‘Vicdanınız ağrıyor mu?’

13:48

 


JINHA


İSTANBUL – Cumartesi Anneleri 513’üncü haftada bir araya gelerek, 17 Ocak 1996 yılında gözaltında katledilen Abdullah Canan’ın katillerinin yargılanmasını istedi.  Eylemde konuşan Abdullah Canan’ın oğlu Tayyüp Canan, davayı izleyen savcılara seslenerek, “Vicdanınız ağrıyor mu? Ben söyleyeyim ağrımıyor. İnsanların yüzlerindeki benleri bile kestiler. Failleri koruyorsunuz ama bundan utanmıyorsunuz” dedi.


Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini soran Cumartesi Anneleri, adalet arayışlarının 513'üncü haftasında Galatasaray Meydanı'nda bir kez daha bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" yazılı pankart açarak kaybedilen yakınlarının fotoğrafları ile kırmızı karanfiller taşıdı. Cumartesi Anneleri bu haftaki eyleminde, 17 Ocak 1996’da Yüksekova-Van karayolunda jandarma tarafından gözaltına alındıktan sonra 21 Şubat 1999 tarihinde elleri, kolları, ayakları bağlı bir şekilde köylüler tarafından cansız bedeni bulunan Abdullah Canan’ın belli olan faillerini sordu.


Davamdan vazgeçersem onurumdan vazgeçerim’


Eylemde ilk olarak konuşan Abdullah Canan’ın oğlu Tayyüp Canan, 27 Ekim 1995 tarihinde köylerinin yakılması sonrası babasının Jandarma Komutanlığı’na giderek oradakilerle konuşmalarını anımsatarak, “Babam Binbaşı Emin Yurdakul hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Sonrasında komutanlıktaki görüşmesinde babam ‘Yeriniz ne kadar sıcak. Bizlerinde evlerini sıcak tutsanız barış içinde yaşasak’ dediğinde Emin Yurdakul ona ‘Şikayetini geri çek davadan vazgeç. Vazgeçmezsen yeriniz hep soğuk kalacak’ diyerek tehditlerde bulunmuş. Babamda ‘Davamdan vazgeçersem onurumdan vazgeçerim’ dedi” şeklinde konuştu.


‘Vicdanınız ağrıyor mu?’


Tayyüp, babasının cenazesinin iki sene sonrasında İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirildiğini ve orada da bir buçuk sene bekletildikten sonra otopsiye alındığını ifade ederek, “Otopsi sonrası babamın ‘İşkenceyle katledildikten sonra bedenine silahla ateş edildiği’ne karar verildi. AİHM davayı ‘Gülünç ve ilginç’ bularak durumun vahimliğini ortaya koydu. AİHM ‘Abdullah Canan gözaltında kaybedildi ve öldürüldü’ kararı vermesine rağmen dönemin savcıları failleri akladı” diye konuştu. Dönemin savcılarına seslenen Tayyüp, “Vicdanınız ağrıyor mu? Ben söyleyeyim ağrımıyor. İnsanların yüzlerindeki benleri bile kestiler. Failleri koruyorsunuz ama bundan utanmıyorsunuz” diyerek tepkisini dile getirdi.


‘IŞİD’i anlamak Rabita’dan geçer’


Ardından söz alan gözaltında kaybedilen Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak, Uğur Mumcu’nun da katledilmesinin yıl dönümü olmasına dikkat çekerek, “Uğur Mumcu o dönem kirli işler içerisinde olan ‘Rabita’ örgütünden bahsetmişti ve sonrasında katledildi. Bugün IŞİD’i anlamak istiyorsak Rabita’ya bakmak gerekir” açıklamalarında bulundu.


‘Baskı ve uyarılara rağmen şikayetini geri almadı’


Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını yapan Mine Nazevi, Abdullah Canan’a adalet için toplandıklarını söyledi. Mine, 23 Kasım 1995 tarihinde Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanlığı’na bağlı askerler Yüksekova/Befircanı köyüne baskın düzenlediğini belirterek, “Çok sayıda ev yakıldı, tahrip edildi. Yüksekova’da tanınan bir iş adamı olan Abdullah Canan ve 7 akrabası, bu olaydan sorumlu tuttukları Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Binbaşı Yurdakul, Abdullah Canan’ı tanıkların yanında şikâyetinden vazgeçmesi için tehdit etti. Canan tüm baskı ve uyarılara rağmen şikâyetini geri almadı” dedi.


‘Gözaltına alındığı inkar edildi’


Mine, 43 yaşındaki Abdullah Canan’ın 17 Ocak 1996 sabahı otomobiliyle Hakkari’ye gitmek üzere evinden ayrıldığını ifade ederek, “Yüksekova- Van karayolunda askerler tarafından otomobili durdurularak gözaltına alındı ve Yüksekova Dağ Komando Taburu’na götürüldü. Ailesi yerel ve ulusal tüm makamlara başvurdu. Abdullah Canan’ın gözaltına alındığı inkar edildi. 21 Şubat 1996 tarihinde Abdullah Canan’ın işkence görmüş cansız bedeni elleri, ayakları, ayakları ve ağzı bağlı bir şekilde köylüler tarafından bulundu” diye konuştu.


AİHM: Türkiye’nin yaklaşımı şaşkınlık verici


Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’nde Mehmet Emin Yurdakul, Nihat Yiğiter ve Karaman Bilgiç hakkında “Kasten öldürmek suçundan” dava açıldığını ifade eden Mine, “Ailenin ve tanıkların iddialarını yeterli ve inandırıcı bulmayan mahkeme, sanıklar hakkında beraat kararı verdi. Yargıtay 1. Ceza Dairesi bu kararı onadı. Yerel mahkemenin ‘İddiaları araştırmaya isteği olmadığı’ kaydını düşen AİHM, ‘Aralarında askeri personelin de yer aldığı tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere, Abdullah Canan’ın gözaltında öldürüldüğü mahkememizce saptanmıştır’ tespitinde bulundu. Türkiye’nin yaklaşımını şaşkınlık verici bularak oy birliğiyle mahkumiyetine karar verdi” dedi.


(dk-mt/mg)