp yakınları, Cizre'de 27 Aralık'tan bu yana devam eden olaylarda son olarak 14 Ocak tarihinde 12 yaşındaki bir çocuğun polis tarafından başından vurularak katledilmesi olayı kınandı.


Diyarbakır ve Batman'da İHD Şubeleri ve kayıp yakınlarının "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" sloganıyla her hafta gerçekleştirdiği oturma eylemi ve basın açıklaması, bu hafta da gerçekleştirildi. Kayıp yakınları ve İHD'nin birlikte yaptığı etkinlikte bu hafta, Cizre'de 14 Ocak tarihinde polis kurşunuyla başından vurularak katledilen Nihat Kazanhan'ın ve kaybedilenlerin akıbeti soruldu.


AMED


İHD Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınlarının da “Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın” sloganıyla her hafta düzenlediği oturma eylemlerinin 310’uncusu Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde gerçekleştirildi. Eylem sırasında üzerinde ‘Onlar Bir Gece Evlerinden alındılar ve bir daha geri gelmediler’ yazılı dev pankart açılırken, katılımcılar ise kayıpların fotoğraflarını taşıdı. Eyleme İHD üye ve yöneticilerinin yanı sıra, MEYA-DER, TUHAD-DER yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri, Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyeleri, kayıp yakınları ile insan hakları aktivistleri katıldı. Eylemde, 1992 yılında Şırnak’ın Cizre İlçesinde polis baskısı nedeniyle kayıplara karışan, ardından su değirmeninde elleri arkadan bağlı bir şekilde ölü olarak bulunan zihinsel engelli Mesut Dündar’ın faillerinin bulunup cezalandırılması talep edildi. Eylemde ayrıca, katledilişinin sekizinci yılında Gazeteci Hrant Dink de anıldı.


'Sorumlu bizzat Hükümetin kendisidir'


Eylemden önce konuşan İHD Diyarbakır Şube Yönetim Kurulu Üyesi Av. Muhterem Süren, bölgede 90’lı yıllarda işlenen katliamların ve insanlık suçlarının faillerinin ortaya çıkarılması ve yargılanması talebiyle 310 haftadır alanlarda olduklarını belirterek, adalet talebinin yükseltilmesi amacıyla tüm kesimlere destek çağrısında bulundu. Sözlerinde Hrant Dink Cinayeti şüphelilerinden ve cinayette parmağı olduğu belirtilen Cizre Emniyet Müdürü Ercan Demir’in, üzerindeki bu şüphe durumuna rağmen Cizre’ye atanmasını süreci bozma girişimi olarak değerlendiren Muhterem, "Cizre’de bu tarz olayların halen devam ediyor olması karşısında, Hükümetin sorumlu olarak paralel devleti ya da başkalarını göstermesini kabul etmiyoruz. Cizre’de yaşananlarda, katledilen çocukların kanında bizzat Hükümetin parmağı vardır” dedi.


'Zulümden kurtulmamızın tek yolu birliktir'


Muhterem'in ardından bir konuşma yapan Din Alimleri Derneği (DİAY-DER) üyesi Hadi Koç ise, “Zalimlerin zulmünden kurtulabilmemizin tek yolu birliktir. Hepimiz kendimizi sorumlu görelim. Yerde resimleri bulunan şehitlerimize sahip çıkalım” diyerek duygularını paylaştı.


Hadi'nin sonrasında ise İHD Diyarbakır Şubesi Kayıp ve Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu Üyesi Av. Abdullah Zeytun, 1992 yılında Şırnak’ın Cizre ilçesinde polis baskısı nedeniyle ortadan kaybolan, ancak bir süre sonra bir su değirmeninde elleri arkadan bağlı bir şekilde yaşamını yitirmiş vaziyette bulunan zihinsel engelli Mesut Dündar’ın hikayesini anlattı. Abdullah şunları belirtti:


“Mesut Dündar, çocukken menenjit hastalığına yakalanmış ve maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavi olamamış, bu nedenle de zihinsel engelli olarak yaşamanı sürdürmek zorunda kalmıştı. Şırnak’ın Cizre ilçesinde yapılan gösterilerde sarı, kırmızı, yeşil flamaları taşıdığı için 3 kez gözaltına alınmış ve yoğun işkencelere maruz kalmıştı. 1992 yılının Temmuz ayında Cizre Emniyeti’ne bağlı polisler, ailesi ile yaşayan Mesut’un evine baskın yapmış ve aileye Mesut’u Elazığ akıl hastanesine götürmek için geldiklerini söylemişler. Polisler, Mesut ve babasını evden alıp götürdüler. Mesut’u Cizre Hastanesi'ne yatırdılar. Ancak Mesut, korkup hastane camından atlayarak kaçtı. Polis 3 gün boyunca Mesut’un babasını da yanlarına alarak civar köylerde Mesut’u aradı. Ancak Mesut'u bulamayan polisler, babasını 3 gün boyunca yoğun işkenceye aldılar. Babasını oğlunu getirmemesi durumunda ölümle tehdit ettiler. Baba onu getireceğine dair söz verince serbest bırakıldı. Mesut eve geri dönmüyor, ancak her gün ailesini telefonla arıyordu. Polisler de her gün evlerine baskın yapıyordu. Mesut’un ailesini telefonla aradığı günlerden bir gün, polisin eve baskın yapmaması üzerine aile Mesut’un yakalandığını düşünmüş. 6 Eylül 1992 tarihinde Mesut’un cesedi, Sulak köyü Şeyh Değirmenci Su Değirmeni’nin yanında elleri arkadan bağlı boğulmuş bir halde bulundu. Sulak köyünde olayı gören çok sayıda görgü tanığının beyanlarına göre, Mesut’u olay yerine getiren biri polis 3 silahlı sivil giyimli kişilermiş. Olay yerine gelen askerler, cesedin altında bir bubi tuzağı olabileceği gerekçesiyle cesedi bir zırhlı personel aracının arkasında sürüklediler. Özgür Gündem Gazetesi’nin 19 Kasım 1992 tarihli haberinde, cesedin sürüklendiği fotoğraf uzun yıllar unutulmadı."


Abdullah, ailenin 13 Eylül 1994 tarihinde Cizre Cumhuriyet Savcılığı’na yazılı başvuruda bulunduğu ve davanın AİHM’e taşındığını belirterek, “AİHM, 2005 yılında Mesut Dündar davasında tazminata hükmederek, Türkiye’yi mâhkum etti” dedi.


Yapılan konuşmaların ardından, kayıp Mesut Dündar ve tüm kayıplar anısına 5 dakikalık oturma eylemi gerçekleştirildi.


ÊLIH


İHD Batman Şubesi ve kayıp yakınlarının bu hafta 310'uncusunu gerçekleştirdiği "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eylemi, Atatürk Parkı'nda Batman Demokrasi Platformu'nun da katılımıyla gerçekleştirildi. Eylemde "Artık anneler ağlamasın barış istiyoruz", "Kayıplar bulunsun failler yargılansın", "Korkuyorlar çocuklardan, çocuklardan korkuyorlar" yazılı ve kayıpların fotoğraflarının bulunduğu pankartlar taşındı. Eylemde ilk olarak konuşan İHD Batman Şube Başkanı Mehmet Bağatır, hem katledilen çocukların, hem de kaybedilenlerin hesabını sormak amacıyla alanlarda olduklarına işaret etti. Özellikle DTK heyetinin halkla buluştuğu ve çözüm sürecine dönük riskler hakkında konuşmalar yaptığı ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın uyarılarına dikkat çekildiği bir anda 12 yaşındaki Nihat Kazanhan’ın vurulmasının son derece kaygı verici olduğuna dikkat çeken Mehmet, devlet şiddeti sonucu son yıllarda 187 çocuğun devlet güçleri tarafından katledildiğine işaret etti.


Batman Demokrasi Platformu adına konuşan SES Şube Başkanı Mustafa Yurtsever de Cizre'deki olaylara dikkat çekerek, "5 çocuğun polis kurşunu ile vurularak katledilmesi, vicdan sahibi hiçbir insan tarafından anlaşılır ve kabul edilir bir durum değildir. AKP Hükümeti çocuklarımızın ve insanlarımızın ölümlerine neden olan politikalarını derhal terk etmelidir. Bu cinayetlere karşı sessiz kalmayacağız, her türlü demokratik tepkimizi göstereceğiz. Cizre halkı ve gençliği yalnız değildir" şeklinde konuştu.


Açıklama, 5 dakikalık oturma eyleminin ardından sonlandırıldı.


(gk)