Dilek bebek ve iki aileye ne yaptınız?

14:58

 


JINHA


HABER MERKEZİ  - Kayıp yakınları, gözaltında kaybedilen ve faili meçhul cinayetle katledilen yakınları için bu Cumartesi'de Diyarbakır, Batman, Yüksekova ve İzmir'de sokağa çıktı. Diyarbakır'daki eylemde, 1994 yılında Dersim'de biri 3 yaşında bir bebek iki aileden 7 kişinin kaybediliş hikayesi anlatılarak sorumlular, "Dilek ve bebek ve 7 kişi nerede?" diye soruldu.


DİYARBAKIR


Kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetinin araştırılması ve faillerin ortaya çıkarılıp yargılanması talebiyle İnsan Hakları Derneği üyeleri ile birlikte her hafta Koşuyolu Parkı Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya gelen kayıp yakınları, "Kayıplar Bulunsun Failler Yargılansın" sloganı ile sürdükleri eylemleri için 313'üncü kez bir araya geldi. Her hafta bir kayıp öyküsünün yeniden hatırlatıldığı eylemde bu hafta 1994 yılında Dersim'de biri 3 yaşında bebek 7 kişinin kaybedilmesi anlatıldı. İHD Diyarbakır Şubesi Kayıplar ve Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Üyesi Nigar Kocaman, 1994 yılında Dersim'e bağlı Gökçek Köyü Mirik Mezrası'na Bolu Komando Tugayı'na bağlı askerler tarafından düzenlenen baskında kaybedilen Işık ve Serin ailelerinden 7 kişi ile olaydan sonra köye gelen ve köy dışında bulunan karakolun yakınlarında ölü olarak bulunan Ali Işık'ın hikayesini paylaştı.


'Failleri açıklayın'


Nigar, "Emekli Tuğgeneral Yavuz Ertürk komutasındaki Bolu Komando Tugayı'na bağlı askerler, 23 ve 24 Eylül 1994 tarihinde Dersim'e bağlı Gökçek Köyü Mirik Mezrası'na baskın düzenledi. Baskında 31 yaşındaki Hatun Serin, 22 yaşındaki Yeter Işık, 63 yaşındaki Hıdır Işık, 29 yaşındaki Elif Serin, 37 yaşındaki Düzali Serin, 34 yaşındaki Gülizar Serin ve üç yaşındaki bebekleri Dilek Serin kaybedildi. Ailesinin başına gelenleri sonradan duyan ve Mirik mezrasında giden Ali Işık'ın cesedi ise, 8 Ekim 1994 tarihinde çıplak ve başı ezilmiş şekilde köy dışında bulundu. Cesedin bulunduğu yer, Gökçek Karakolu'nun hemen altındaydı. Aileler her türlü yasal girişimde bulundu. Hatta yıllar sonra Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e mektup yazdı. Ancak Özkök, mektuba cevap vermeye gerek duymadı. Gökçek Jandarma Karakolu'ndan aldıkları yanıt ise 'onları biz de görmedik' şeklinde oldu. Konu ile ilgili Cumhuriyet savcısı, dilekçelerini işleme koysa da, olay yerine gitme gereği duymadı. Aile, TBMM Meclis İnsan Hakları Komisyonu'na da başvuruda bulundu. Komisyon olayla ile ilgili 'Ağır kayıplar veren örgütün, bu iki hane efradını rehin aldıkları ya da ihbar ettikleri düşüncesiyle yanlarında götürdüğü' değerlendirilmesinde bulundu" dedi. Nigar 7 kişinin akibetinin açıklanmasını ve sorumluların yargılanmasını istedi.


BATMAN


Batman'da da kayıp yakınları ve İHD Şube üyeleri, Yılmaz Güney Parkı önünde 313'ncü kez bir araya gelip, yakınlarının akıbetini ve katledilenlerin faillerini sordu. Yine "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı açıp, ellerinde yakınlarına ait fotoğraflar taşıyan aileler adına hazırlanan basın metnini okuyan İHD Şube Başkanı Mehmet Bağatır, zorla kaybedilmelerin üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen bu konuda etkin bir soruşturma yürütülemediğini, devletin bir geleneği haline gelen cezasızlık politikasıyla binlerce soruşturma dosyasının zamanaşımı tehlikesiyle yüz yüze bırakıldığının altını çizdi. İnsan hakları savunucuları olarak, kalıcı bir barışın sağlanması için devletin geçmişiyle yüzleşmesi gerektiğine inandıklarını belirten Mehmet, yine ağır insan hakları ihlalleri getireceği tartışmasız olan "İç Güvenlik" yasa tasarısının Meclis Genel Kurulu'na getirilip, üzerinde görüşülmesinden vazgeçilerek katılımcı ve demokratik anayasa yapılmasını talep ettiklerini kaydetti.


Kayıp yakınları kısa süreli oturma eylemi ile düzenledi.


YÜKSEKOVA


Hakkari Yüksekova'da İHD ve kayıp yakınları tarafından "Kayıplar bulunsun, failler yargılansın" talebiyle düzenlenen oturma eyleminin 45'inci haftasında Sanat Sokağı'nda bir araya gelindi. İHD Yüksekova Temsilcisi Muhyettin Ünal, "faili meçhul" cinayet dosyalarının bir bir zaman aşımına uğradığına dikkat çekerek, "Zaman aşımı politikasının insanlık suçu olduğunu bunun kabul edilmemesinin mümkün olmadığını belirtiyoruz. Faili meçhuller için zaman aşımının uygulanmamasını istiyoruz. Faili meçhullerin karanlık güç olmadığını, sorumlusunun devlet olduğunu bizzat Mehmet Emin Yurdakul söyledi" dedi. Ardından, 13 Mayıs 1993 tarihinde Yüksekova'nın Vezirli (Vezirava) köyünde hayvanlarını almaya giderken Kamışlı (Sineva) Karakolu askerlerince gözaltına alınan ve Nehil sazlığında cansız bedeni bulunan Resul Ercan'ın hikayesi anlatıldı.


Açıklama, 5 dakikalık oturma eylemiyle sona erdi.


İZMİR


İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi, gözaltında kayıpların akıbetini sormak ve faillerin cezalandırılması talebiyle Konak Eski Sümerbank önünde basın açıklaması düzenledi. "Kayıplar belli failler nerede" yazılı pankartın yanı sıra gözaltında kaybedilenlerin fotoğraflarının da açıldığı açıklamaya, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri de katıldı. Dernek adına açıklama yapan İHD Ege Bölge Temsilcisi Ali Aydın, Türkiye'de yüzlerce insanın güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak kaybedildiğini belirterek, gözaltında kayıpların faillerinin ise halen cezalandırılmadığını söyledi. Aydın, "Biz bu cinayetleri insanlık suçu olarak görüyoruz. İnsanlık suçlarında zaman aşımı olmaz. Cezasızlık ve adaletsizlik üreten bu sistemin bütününde köklü yasal, idari ve adli değişiklikler yapılsın, failler yargılansın" dedi.


(ekip/fk)