Cumartesi Anneleri: Cezasızlığa son, adalet istiyoruz
16:09
JINHA
İSTANBUL - Yıllardır kaybedilen yakınlarının faillerini bulmak için Galatasaray Meydanı'nda mücadele veren Cumartesi Anneleri, devletin zaman aşımını gerekçe göstererek kayıpların dosyalarını kapatmaya çalışmasına ilişkin 31 Mayıs'a kadar sürecek olan "Cezasızlığa son, adalet istiyoruz" adlı kampanya başlattı. İçlerindeki acının hiçbir zaman kapanmayacağını belirten Cumartesi Anneleri, "Katillere adalet geldi, ama bize adalet gelmedi. Biz Cumartesi Anneleri olarak katillerin peşini bırakmayacağız" dedi.
Yıllardır kaybedilen yakınlarının faillerini bulmak için Galatasaray Meydanı'nda mücadele veren Cumartesi Anneleri, devletin zaman aşımını gerekçe göstererek kayıpların dosyalarını kapatmaya çalışmasını protesto etmek amacıyla Cezayir Toplantı Salonu'nda "Cezasızlığa Son, adalet istiyoruz" adlı kampanyaya başlattı. Toplantının yapıldığı salona, "Cezasızlığa adalet son verir" , " Katile zaman aşımı affı!" , " Zaman aşımı katile çalışıyor" , " Kullanılmayan adalet zamanla aşınır" yazılı dövizler asılırken, toplantıya gelenler zorla kaybettirenlerin fotoğraflarının bulunduğu rozetler taktı. Kırmızı karanfillerin taşındığı toplantıya Cumartesi Anneleri ve insanlarının yanı sıra yazar Eşber Yağmurdereli, gazeteci-yazar Nuray Mert, sanatçı Pınar Aydınlar, dansçı Zeynep Tanbay, YAKAY-DER ve HDP yöneticileri, İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan ile İHD İstanbul Şube Başkanı Abdulbaki Boğa ve gazeteci Murat Çelikkan, gazeteci Can Dündar da katıldı.
'Adalet istiyoruz'
Toplantıda ilk olarak, Cumartesi İnsanları'ndan Sebla Arcan basın metnini okudu. Cezasızlığın insan hakları literatüründe ağır insan hakları ihlallerinin soruşturulmasının, faillerinin bulunmasının, suçlanmalarının, yargılanmalarının ve cezalandırılmalarının mümkün olmaması hali olduğunu söyleyen Sebla, " Uluslararası hukuka göre devletler, uluslararası hukuka aykırı suçları soruşturmak, failleri yargılamak ve suçlu bulundukları takdirde usulüne uygun bir biçimde cezalandırmak mümkündür" diye konuştu. Cezasızlığın en önemli araçlarından biri olan zaman aşımı uygulaması nedeniyle insanlık suçlarında evrensel hukuka aykırı bir biçimde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğini dile getiren Sebla, kayıp yakınları olarak bugün başlattıkları ve 31 Mayıs'a kadar devam edecekleri "Cezasızlığa son, adalet istiyoruz" kampanyası ile cezasızlık geleneğini görünür kılmaya katkıda bulunmak istediklerini ifade etti. Topluma ve yönetenlere seslenen Sebla, cezasızlığı önlemek için güvenlik güçlerinin işlediği suçlarda, faillere karşı koruma sağlayan tüm düzenlemelerin yasaklanması gerektiğini zaman aşımı kuralları ve af yasalarının insanlık suçlarında uygulanmaması evrensel kuralının yasalaşmasını istediklerini dile getirdi. Türkiye'nin insanlık suçluları için bir cennet, bu suçun mağdurları için cehenneme dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğinin altını çizen Sebla, "Cezasızlığa son, adalet istiyoruz" diye belirtti.
'Mücadelemize devam edeceğiz'
Sebla'nın ardından söz alan İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, yıllardır annelere ve kayıp yakınlarına çektirilen bir işkenceyle karşı karşıya kaldıklarını söyleyerek, bu durumu hiçbir zaman kabul etmeyeceklerini belirtti. Öztürk, "Kürdistan'da işlenen ağır suçlar nedeniyle çok sayıda kişinin akıbeti belli değil. Geldiğimiz noktada siyasal iktidar atılması gereken adımların hiçbirini atmadı. Hala BM Savaş Suçları ve İnsanlığa Karşı Suçlar Bakımından Kanuni Sınırlamaların Uygulanmayacağına Dair Sözleşme'ye taraf olmayı bekliyoruz. Bu sözleşmeye neden taraf olmuyorsunuz?" diye sorarak tepki gösterdi. Şu anda çeşitli savcıların gayretleriyle kaybedilmelerle ilgili açılmış bazı davaların olduğunu ifade eden Öztürk, "Bu davaların sayısı 17-18 civarında. Biz davaları takip ediyoruz ancak olayın olduğu yerde bu davalar görülmüyor. Yani etkili soruşturma ve kovuşturma yöntemleri kullanılmıyor ve sanıklar tutuklu yargılanmıyor. Bunlar, gelip davalarını bile izlemiyor. Açılan davalar genellikle beraatla sonuçlanıyor. O zaman biz adaleti nasıl arayacağız. Bu bizi yaralıyor, mahvediyor. Dolayısıyla bu gerçeği görmemiz gerekiyor. Failler aramızda ama gözaltında kayıplarımız yok. Onları bize unutmaya çalışıyorlar ama unutmayacağız. Israrla ve inatla mücadelemiz devam edeceğiz. Asla yılmayacağız" şeklinde konuştu.
Toplantıda, yazar Vedat Türkali'nin annelerin yanında olduğuna dair yazdığı mektubu da okundu.
'Adalet ve vicdan istiyorum'
Mektubun okunmasının ardından, dosyaları zaman aşımına uğrayan ya da uğratılmaya çalışılan kayıp yakınlarının aileleri söz alarak kısa konuşmalar yaptı. Dosyası 21 Mart'ta zaman aşımına uğrayacak olan Hasan Ocak'ın annesi Emine Ocak, "Onları vicdanıyla baş başa bırakıyorum. Adalet ve vicdan istiyorum" dedi. Bitlis Özgür Gündem Gazetesi muhabiriyken kaybettirilen Ferhat Tepe'nin annesi Zübeyde Tepe de, "Şu ana kadar hiçbir adalet ve hukuk işlemedi. Şimdi de zaman aşımı diyorlar. Biz bunu kabul etmiyoruz. Katillere adalet geldi, ama bize adalet gelmedi. Biz Cumartesi Anneleri olarak katillerin peşini bırakmayacağız" diye konuştu.
'Bunların adaleti varsa bizim sesimizi duysunlar'
Yine 23 Şubat'ta dosyası zaman aşımı tehlikesiyle karşı karşıya kalacak olan kayıp Murat Yıldız'ın annesi Hanife Yıldız, adaletin arkasını bırakmayacaklarını dile getirerek, şöyle konuştu: "Ben çocuğumu karakola götürdüğüm zaman bu adalete güvenerek götürdüm ancak, onlar o güvenimi sarstılar. Ben zaman aşımını tanımıyorum. Ben aşındım, bedenim aşındı ve 20 yıl olacak yollarda kalan iki gözüm aşındı. Bunların adaleti varsa bizim sesimizi duysunlar. Biz hep onların kabusu olacağız."
'Her gün ağlamaktan gözümüzün pınarı bitti'
"Gündüz saat 1.00'de asker, polis ve Sedat Bucak'ın korucuları gözümüzün önünde eşimi alıp alıp götürdüler" diyen kayıp Hüseyin Taşkaya'nın eşi Sultan Taşkaya, "Hani adalet nerede?" diye sorarak, "Mezarımız yok. Biz tesellimizi Galatasaray'da buluyoruz" dedi. Geçtiğimiz hafta, dosyası hakkında zamanaşımı kararı çıkan kayıp Hayrettin Eren'in annesi Elmas Eren, "35 senedir yanıp kavruluyoruz. Bu çocukların hali nedir? Biz her gün ağlamaktan gözümüzün pınarı bitti. Şimdi de zaman aşımı geldi. Zamanaşımını tanımıyoruz. Ben evladımın kemiğini istiyorum, mezarını istiyorum" şeklinde konuştu.
'Bu ülkede adalet görmedik ve görmüyoruz'
Ekim ayında dosyası zaman aşımına uğrayacak olan kayıp Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun, içlerindeki acının hiçbir zaman kapanmayacağını söyleyerek, "Ama bu zaman aşımı bizi daha da acı veriyor. Bir an önce siz de yetkililere seslenin. Biz, bu ülkede adalet görmedik ve görmüyoruz ama gerçekten adaletten anlayan insanlar varsa bir an önce bu katilleri ortaya çıkarsınlar. Kendisi cumhurbaşkanı değil, çünkü her şeyi kendisi yapıyor. Eğer isterse o arşivleri açar ve dosyalara bakar" dedi.
'Bizi sayfalarına taşımayan sayfa yazarlarından da davacıyız'
Son olarak konuşan Rıdvan Karakoç'un ağabeyi Hasan Karakoç da, 20 yıldır hep ağladıklarını, öfkelendiklerini ve şimdi söyleyecek sözlerinin kalmadığını ifade ederek, "Biz de bu ülkenin insanlarıyız. Bu ülkeye biz de vergi verdik. Ama bizim verdiğimiz vergilerle üniformalılar bizim canlarımızı aldılar. Biz mezarımızı bulduk ama çok çetin mücadelelerden sonra bulduk. Bu şansa sahip olmayan binlerce insan var. Titrek nasırlı annelerin elleri hepinizin yakasında olacak. Devletten davacıyız, ama bunu gündemine koymayan insanlardan, sayfalarına taşımayan sayfa yazarlarından da davacıyız" sözlerini ifade etti.
(za/ mg)

