Kadınlar 'İç Güvenlik Paketi'nin sonuçlarından kaygılı
09:09
JINHA
AMED - İHD Diyarbakır Şubesi avukatlarından Gamze Yalçın, insan hak ve hürriyetlerine yönelik gaspa yol açacağı gerekçesiyle tepkiye neden olan 'İç Güvenlik Paketi'ne 1990'lı yıllarda gözaltında kadına yönelik yaşanan yoğun hak ihlallerini geri getireceği uyarısı yaptı. Gamze, "O yıllarda kadına yönelik cinsel işkence yoğun kullanıldı. Kayıt dışı gözaltı nedeniyle kadınlar risk altında" dedi.
Kamuoyunda büyük tartışmalara yol açan "İç Güvenlik Paketi" olarak bilinen 43 maddelik "Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PSVK) ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Tasarısı"na yönelik insan hakları savunucularının tepkisi sürüyor. Tasarının bireysel hak ve özgürlükler bakımından büyük bir tehlike oluşturduğunu söyleyen Avukat Gamze Yalçın, paketin yasalaşmasının kadınlar açısından da ayrıca bir risk taşıdığına dikkat çekti. Tasarının bireysel hak ve özgürlükler önünde önemli kısıtlamalar getireceğinin altını çizen Gamze, "Tasarı ile savcı veya hâkimlere tanına birçok yetki, kolluk kuvvetlerine devredilmek isteniyor. Diğer tasarılardan farklı olarak 5442 sayılı il idaresi kanununda da bir değişiklik yapılıyor ve vali ve kaymakamların yetkileri arttırılıyor" dedi.
'Bu düzenlemeler toplumsal muhalefeti sindirmeyi amaçlıyor'
İnsan hakları savunucuları olarak, bu tasarı ile keyfi gözaltıların artacağı endişesi içinde olduklarına değinen Gamze, "Çünkü kolluğun savcı ya da hâkim kararı olmadan ev iş yeri ve üst araması yapabileceği hükmü geliyor tasarı ile birlikte" dedi. Gamze ayrıca 2911 sayılı kanununda önemli bir değişikliğin gerçekleşeceğine işaret ederek, "Özelikle slogan atanlara farklı cezalar getirilmek isteniyor. Normalde bu toplantı ve gösteri yürüyüşü demokratik hakkın kullanımı anlamında vatandaşlar tarafından kullanılan bir hak. Ancak bu düzenlemelerde toplumsal muhalefeti sindirmek amacıyla getirilen düzenlemeler olduğunu görebiliyoruz. Hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan daha çok polis devleti andıran bir uygulama olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu.
'Keyfi müdahalelerden kadınların da çok fazla etkilenecek'
Gamze, "İç Güvenlik Paketi"nin kanunlaşması halinde bir çok toplantı ve gösterilere keyfi müdahalelerin söz konusu olacağına dikkat çekti. Bu keyfi müdahalelerden kadınların da çok fazla etkileneceğinin altını çizen Gamze, "Kadınlar 8 Mart'ta kendi demokratik taleplerini dile getirmek amacıyla alanlarda olacaklar. Yine 25 Kasım'da kadına yönelik şiddeti protesto etmek ve bunun önüne geçmek için alanda olacaklar. Bu kanun tasarısı ile kadınlara yönelik de keyfi müdahaleler söz konusu olacaktır" ifadelerinde bulundu.
'Kadınlar risk altında'
Gözaltı yetkisinin savcı ya da hâkim kararından çıkarılarak direk kolluğun kendi yetkine bırakılmasının ağır hak ihlalleri ve insan hakları ihlallerinin gerçekleşmesine neden olacağını belirten Gamze, "Bizler bunu bir tehlike olarak görüyoruz ve şimdiden meclistekiler uyarmaya çalışıyoruz" dedi. Kolluk kuvvetlerine verilen yetki dâhilinde 48 saat boyunca kişilerin kayıt dışı gözaltında tutulabilmelerinin yaratacağı tehlikelere değinen Gamze, "Bu kadınlar açısından çok önemli bir hüküm. 90'lı yıllarda kadınlar cinsiyetlerinden kaynaklı gözaltı birimlerinde veya gözaltı dışında JİTEM tarafından örgütlenen yapılarca cinsel işkencenin yoğun uygulandığını biliyoruz. Binlerce kadın karakollarda cinsel taciz ve tecavüze sistematik olarak maruz kaldı. 48 saate kadar önleyici gözaltı yetkisinin tanınmış olması kolluk tarafından resmi hiçbir gözaltı işlemi yapılmadan kayıt dışı gözaltı yapılmasının tehlikelerini barındırıyor. Bu nedenle kadınlar risk altında" dedi.
'Bireysel hak ve özgürlükleri güvence altına almalı'
Yasal düzenlemelerin daha çok bireysel hak ve özgürlükleri güvence altına alan düzenlemeler olması gerektiği çağrısında bulunan Gamze şunları söyledi: "Hem kadınlar hem çocuklar ve toplumum tüm kesimleri açısından demokratik bir hukuk devletinin yapması gereken adımların atılması gerektiğini düşünüyoruz. Güvenlik önlemleri sadece polis devleti uygulamalarıyla hayata geçecek olan önlemler değildir. Bunların yasal ve anayasal zeminde meşrulaştırılması ve vatandaşlara bu hakkın tanınması gerekmektedir. Çünkü kadınlar toplumun diğer alanlarına göre daha fazla mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Katliamlar tacizler tecavüzler eril cinsiyetçi politikalar. Bundan dolayı tüm toplum olarak hukuk bilincimizin arttırılması ve demokratik hak arama mücadelemizin gelişmesi adına birlikte mücadele yürütmemiz gerekiyor."
(sg/fk)

