Ayrımcılığa karşı LİSTAG

09:07

 


Dilan Karamanoğlu-Öykü Dilara Keskin/JINHA


İSTANBUL - LGBTİ bireylerin anneleri öncülüğünde ayrımcılığa karşı durmak ve ailelerinin bilinçlenmesini sağlamak için kurulan LİSTAG çalışmalarını sürdürüyor. LİSTAG aktivisti Sema Yakar, "Ailelere bu durumla ilgili kimsenin bir suçu olmadığını çocukların hasta olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Aile çocuğunun yanında yer alırsa o çocuk başarılı oluyor. Bizim çocuklarımızın da nefret cinayetine maruz kalmadan diğer insanlar gibi eşit haklarla yaşamaya ihtiyacı var" dedi.


Çocukları eşcinsel, biseksüel ve trans olan ebeveynlerin bir araya geldiği LGBTİ Aileleri ve Yakınları Grubu (LİSTAG), ailelerin bilinçlenmesi ve toplumsal baskıları kırmak amacıyla çeşitli çalışmalarda bulunuyor. 2008 senesinde birkaç ebeveynle Lambda İstanbul Aile Grubu olarak bir araya gelerek oluşturulan LİSTAG, daha sonra bağımsız bir şekilde örgütlenerek LGBTİ Aileleri ve Yakınları Grubu ismini aldı. İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara ve Diyarbakır'da çalışmalar yapan LİSTAG üyeleri, kendileri gibi olan ailelere ulaşarak, bilinçlenme ve sahiplenme noktasında yardımcı oluyor. Ayrımcılığa karşı iki kitapçık hazırlayan LİSTAG üyeleri kitaplarda kendi deneyimlerini paylaşarak ön açıcı olmayı hedefliyor. Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) gönüllü psikiyatrların ve psikologların desteğiyle her ayın Perşembe gününde İstanbul Şişli'deki CETAD merkezinde bilgilendirme ve paylaşım toplantıları düzenleyen LİSTAG, toplantılarını ücretsiz olarak sadece ailesinde eşcinsel, biseksüel veya trans olduğunu öğrenen bireylere veriyor.


'LGBTİ'ler ahlaksız ya da hasta değil'


LİSTAG aktivisti Günseri Dom, 2008 yılından beri LİSTAG aile grubu içerisinde yer aldığını belirterek, "İlk başlarda bilgilenme süreci içerisindeydik. Daha sonra uluslararası aileler toplantısına katıldık. 2008 yılından itibaren uzmanlarla bilgilendirme ve paylaşım toplantıları yapıyoruz" dedi. Bütün sivil toplum kuruluşları ile iletişim içerisinde olduklarını söyleyen Günseri, her türlü ayrımcılığa karşı çalıştıklarını söyledi. Günseri, "Ailelere çocuklarının ahlaksız ya da hasta olmadığını söylüyoruz. Bu durumda onların bir hatası olmadığını ya da çocuklarının hatası, bu durumla ilgili kimsenin bir suçu olmadığını anlatmaya çalışıyoruz. Çocuklarının o süreçlerinde yanlarında olmasını sağlıyoruz. Bizlerde hemen kabul etmedik bizlerde o süreci yaşadık. Çoğu ailede şok, kaybetme korkusu, neden biz, sonra reddetme bilgilenme süreci ve kabul etme süreci oluyor" şeklinde konuştu.


'Nefret söylemleri cinayetlere götürüyor'


LİSTAG aktivisti Sema Yakar'da, "Türkiye'de cinsellikten konuşulmuyor, insanların kafalarında yalan düşüncelerle oluşan travmalar söz konusu. Cinsellik daha ailede konuşulmazken çocuğun cinsel kimliği ve yönelimini söylemesi daha da zor oluyor" dedi. Türkiye'de LGBTİ ailesi olmanın kolay olmadığını dile getiren Sema, "İlk öğrendiğinde kimse duymasın diyorsun. Aile dışlanmaktan korkuyor, bunun duyulmaması içinde yaşama kısıtlama getiriliyor. İş bulmakta zorluk çekiyor bu böyle zincirleme gidiyor. Türkiye'de nefret söylemi de artmış durumda bu nefret söylemleriyle de nefret cinayetlerine gidiliyor ve bu durumun acilen değişmesi lazım. Onların hayatı kolay yok edilebilir bakış açısı var. LGBTİ'ler cinsel kimlikleri nedeniyle eğitim hakkı ve sağlık hakkından mahrum kalıyor. Hukuka başvurduklarında ise ayrımcılığa uğruyorlar yani hayatın bir bölümünde yok sayıyorlar. Var olmaya çalıştıklarında ise bir sürü şeyle baş etmeye çalışıyorlar" diye belirtti.


'Görmezden gelmeyle nasıl hak olur?'


Birleşmiş Milletlere (BM) üye devletlerin katıldığı ve Evrensel Periyodik İzleme (EPİ) toplantısında Türkiye'nin insan haklarına dair sunumunu gerçekleştiren Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın konuşmasına değinen Sema, "Arınç, 'LGBTİ haklarının anılmamasının onların haklarının olmadığı anlamına gelmez' dedi. Görmezden gelerek nasıl hak olur bilmiyorum. Nefret cinayetleri giderek artıyor. Trans kadınlar ya canına kıyıyor ya da öldürülüyorlar. Toplumsal baskı yüzünden nefes alamaz durumdalar. Yaşam hakları olmayan transların intiharları da politik oluyor" diye konuştu. Devletin yurttaşlarını korumakla hükümlü olduğunu hatırlatan Sema, "Solaklık ve göz rengi gibi gayet doğal bir durumları var çocuklarımızın ve bu görmezden geliniyor. Gencecik hayatlara veda ediyoruz" dedi.


'Geç kalmış haklarımızı istiyoruz'


LGBTİ'lerin ailelerinde dışlandıkları zaman toplumdan da dışlandıklarını ifade eden Sema, LGBTİ'lerin en çok ailelerine ihtiyacı olduğunun altını çizdi. "Aile çocuğunun yanında yer alırsa o çocuklar başarılı oluyor. Devlete bir sözüm var bizler aslında çok geç kalınmış olan haklarımızı talep ediyoruz. Nefret cinayetine maruz kalmadan diğer insanlar gibi eşit haklarda yaşamaya ihtiyacımız var" diyen Sema, LGBTİ'lerin bir an önce insani haklarına kavuşmaları gerektiğini kaydetti.


(fk)