Köylerden kentlere, kentlerden sürgünlere
09:06
Eylem Daş-Mizgin Tabu/JINHA
İSTANBUL - Zorunlu göçle İstanbul'un kenar semtlerine sürülen binlerce Kürtler şimdi de 'yoksul semtlerin değerlenen arazilerinin zenginlerin hizmetine sunulması' olarak değerlendirilen 'Kentsel dönüşüm projesi' kapsamında ikinci bir sürgünü yaşıyor. Kent dışında alışık olmadıkları bir hayata zorlanan ve iş imkânları elinden alınan göçzede kadınlar, "Eğer illa ki kentsel dönüşümü yapacağız diyorlarsa da, o zaman hakkımız verilmeli ve tekrar evlerimize dönmemiz şartıyla olmalı" diyor.
Kürdistan'da 1990'lı yıllarda yakılan köylerden zorla göçertilen milyonlarca insan yoksulluk ve yoksunluk içinde sürgün yollarına düştü. İstanbul'un yoksul mahallelerinde hayat tutunmaya çalışanlar, ikinci bir sürgünü ise rant nedeniyle yaşamak zorunda bırakılıyor. 'Yoksul semtlerin değerlenen arazilerinin zenginlerin hizmetine sunulması' olarak değerlendirilen 'Kentsel dönüşüm projesi' kapsamında binlerce Kürt yeni bir zorunlu göçle yüz yüze bırakılıyor. Bu semtlerden biride Beyoğlu ilçesine bağlı Tarlabaşı.
'Dışlanma ve zulüm devam ediyor'
Tarlabaşı'nda yaşayan Selime İlhan, 1991 yılında Mardin'e bağlı köylerinin bir gece vakti hayvanlarla beraber yakıldığını ve köyde yaşayan herkesin farklı yerlere dağıldığını anlattı. İstanbul'a göç etmek zorunda kaldıklarını ve çok fazla zorlukla mücadele etiklerini anlatan Selime, "Burada insanlar bizi yıllarca horladılar, dışladılar. Biz geleneklerimizi devam ettirmek istedikçe toplum bizi istemedi. Markette, otobüste, hastanede sürekli dışlanıyoruz. Önce kılık kıyafetimizle sonra Kürtçe konuşmamızla yargılanıyoruz" dedi. Selime şimdi 'Kentsel dönüşüm projesi' ile birlikte kendilerinin İstanbul'un dışına sürüleceklerini kaydetti. Dışlanma ve zulmün kentsel dönüşümle beraber devam ettiğine işaret eden Selime,"Tarlabaşı'na geldiğimizde burada Türkler ve Romanlar vardı. Ama zamanla bizimle yaşamak istemediklerinden dolayı başka yerlere göç ettiler. Burada bin bir zorlukla yaşıyoruz. Kiralar çok yüksek. Bizler de konfeksiyonlarda çalışarak yaşamaya çalışıyoruz. Şimdi buradaki evlere de göz koymuşlar. Yıkmak istiyorlar. Bizi yeniden göç ettirmek istiyorlar" vurgusu yaptı.
'Devlet bizi üç kuruş vererek atmak istiyor'
Kentsel dönüşümle beraber çalışma koşullarının da ortadan kalkacağını kaydeden Selime, "Bizi sürmek istedikleri uzak ilçelerde yaşayamayız. Kentsel dönüşümle buralar yenilenecekse de bizler sonradan yine buradaki evlerimize gelmek istiyoruz. Bu ortamı bırakmak istemiyoruz. İşimiz burada, çocuklarımız burada. İyi kötü yaşıyoruz burada. Ekmeğimizi tekstilde çalışarak çıkarıyoruz. Şehrin dışında çalışamayız. Onun için kentsel dönüşümle yerimizden edilmek istemiyoruz. Devlet elimize üç kuruş para vererek bizi buradan çıkarmak istiyor. Bunu kabul etmiyoruz" diye konuştu.
'Kentsel dönüşüm yapılacaksa evlerimizi geri versinler'
Aynı semtte yaşayan Berivan Büyükkaya ise köyleri yakıldıktan sonra İstanbul'a göç etmek zorunda kaldıklarının altını çizerek burada çok fazla zorlukla karşılaştıklarını, eşinin uzun bir süre iş bulamadığını dile getirdi. "Kürt olduğumuz için ev vermiyorlardı bizlere. Eşimin ailesi de Kürt oldukları için çok fazla işkence ve zulüm gördü. Eşime de iş vermediler. Bütün göç eden Kürtler'in kaderi gibi eşimde tekstilde iş buldu" diyen Berivan, tek hayallerinin boşaltılan köylerine bir gün geri dönmek olduğunu ifade etti. Şimdi kentsel dönüşümle beraber evlerinden çıkarılmak istenildiğine değinen Berivan "Bizi buradan çıkarınca hiçbir güvence vermiyorlar ki. Sadece çıkarıyorlar. Mesela ev verseler o zaman olabilir. Zaten Kürt olduğumuz için ev bulmakta zorlanıyoruz. Bizler kentsel dönüşüme karşıyız. Çünkü zorla evlerimizden ediliyoruz. Yaşadığınız yerden ayrılınca işinizden de olmuş oluyorsunuz. İşsiz de kalıyorsunuz. Eğer illaki kentsel dönüşümü yapacağız diyorlarsa da, o zaman hakkımız verilmeli ve tekrar evlerimize dönmemiz şartıyla olmalı" dedi.
'İş imkanı kalmayacak'
DBP Beyoğlu İlçe Eşbaşkanı Rukiye Demir, "Buraya göç eden insanların profiline baktığımızda çoğunluğu 90'lı yıllarda, köyleri yakılmış, göçe zorlanmış, işkence görmüş insanlardan oluşuyor. Kirli savaştan dolayı göç etmiş olan insanlar. O yıllarda insanlarımız dört bir tarafa dağıldı. İstanbul'a gelenler de daha çok Beyoğlu, Gazi Mahallesi gibi yerlere yerleştiler. Beyoğlu'nda da daha çok Hacıahmet, Okmeydanı ve Çukur gibi mahallere de yaşayarak geçimlerini de tekstillerde düşük ücretle çalışarak sağlama mücadelesi veriyorlar" dedi.
‘Mahalleler boşaltılıyor'
AKP iktidarının kentsel dönüşümle aynı zamanda seçimlere yatırım yaptığına dikkat çeken Rukiye, "Mesela daha önce yüzde 90 oranında oy aldığımız yerlerde şimdi, bu oranın çok düştüğünü görüyoruz. Çünkü mahalleler boşaltılıyor. Yani AKP bu kirli politika ile hem Kürtleri birbirinden ayırıyor hem de HDP'nin oylarının orada kalmamasını sağlamayı amaçlıyor" dedi. En büyük kentsel dönüşüm projelerinin Beyoğlu İlçesi'nde yapıldığına işaret eden Rukiye, "Devlet, tapu vereceğim diyor ama ortada öyle bir şey de yok. İnsanları evlerinden çıkarıp dört bir yana dağıtıyor. Osmanlı nasıl işgal ettiği yerlere Türkmenleri yerleştirip oraların demografik yapısıyla oynuyorsa AKP de bugün kentsel dönüşüm aracılığıyla bunu yapıyor" ifadelerini kullandı.
(fk)

