Kadınlar: Şiddet devlet tarafından kutsanıyor
09:44
Vildan Atmaca / JINHA
WAN - Artarak süren kadına yönelik şiddeti ve kadın katliamlarını değerlendiren yaşamın farklı alanlarından kadınlar, şiddetin, en ilkel sorun çözme yöntemi olduğunu ifade etti. Kadına yönelik şiddeti değerlendiren kadınlardan Avukat Esra Akgün, " Erkek hukukunda kadınlar ve çocuklar yani ötekileştirilenler yerine, ötekileştirenler korunup kollanıyor" ifadelerine dikkat çekerken; Sosyolog Ruken Özdemir ise, " Şiddet devlet tarafından bu kadar kutsanmışken, kadının kendi kimliğini öne çıkarması ölümle sonuçlanıyor" dedi.
Toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddetin boyutları her geçen gün artıyor. Fakat yaşamın her alanında kadını daraltmaya ve eve kapatmaya dönük ideolojik eğilimler, kadınların direnişi ile karşılık buluyor. Kültürel, toplumsal bir fark olmaksızın hemen tüm toplumlarda farklı boyutları ile en sarsıcı haliyle görülen kadına yönelik şiddet, bölgede de artarak devam ediyor. Erkeklerin gerçekleştirdiği kadın katliamları ve kadına yönelik şiddet, çocuk istismarları olayları ise devlet ve yargı tarafından adeta ödüllendirilmekte. Bölgede yaşayan kadınlar, kadına yönelik şiddetin boyutlarını değerlendirdi.
'Devletin kadına yaklaşımı rencide edicidir'
Erciş tarihinde ilk kez 30 Mart 2014'te gerçekleştirilen yerel seçimlerde DBP'den seçilen kadın Belediye Eş Başkanı Diba Ermiş Keskin, mevcut AKP Hükümeti’nin 12 yıllık iktidarı boyunca kadına yönelik şiddetin arttığını ve iktidarın kullandığı İslami söylemler ile binlerce kadının katledildiğini belirtti. "Türkiye toplumunda devletin kadına yaklaşımı insanlık onurunu rencide edecek durumdadır" diyen Diba, "Bu durumun en bariz hali 25 Kasım'da seçilmiş kadın encümenimizin yaşadığı olaydır. Belediye Meclis üyesi kadın arkadaşımız, seçilmiş olduğunu söylemesine rağmen aramadan geçti ve eril zihniyetin yani devlet zihniyetinin şiddetine maruz kaldı" ifadelerine yer verdi. Diba, Erciş’in feodalitenin halen kırılmadığı bir yer olduğunu kaydederken, aynı zamanda feodalitenin kadını eve kapatarak ötekileştirdiğini dile getirdi. Yerelde seçilmişler olarak ataerkil zihniyeti yıkacaklarını ve kadın özgürlüğü için üzerlerine düşenleri yapacaklarını belirten Diba, ilçenin kadın sorunları ile daha yakından ilgilenmek için Kadın Politikaları Şube Müdürlüğü kuracaklarını söyledi.
'Kadın ataerkil zihniyete boyun eğmiyor'
Kadın sorunlarının algılanması konusunda bölgesel farklılıkların olduğunu ifade eden Eğitim Sen Erciş Şube Yöneticisi Zeynep Taşdelen, bu nedenle kadınların sadece fiziksel şiddeti sorun olarak gördüğü yerlerde, kadın sorunlarının dile getirilmesi ve açığa çıkmasının önünde ciddi bir zihniyet engelinin olduğuna dikkat çekti. Şiddetin eril zihniyetin yarattığı ciddi bir sorun olduğunu kaydeden Zeynep, "Kadın artık kendini geliştirmek için çaba harcıyor, ataerkil zihniyete boyun eğmiyor. Kadının eşitlikten, özgürlükten, kadın mücadelesinden bahsetmesi, erkeğin zihniyetine ters düşüyor. Erkek en ilkel yöntem olan şiddete başvuruyor” dedi. Zeynep, şiddetin bir insan hakkı ihlali olduğunu ve bir eğitimci olarak eğitim kurumlarında cinsiyet eğitimi verilmesi gerektiğini söylerken, "Eğitim kurumlarında cinsiyet eğitimi verilmesi gerekiyor. Kadının herkes tarafından bir birey olduğu öğretilmeli, eve mahkûm edilip yok edilmeye çalışılmasının önüne geçilmelidir” şeklinde konuştu.
'Ötekileştirilenler yerine ötekileştirenler korundu'
2014 yılının kadınlar için hukuki yönden nasıl geçtiği ile ile ilgili değerlendirme yapan Avukat Esra Akgün ise, her yıl olduğu gibi bu yıl da kadına yönelik şiddete dair hiçbir değişiklik yapılmadığının ve hukuk kurallarının erkek zihniyetine eşit olduğunun altını çizdi. Esra, Türkiye'de hukuk kurallarını erkeklerin çıkardığını ve erkeklerin siyasete yön verdiğini kaydederek, "Erkek hukukunda kadınlar ve çocuklar yani ötekileştirilenler yerine, ötekileştirenler korunup kollanıyor. Hatta ötekileştirmek hukuk eli ile gerçekleşti” ifadelerine yer verdi. Nüfusun yarısını oluşturan kadınların hukuk eli ile yok edildiğine ve kadın iradesinin görmezden gelindiğine işaret eden Esra, kadın mücadelesinin arttığına da değinerek, "Kadın, hukuk kuralları içerisinde ailenin korunması ile yer alıyor. Kadın bağımsız bir kadın olarak yer almıyor. Kadın cinayetlerinde yasaların infaz kısmında caydırıcı cezalar uygulaması gerekirken tam aksine ‘tahrik’ ya da ‘iyi hal’ indirimi veriliyor” açıklamalarında bulundu. Esra, toplumu etkileyen akademisyen ve siyasetçilerin söylemlerine dikkat etmeleri ve toplumu yanlış yönlendirmelerden vazgeçmeleri gerektiğinin de altını çizdi.
'Erkek egemen toplumun namus anlayışında kadın var'
Toplumdaki gelenek, görenek, sosyal ve kültürel şekillenmenin sonucu olarak kadınların en yakınlarında bulunan erkekler tarafından, "namus" adı altında katledildiğini dile getiren Van Kadın Yaşam Merkezi Sosyologu Ruken Özdemir de, "Erkeğin egemen olduğu toplumlarda namus anlayışı sadece kadına yöneliktir. Namus kavramı erkekler için kullanıldığında daha çok şeref kavramı ile aynı anlama gelir. Kadının 'namuslu' yaşamından ailedeki erkekler sorumludur. Kısaca namusun taşıyıcısı kadın, koruyucusu erkektir” ifadelerine dikkat çekti.
'Kadınların katledildiği toplum ahlaki çöküntü içerisindedir'
Ruken, Türkiye toplumunun erkek egemen bir bakış açısı ile biçimlendiğini ifade ederken, böyle bir toplumda erkeğe geleneksel ve klasik bir kadın tiplemesinin uygun görüldüğünü, "evinin hanımı çocuklarının anası" söylemleri ile evliliğin kutsallaştırıldığını vurguladı. Kadının evlilik kurumunun dışına çıkma ya da bağımsız yaşama isteminin, şiddet ya da katledilme ile sonlandığına işaret eden Ruken, "Kadınların sadece fiziki olarak değil, duygularının, düşüncelerinin, kendilerini ifade etme haklarının elinden alınması, kendi kimliklerini yaratabilme zeminin olmaması da cinayettir. Yani kadın katliamları çok boyutlu; ruhsal, düşünsel, duygusal, kültürel açıdan yaşanıyor. Kadın katliamlarının bu kadar çok yaşandığı bir toplum, ahlaki açıdan çöküntü içerisinde olan bir toplumdur” dedi.
'Şiddet devlet tarafından kutsanıyor'
Hükümetin birinci ağızlarından farklı dönemlerde yapılan açıklamalara da dikkat çeken Ruken, "Bülent Arınç gibilerinin kahkaha atan kadınları hedef göstermesi bunun en acı örneklerindendir. Türkiye Cumhurbaşkanının 'Kız mıdır? Kadın mıdır', 'Her kürtaj bir Roboskidir', 'Kızlı-erkekli aynı evde kalıyorlar', 'Kadın ile erkeği eşit konuma getiremezsiniz, fıtrata ters' yönündeki söylemler toplumdaki ataerkil düzeni besleyen söylemlerdir. Şiddet devlet tarafından bu kadar kutsanmışken, kadının kendi kimliğini öne çıkarması ölümle sonuçlanıyor” açıklamalarında bulundu.
(gk/mg)

