'Cezasızlığın altını çizmek için mahkemelerdeyiz'
09:08
Eylem Daş/JINHA
İSTANBUL - Yargı, polis, aile ve devlet sarmalında öldürülen kadınların davaları kadınların takibinde. Kadın örgütlerinin mahkeme salonlarında cezasızlığı teşhir etmek için bulunduğunu kaydeden Avukat Deniz Bayram, hukuktan bir şey talep etmediklerini amaçlarının mahkemeleri işgal edip var olan adaletsizliği ifşa etmek olduğunu söyledi.
Ortalama 5 kadının katledildiği Türkiye'de kadına yönelik şiddet ve kadın katliamları gün geçtikçe artarak devam ediyor. Her gün birden fazla davaların görüldüğü mahkeme salonlarında feminist kadınlar, kadın örgütleri, platformlar, şiddete uğrayan ya da katledilen kadınların mücadelesini büyütmek için yer alıyor. Peki, kadınlar neden örgütlü bir şekilde mahkeme salonlarını dolduruyor? Kadını katleden erkeğe iyi halden indirim yapan, erkeği değil kadını yargılayan hukuktan medet umdukları için mi? Yoksa, kadınların haklı mücadelesini büyütmek ve kadına gelince işlemeyen hukuka karşı politik bir duruş sergilemek için mi? Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu'ndan Avukat Deniz Bayram, kadınların ve feminist avukatların bir taraf olarak kadın cinayetleri davalarını takip ettiklerini ve kadın cinayetlerinin münferit olaylar olmadığını dile getirerek erkek egemen sistemin devlet politikalarıyla kadınların kırıma uğradıklarını söyledi.
'Güldünya ile birlikte kadınlar mahkeme salonlarını işgal etti'
Toplumun hukuktan talepte bulunmamak konusunda mutabakata vardığını ifade eden Deniz, davaları takip etmelerinin hukuktan bir şey talep etmek olmadığının altını çizerek, ''Türkiye' de kadınlar öldürüldüğü zaman faili olan erkekler ceza almıyor. Aslında kadınlar bu cezasızlığa ses çıkarmak ve bu cezasızlığın altını çizmek için mahkeme salonlarını işgal ediyor'' vurgusu yaptı. 2004 yılında töre cinayeti ile katledilen ve 2000'li yıllarda kadına karşı gelinen şiddetin sembolü haline gelen Güldünya Tören'i hatırlatan Deniz, Türkiye'de feminist tarihe bakıldığı zaman, Güldünya Tören'in öldürülmesiyle takip eden kadın cinayeti dava takiplerinde kadınların mahkeme alanlarına gidip mahkemeleri işgal etmesi aslında var olan adaletsizliği ifşa etmek ve bu adaletsizliğe karşı ses çıkarmak anlamına gelmektedir'' sözlerine yer verdi.
'Mahkeme de olmak dava izlemek değil politik bir duruş sergilemektir'
Son dönemde kadın cinayeti davalarını izlerken erkek egemen yargı pratiği ile fail olan erkeklerin bir takım profesyonellikler öğrendiklerine dikkat çeken Deniz, '' Fail erkeğin, karısını çok sevdiğini söylüyor olması, mahkemede güzel giyinmesi, iyi konuşması, karısını öldürdüğü için pişman olup intihara teşebbüs etmesi, mahkeme kararına 'iyi hal' ya da 'tahrik indirimi' şeklinde yansıyor'' ifadesini kullandı. ''Alınan bu kararlarla ceza indirim değil cezasızlığın altı çiziliyor'' diyen Deniz, feminist avukatların da bu davalarda yer almasının sebebinin herhangi bir hukuki davayı takip etmek değil aksine mahkemeye karşı politik bir duruş sergilemek olduğunu belirtti. Kadın Cinayetlerine Karşı Acil Önlem Grubu'nun kampanyası kapsamında Türkiye'de eş zamanlı eylemler gerçekleştirildiğine de işaret eden Deniz, meclisten olağanüstü toplanılması ve bu konuda acil önlem geliştirmesini talep ettiklerini dile getirerek kadınların da sokaklarda kadın cinayetlerine karşı ses çıkarmaya devam ettiklerini kaydetti.
Erkek şiddetini önleme değil mecbur bırakma paketi
Grubun sloganının ''Kadın cinayetleri bir tokatla başlıyor ve cinayetle sonlanıyor'' olduğunu söyleyen Deniz, şiddetle kadın cinayetlerinin birbirinden ayrılmasının mümkün olmadığına işaret ederek bu yüzden grubun, kadın cinayetlerine çıkardığı sesi aynı zamanda erkek şiddetine karşı da çıkardığını vurguladı. Son dönemde hükümet tarafından açıklanan aile paketinin erkek şiddetine bir nevi teşvik niteliğinde olduğunun altını çizen Deniz, aile politikalarının güçlendirilmesinin erkek şiddetinin önlenmesi değil, kadınları erkek şiddetine mecbur bırakmak ve eve kapatmak amacını taşıdığını dile getirdi.
(zd/fk)

