KEP: Aileye köle sermayeye kul olmayacağız

16:21

 


JINHA


İSTANBUL- Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan, "Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı"na kadınların tepkileri büyüyor.  Kadın Emeği Platformu üyeleri hükümetin kadınları sadece annelik ile tanımladığına dikkat çekerek programa tepkilerini "Aileye ve sermayeye kul olmayacağız" sözleriyle dile getirdi.


Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından açıklanan,  "Ailenin ve Dinamik Nüfus Yapısının Korunması Programı"na kadınların verdiği tepkilerden biride Kadın Emeği Platformu'ndan (KEP) geldi.  KEP, "Aileye ve sermayeye kul olmayacağız" sloganı ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun açıkladığı programa ilişkin hazırladıkları raporu DİSK Genel Binası'nda düzenlenen basın toplantısı ile kamuoyu ile paylaştı. Toplantıya KEP bileşenlerinin yanı sıra, Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde sendikalı oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan kadın işçiler de katıldı. Toplantıda, hazırlanan rapora ilişkin değerlendirme ve talepleri KEP bileşenlerinden DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, Sosyalist Feminist Kolektif'ten Hülya Osmanağaoğlu, Sendikal Güç Birliği Kadın Koordinasyonu'ndan Neslihan Taşoluk Nakaş, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi'nden Neslihan Karatepe ve KESK Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy açıkladı.


 'İşsizlikle mücadele etmenin yolu kadınları güvencesiz çalıştırmak'


Toplantıda işçi kadınları, emekçi kadınları ve Kobanê'de direnen tüm kadınları selamlayarak konuşmasına başlayan DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu, çalışma yaşamının esnekleştirilmesi ile kadının ucuz iş gücü haline getirildiğinin altını çizerek, kadınların geçmişten bugüne kazanılmış haklarının ellerinden alındığına dikkat çekti. Arzu, hükümetin "işsizlikle mücadele ediyoruz" derken bunun yöntemi olarak da üretimi esnekleştirmeye çalıştığını ifade ederek, kadınları da bu üretimin içine güvencesiz şeklide çekmeye çalıştığını belirtti.


'Esnek ve güvencesiz çalışmayı kadın emekçilerden başlatıyorlar'


Rapora ilişkin konuşan Sosyalist Feminist Kolektif'ten Hülya Osmanağaoğlu ise, "Biz kadınlara göre açıklanan program temelde iki hedefe sahip" dedi. Hülya, hükümetin kadınları sadece annelik ile tanımladığına dikkat çekerek, açıklanan programın kadınları annelikle sınırladığını belirtti. Hülya, "Yani, erkeklerle eşit olarak değil, ancak anneliğin kazandırdıklarıyla erkeklerle eşdeğer olarak var olabileceğini vurguluyor ve iki kişi arasındaki birliktelik ilişkisini 'aile olmakla' ve heteroseksüel ilişki biçimiyle sınırlandırıyor" diyerek programı eleştirdi.  


'Bu program genel çalışma koşullarını etkileyecek'


Sendikal Güç Birliği Kadın Koordinasyonu'ndan Neslihan Taşoluk Nakaş ise, "Bu yasa ve programlarla kadınlardan başlayarak tüm çalışma hayatı esnek ve güvencesiz çalışma prensibi ile yeniden inşa ediliyor" ifadesini kullandı. Neslihan, doğum ve annelik gerekçesi ile kısmi ve yarı zamanlı çalışma şeklinin kadınlar için bir tercih olarak sunulduğunu kaydederek, bir süre sonra bu tercihin kadınlar için bir zorunluluğa dönüşeceğini dile getirdi.


'Tüm iş yerlerinde ücretsiz, nitelikli kreşler açılmalı'


İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Kadın Meclisi'nden Neslihan Karatepe de platformun taleplerini dile getirerek, çocuk bakım izinlerinin hiçbir hak kaybı ya da part-time çalışma dayatması olmaksızın, erkeklerle eşit hak ve sorumluluklarla düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Neslihan ayrıca kapatılan tüm kamu kreşlerinin tekrar açılması gerektiğine dikkat çekerek, "Kadın erkek olmasına bakılmaksızın, en az 50 işçi çalıştıran kamu ya da özel tüm işyerlerinde ücretsiz, nitelikli bakım evleri ve kreşler açılması zorunlu olmalı" ifadelerine yer verdi.  Neslihan, "Diğer çocuklu bireyler için her mahalleye ihtiyacı karşılayacak kadar kreş açılması için devlet kendisi girişimde bulunmalı, belediyelere yasal zorunluluk getirilmeli" diye konuştu.


'Kadınlara erken emeklilik ve yıpranma payı verilmeli'


Neslihan, "Kadın ve erkek çalışanların, kendilerine ve yaşamı paylaştıkları kişilere zaman ayırabilmeleri için yasal günlük veya haftalık çalışma süreleri günde en fazla 7, haftada en fazla 35 saate indirilmeli, toplu ya da bireysel iş sözleşmeleri ile hiçbir yasal hak kaybına izin verilmeksizin daha altında süreler kararlaştırılması özendirilmeli" sözlerine yer verdi. "Aile sorumlulukları", "çocuk bakım yükümlülükleri" gibi bahanelerle kadınlara esnek çalışma formlarını dayatmak yerine, tam zamanlı ve tam güvenceli istihdam olanaklarını sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini vurgulayan Neslihan, "Devlet tüm kadınlara bir an önce çalışma süresine ve prime bağlı olmayan işsizlik maaşı ve prim ödemesiz sağlık güvencesi sağlamalı. Kadınların çifte mesaisi göz önüne alınarak erken emeklilik ve yıpranma payı uygulamaları sosyal güvenlik sistemine dâhil edilmeli" dedi.


(ed/dc/zd)