'Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde öğrenciler ajanlığa zorlanıyor'
10:31
Bacı Anuk/JINHA
WAN - Yüzüncü Yıl Üniversite Sağlık Meslek Yüksekokulu Hemişirelik bölümünde okuyan İsmail Şeker, polisin burs bağlama bahanesiyle kendisini ajanlığa zorladığını iddia ederek, "Beni eylemlere gönderdiler. 'Taşsa taş molotofsa molotof, onlar ne yaparsa sen de yap ve bize isimleri ver' dediler. Uzun süre onlara çalıştım. Mahkemede arkadaşlarımın fotoğraflarını illegal alanda çekilmiş gibi delil olarak gösterdiklerini gördükten sonra bu sahtekarlıktan artık kurtulmak istedim. Benim gibi daha birçok ajanlaştırılan öğrenci var" şeklinde açıklamalarda bulundu.
Van'da da polis tarafından ajanlaştırılarak 2013 yılından bu yana üniversite alanında demokratik taleplerini dile getiren öğrencilerin fişlenmesinde kullanıldığını söyleyen Yüzüncü Yıl Üniversite Sağlık Meslek Yüksekokulu Hemişirelik bölümünde okuyan İsmail Şeker, Dursun Odabaşı Tıp Merkezi önünde sigara sattığı esnada polisin kendisine "burs" bağlayacağı bahanesiyle ajanlığa zorlandığını iddia etti. Kendisini ajanlaştıran polislerin isimlerine kadar birçok önemli iddialarda bulunan İsmail, işin içinde yurt müdüründen Dursun Odabaşı Tıp Merkezi müdür yardımcısına kadar daha birçok kişinin olduğunu söyledi.
Önce korkuttular
İsmail, bu süreçten önce kendisinin politik bir görüşü ve düşüncesinin olmadığını belirterek, polislerle ilk temasın 2013 yılında Hakkari'nin Berçelan yaylasında gerçekleşen doğa festivaline katıldıktan sonra polisin ailesini aramasıyla başladığını söyledi İsmail, ilk olarak kendisini Mehmet ismiyle tanıtan fakat gerçek adının sonradan Murat olduğunu öğrendiği bir komiserle konuştuğunu belirterek, komiserin kendisine "Berçelan'da gençler toplu olarak PKK'ye katlıyor haberin var mı?" diye sorduğunu ve kendisinin de bundan haberi olmadığını söyledi.
'100 lira karşılığında bilgi alıyorlardı'
Maddi durumu kötü olduğu için Dursun Odabaşı Tıp Merkezi önünde sigara sattığı sırada aynı polisin kendisine burs bahanesiyle ajanlık teklif ettiğini söyleyen İsmail, daha sonra istihbarat görevlisi olan Salih ağabey diye tanıtılan bir polis tarafından 100 lira karşılığında ajanlığa başladığını söyledi. İsmail, "Kendini Salih diye tanıtan kişi bana 'senin maddi durumu biz hallederiz. Sen de bize üniversitede eylem yapan öğrencilerin isimlerini getireceksin. Sen de onlarla eylemlere katıl. Taşsa taş, molotofsa molotof... Ne yaparlarsa sen de yap' dediler. Ben de yaptım. Tüm eylemlere hata şehir dışında gerekleşen kongre ve konferanslara dahi katıldım. 4 Nisan'da Amara'ya da gittim. Kendimi tamamen örgütlü bir öğrenci olarak gösterdim. İsimlerini öğrendim ve eyleme katılanların fotoğraflarını çektim" dedi. İsmail daha sonra 100 liralık teklifin daha uzun vadeli ajanlık karşılığında 500 liraya çıktığını belirtti.
'Üniversitede birçok öğrenci ajanlaştırılıyor'
Ajanlık yaptığı sırada kendini vicdanen rahat hissetmediğini ifade eden İsmail, Kobanê eylemleri sırasında her şeyin kafasında daha net olduğu için artık polise isim vermediğini söyledi. İsim vermediği için polisle tartıştığını ve isim vermese dahi kendisi gibi ajanlaştırılan diğer öğrencilerin olduğu için polisin istediği bilgiye kolay ulaştığını söyledi. İsmail üniversitede ajanlaştırılan öğrencilerin hiçbir araya getirilmediğini belirtti. İsmail ayrıca, "Bana 'arkadaşlarını da getir işe başlasınlar para veririz' dediler" şeklinde iddialarda bulundu.
'İşin içinde yurt müdürü de var'
İsmail, ajanlaştırılan öğrencilerin polislerle genelde cami, rektörlük ve Dursun Odabaşı Tıp Merkezi gibi noktalarda buluştuklarını söyledi. İsmail ayrıca polisin yurt müdürü, Dursun Odabaşı Tıp Merkezi'nde Murat Coşar isimli hastanenin müdür yardımcısı ile de irtibat halinde olduğunu belirtti.
'Bırakmak istedim tehdit ettiler'
Tanıdığı birçok öğrencinin mahkemelerini takip ettiği sırada sahte belgelere dayalı iddianamelerden dolayı öğrencilerin hapis cezasına çarptırıldığını söyleyen İsmail, "Öğrencilerin legal alanda çektiği fotoğrafları illegal alanda çekilmiş gibi mahkemeye sundular. Oysa o eylemler sırasında ben de vardım ve bunun doğru olamadığını biliyordum. Artık yapılan sahtekarlıktan bıktığım için ajan olmak istemediğimi onarla bildirdim. Fakat beni tehdit ettiler, 'bu karar senin ve ailen için iyi olmaz. Sen de üzülürsün ailen de üzülür. Bırakırsan olmaz. Biz seninle okul bitene kadar diye anlaştık. Bırakırsan hayatın riske girebilir' dediler. Bu konuşmayı yapanlar Ziya, Adil ve Esat adlı sivil polislerdi. Bu şekilde bana yaklaşımları oldu. Fakat artık dayanamıyordum. Bu yüzden İHD'ye başvurdum" şeklinde açıklamalrda bulundu.
'Kürt halkından ve tüm devrimci halklardan özür diliyorum'
İşin içinden bir şekilde çıkmak için İHD'ye başvurduğunu söyleyen İsmail, "Başta Kürt halkından ve demokratik halklardan özür diliyorum. Bu tür durumlara düşürülmüş arkadaşlar hala var. Onlarda artık uyansın, her şeyin farkına varsın. Ne amaçla bunları yaptıklarının, polisin onlara yaklaşımlarının farkına varsınlar, bu tür kirli oyunlara gelmesinler. Bu tür ajanlaştırma ve asimilasyon politikalarından uzak dursunlar. Ajanlaştırılan herkes Kürt halkından özür dilesin. Ben de Kürt halkından ve bütün devrimci halklardan özür diliyorum" dedi.
(ekip/gk/zd)

