Hukukçular Cizre’de yaşanan olayları raporlaştırdı
13:35
JINHA
HABER MERKEZİ – ÖHD, TOHAV, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, MHD ve Asrın Hukuk Bürosu, Cizre’de 7 sivil yurttaşın yaşamını yitirmesi ile ilgili ilçede incelemelerde bulunarak, rapor hazırladı.
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı, Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Mezopotamya Hukukçular Derneği, Asrın Hukuk Bürosu, Şırnak’ın Cizre İlçesi’nde 6 Ekim 2014 tarihinde başlayan olaylar ve 7 sivil yurttaşın yaşamını yitirmesine ilişkin rapor hazırladı. Raporda, Cizre ilçesinde 6 Ekim 2014 tarihinde başlayan ve sonrasında devam eden olayları yerinde gözlemlemek, ilgili sivil ve resmi kuruluşlarla temaslarda bulunmak, yaşanan olayları ve hak ihlallerini raporlaştırmak üzere 19 Ocak 2015 tarihinde ÖHD, TOHAV, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, MHD ve Asrın Hukuk Bürosu'ndan oluşan bir heyetle Cizre İlçesi’ne gidildiği belirtildi. Raporda, “Cizre İlçesi’nde 6-7 Ekim 2014 tarihinde başlayıp bugüne dek süren ve bir çok sivil yurttaşın ölümüne sebebiyet veren olaylar kamuoyunda ciddi bir infial uyandırmıştır. Toplumun tüm kesimlerinde olduğu gibi biz hukukçularda da Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümüne yönelik başlatılan bir süreçte olayların yaşanması ve özelliklede yaşam hakkının ihlali boyutunda hak ihlallerinin artması kaygı verici bulunmuştur” sözleri ifade edildi. Bu nedenle oluşturulan heyetle Cizre’ye gittikleri ifade edilen raporda, “Yaşanılan olayları yerinde görmek, mağdur yakınları, görgü tanıkları, İlçe Cumhuriyet Başsavcılığı, İlçe Kaymakamı, yerel yöneticiler ile görüştük” diye kaydedildi.
Yapılan gözlem, inceleme ve görüşmeler ile ilgili yapılan değerlendirme raporda şöyle sıralandı:
“- Şırnak İli Cizre İlçesi’nde; 6-7 Ekim 2014 tarihinden bugüne kadar yoğun çatışmaların yaşandığı, halkın ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarının kolluk güçleri tarafından ilk andan itibaren engellenerek ulusal ve uluslar arası hukuk normların ihlal edildiği, kolluğun bu yasal hakların kullanımını engellemek üzere orantısız güç kullandığı, tüm halkın geneli etkilendiği gibi bu olaylardan en çok çocukların etkilendiği, kolluğun hedef gözeterek rastgele ateş saçtığı ve yaşam hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir.
-Yaşanan ölüm olaylarına ilişkin adli birimlerce yürütülen soruşturmaların, olması gereken özen ve titizlikle yürütülmediği gözlemlenmiştir. Yetkili resmi görevlilerin olayların yarattığı vehamete göre gerekli tedbirleri almadıkları bilakis kolluk görevlilerinin bazı tutum ve davranışlarıyla olayların daha da büyümesine sebep verdikleri gözlemlenmiştir.
- Cizre ilçesinde 6 Ekim 2014 tarihinde başlamış olaylara kolluk kuvvetlerinin yaklaşımı ve hükümetin açıklamaları Kürt toplumunda ve özelliklede Cizre halkında başlatılan çözüm sürecine yönelik samimiyette dair inancı zedelediği gözlemlenmiştir. Özelliklede 14.01.2015 tarihinde HDP heyeti tarafından yapılan açıklamanın ardından kitlenin, yapılan çağrıları dikkate alarak olaysız şekilde dağılmış olmasına karşın, 12 yaşındaki Nihat Kazanhan'ın başına isabet eden kurşunla yaşamını yitirmiş olması bu kaygının en somut göstergesi olarak anlatılmaktadır.
- Hükümet çözüm süreci ile bağdaşmayan olaylara ve can kayıplarına ilişkin toplumu tatmin edici, durumu bütün gerçekliğiyle ortaya koyucu açıklamalar yapma yerine, yaşananları YDG-H ve Hüda-par çatışması olarak kamuoyuna yansıtması toplumda rahatsızlık uyandırmaktadır.
- Cizre de 1990 yıllarda yaşanmış olaylar (faili meçhuller, gözaltında kayıplar v.b) ve bugünlerde yaşanan olaylar arasındaki benzerlik toplumda derin kaygılar uyandırmıştır. Cizre de olayların yaşanması ve gelmiş olduğu seviye geçmiş yıllarda da yaşanan benzer olaylar bakımında bilinçli bir yer olarak tercih edildiği düşünülmektedir.”
Talep ve Öneriler:
“- Cizre deki durumun tüm yönleriyle açığa çıkarılması, kamuoyunun aydınlatılması, faillerin yargılanması ve tüm aşamalarda şeffaflığın sağlanması bir zorunluluktur. Hukuk kurumları ve hukukçular olarak; bunun için öncelikle mecliste milletvekillerinden oluşan araştırma heyetinin kurulmasını ve bu heyetin bir an önce Cizre'ye giderek gerekli çalışmaları yapmasını,
- Nihat Kazanhan, Ümit Kurt ve Zeki Alar'ın başta olmak üzere yaşam hakkını ihlal eden kolluk kuvvetlerinin, Nihat Kazanhan'ın vurulmasında olduğu gibi "hepinizi böyle geberteceğim" gibi kin ve düşmanlık saikiyle hareket ederek devletin gücünü yaşam hak ihlali ile sonuçlandıracak şekilde kullanan kolluk güçlerinin(kamu görevlilerinin) bir an önce kimliklerinin tespit edilmesini ve yargılanması için gerekli adımların derhal atılmasını,
- Cizre de Aşıklar Tepesi olarak bilinen ve bu tepede bulunan namluları halka çevrili olan zırhlı araçların bir an önce oradan çekilmesini,
- Hayatını kaybedenlere yönelik savcılıklarda yürütülen soruşturmaların zamana yayılmaması, delillerin kaybolmadan ivedi bir şekilde toplanmasını,
- Sivil vatandaşın toplantı, gösteri, yürüyüş, ifade özgürlüğü ve basın açıklaması hakkının güvenlik güçleri tarafından şiddet kullanarak engellenmemesi, hakların fiili olağanüstü hal ilan edilerek askıya alınmamasını,
- Olaylara ilişkin İçişleri Bakanlığı tarafından yürütülen soruşturmanın içeriğinin bir an önce kamuoyuna açıklanmasını,
- Cizre olayları; İç Güvenlik paketinin pilot olarak uygulandığı olaylardır. Bu nedenle hiçbir tartışmaya yer bırakmadan bu paketin meclis gündeminden çıkarılması, güvenlik adı altında devlet terörüne yol açacak bu paket yerine yaşam hakkı, toplantı, gösteri, ifade özgürlüğü, işkence kötü muamele, kişi hürriyeti ve özgürlüğü başta olmak üzere temel insan hak ve özgürlüklerini kısıtlayan TMK ve TCK'daki ilgili hükümlerin değiştirilmesini,
- Kasıt veya ihmali olan tüm kamu görevlilerinin soruşturmalar boyunca görevden uzaklaştırılmasını, haklarında derhal ''Soruşturma İzni Verilerek'' yargılamalarının önünün açılmasını,
- Cizre olaylarının yakıcı ve acil olarak gösterdiği üzere sürece yönelik izleme kurulunun taraflarca bir an önce oluşturularak ivedi bir şekilde yaşama geçirilmesini,
- Kürt Meselesinin çözümüne yönelik başlatılan diyalog ve müzakere sürecine karşın yaşanan olaylar vatandaşta, devletin ve hükümetin soruna yönelik bakış açısının değişmediği algısını uyandırmıştır. Bu husus sürece yönelik hükümet yaklaşımının sorgulanmasına yol açmakta, hükümetin çözüm sürecinde samimiyetine yönelik kuşkular doğurmaktadır. Bu konuda çözüme yönelik hükümetten yana pratik adımların atılması sürece ivme kazandıracağı gibi hayatın normalleşmesini de sağlayacaktır.”
(mg)
