'9 Ocak, Kobane ve Şengal, 15 Şubat komplocularının eseri'
09:18
Dicle Arya/JINHA
HEWLER - PAJK Koordinasyon üyesi Emine Erciyes, 9 Ocak 2013'te Paris'te 3 Kürt kadın siyasetçinin katledilmesinin de 15 Şubat komplocu güçlerinin eseri olduğunu belirterek, aynı güçlerin Kobane ve Şengal'de de DAİŞ eliyle komployu devam ettirmeye çalıştıklarını ancak özgür Kürdün iradesi ile bu komploların boşa çıkarıldığını kaydetti. Emine, "Önderliğimiz komplo gerçeğini görerek, süreci kendi inisiyatifinde yürütme temelinde komployu aşmıştır" dedi.
15 Şubat 1999'da PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın uluslararası güçler tarafından Türkiye'ye teslim edilmesi 17. yılına giriyor. Kürdistan Özgür Kadın Hareketi (PAJK) Koordinasyon üyesi Emine Erciyes, komplonun nedenleri ve sonuçlarını JINHA'ya değerlendirdi. 'Kürt Özgürlük Hareketi'ni hedefleyen tüm karanlık güçlerin komplolarla sindirme yöntemini denediğini ancak bunun her seferinde boşa çıkarıldığını söyledi. Emine, bu komploların direnişi daha da büyütme vesilesi olduğunu ve bunların Kürt halkının toplumsal hafızasına yerleşmiş ve asla unutulmayacak olaylar olduğuna dikkat çekti. Emine, 9 Ocak 2013'te Paris'te Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez'in katledilmesinin de 15 Şubat komplocu güçlerinin eseri olduğunu belirterek, aynı güçlerin Kobane ve Şengal'de de DAİŞ eliyle komployu devam ettirmeye çalıştıklarını ancak özgür Kürdün iradesi ile bu komploların boşa çıkarıldığını kaydetti.
'Viyan komploya karşı duruştur'
2 Şubat 2006'da bedenini ateşe veren YJA Star komutanlarından Viyan Soran'ın eyleminin komplonun derinliğine verilen cevap olduğunu kaydeden Emine, "Komplocu zihniyete karşı biriken öfkenin patlamasıdır Viyan yoldaş, Viyan yoldaşın eylemi, Önderliğimize karşı 2006 yılında ilk defa uygulanan tecrit içinde tecrite karşı bir karşı duruş eylemi olmuştur. Önderliğimiz, benzeri eylemleri ilk baştan beri tasvip etmemiş, bu inanç ve kararlılığın büyük atılımlar yaratmaya çevirmesinin mücadelemizi daha da güçlendireceğini belirtmiştir. Viyan yoldaşın da bir parçası olduğu direniş geleneği Mazlumlardan, Zekiye ve Rahşanlara, Semalardan, Evrim Demir ve Mustafa Malçoklara kadar birer özgürlük meşalesi olarak yolumuzu aydınlatmışlardır. Yine Komplocu zihniyete karşı eylem gerçekleştiren Şaristan, Berwar, Rojbin, Beritan, Kurde, Berzan, Xebat ve onlarca fedai yoldaş, mücadelemize ve Önderliğimize saldırılara karşı kararlı duruşun fedai ifadesi olmuşlardır. 15 Şubat komplosuna karşı Önderliğimiz etrafında ateşten çember oluşturarak, fedailik çizgisini yükselten tüm yoldaşlarımızı saygıyla anıyorum. Onlar mücadelemizin her anında yaşamaktadırlar. Fedailik çizgisi bugünde Arin Mirkanlar ve ülkesini korumak için gözünü kırpmadan mevzilere koşan yoldaşlar şahsında Rojava devrimi direnişinde büyüyerek sürmektedir" dedi.
'Komplo esaret koşullarında boşa çıkarıldı'
Uluslararası güçlerin birliğiyle gerçekleştirilen 15 Şubat komplosunun iç yüzünün hala gün yüzüne çıkmadığına değinen Erciyes, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın esaret koşullarından henüz kurtulmamış olmasına rağmen, yürüttüğü mücadele ve direnişle komployu boşa çıkarttığını dile getirdi. Emine, komplocuların hedefinin PKK Lideri Öcalan şahsında Ortadoğu'daki tek direniş odağı olan Kürt özgürlük hareketini etkisizleştirmek ve Ortadoğu'ya öngördükleri yeniden dizayn konseptlerini pratikleştirmek olduğuna dikkat çekti. Egemen güçlerin Türk ve Kürt halkları arasında yaratılacak çatışma ortamıyla Türkiye'yi tam bir kaos alanına çevirmek istediklerinin altını çizen Emine, bu şekilde hem özgürlük hareketin güç kaybetmesine hem de Türkiye'yi sürekli bir çatışma alanına çevirerek denetim altında tutmak istediklerini söyledi.
'Hepsi suç ortağı'
Hegomon güçlerin hepsinin suç ortağı olduğunu kaydeden Emine sözlerini şöyle sürdürdü: "Dünya hegemonyasını aralarında paylaşan tüm güçler bir şekilde komploya katılmış ve suç ortağıdır. Önderliğimizin belirttiği gibi Yunanistan dost görünerek Önderliğimizi tuzağa çekmiştir, İsrail en büyük yetenek alanı olan istihbarat toplama ile komploya zemin hazırlamıştır. Amerika ve İngiltere ise dünya hegemonyasının başı güçler olarak komplonun planlayıcısıdırlar. 200 yıllık Kürt politikasıyla Kürtleri soykırım ve katliamla denetiminde tutmaya çalışan ve Ortadoğu politikalarının zemini yapan İngiltere bir kez daha Ortadoğu'ya yönelik amaçlarını Kürtler üzerinden oluşturmak istemiştir. Rusya bazı ticaret anlaşmaları için bu komplonun bir parçası olmuştur. Sözde demokrasinin ana yurdu olan Avrupa bu komplonun örülmesine mekan sunmuştur. Önderliğimizi istenmeyen adam ilan ederek o ülkeden bu ülkeye gönderip, adeta uçakta havada bırakıp komplocuların eline teslim etmişlerdir. Türkiye devletinin bu komplodaki rolü ise örülen tuzakla kendilerine yönlendirilen Önderliğimizi teslim almaktır."
'Komplo İmralı'da da tecritle sürdü'
Komplonun İmralı sürecinde de devam ettiğine dikkat çeken Emine, "Ada koşulları zaten yavaş yavaş ölümü dayatan bir ortam olurken, zehirleme, tecrit içinde tecrit gibi uygulamalarla Önderliğimizi sürekli komplo kıskacında tutmak istemişlerdir. 2012 yılında Önder Apo, komployu boşa çıkardığını ifade etti. Komplonun boşa çıkışının en önemli göstergesi, Önderliğimizin İmralı'da kendisine her an dayatılan komplo konseptine karşı tüm uygarlık şifrelerini çözerek demokratik uygarlık sistemini alternatif sistem olarak tüm insanlığa sunmasıydı. Diğer taraftan politik olarak da komplo boşa çıkmış, uluslararası güçlerin Ortadoğu planları tutmamış, Önderliğimiz Türk ve Kürk halkları arasında yaratmak istedikleri çatışmalı sürecin önüne geçmiştir. Bunda Önderliğimizin komploya karşı ilk andan itibaren koyduğu tavır ve İmralı sürecinde komplocu güçlerin planlarını çözüp deşifre etmesi belirleyici olmuştur. Komplocuların en önemli planları ise özgürlük hareketinin dağılmasıydı. Tam tersine özgürlük hareketi halklaşarak büyümüş, Kürt halkı dört parça Kürdistan ve bulundukları her yerde örgütlülüklerini geliştirerek Önderliğe bağlılıklarını göstermişlerdir. Halkın özgürlük kararlığı, gerillanın direnişi devletin Önderliği muhatap almasını zorunlu kılmıştır. Bu temelde Önderliğimiz 2013 Amed Newrozu'yla halkların onurlu barışını sağlama temelinde yeni bir süreç başlatmıştır. Komplo bu sefer yüzünü Paris'te göstermiş ve üç kadın yoldaşımızın katliamı ile Önderliğimizin başlattığı süreç baltalanarak istenmiştir. Önderliğimiz bu olay şahsında da komplo gerçeğini görerek, süreci kendi inisiyatifinde yürütme temelinde burada da komployu aşmıştır."
Rojava'nın etkisi
DAİŞ'in Rojava'ya yönelik saldırılarının da uluslararası komplonun bir parçası olduğunu belirten Emine, Ortadoğu'ya birebir müdahalelerinde başarısız olunca, radikal İslam örgütlerini kullanarak sonuç almak istediklerini ifade etti. Kürt özgürlük hareketinin önlerindeki tek direniş kalesi olarak varlığını sürdürdüğünü belirten Emine, DAİŞ'e karşı gösterilen direnişin tüm dünyanın dikkatini çektiğin söyledi. Emine, "İdeolojimizin tüm dünya halklarınca ilgi odağı olması uluslararası güçlerin ideolojik savaşlarının ve yarattığı çarpık algıların kırılması anlamında komploya vurulan önemli bir darbe olmuştur. Komplonun 17. Yılında komployu tamamen parçalayarak, 2015 yılını Önder Apo üzerindeki esareti tamamen kaldırma hedefini gerçekleştirme olmalıdır" dedi.
'Kadının rolü belirleyici olmuştur'
2014 yılını mücadele tarihinin zirvesi bir karakteri ifade ettiğini kaydeden Emine 2015 yılınında bu anlamda daha yoğun bir yıl olacağını aktardı. Emine şunları belirtti: "Kobani'den Şengal'e destan yazan bir direnişe öncülük eden şehitlerimiz kahramanlık çizgisini daha da derinleştirerek kahramanlık kavramının anlamını yeniden yarattılar. 'Kobani toprağımız, ölene kadar savunacağız' şiarıyla mevzilenerek toprağını savunan, tüm saldırılara rağmen mevzileri bırakmayıp daha da güçlendiren, diğer taraftan Kobane'yi Pirsus ile tamamlayıp bir an bile yalnız bırakmayan halk gerçekliğimiz, Kürdün yurtseverlik duygusunun direnişte somutlaşmasının ifadesi olmuştur. Yine dört parça Kürdistan ve Kürt halkının bulunduğu her yer direniş alanına dönmüş, yurtseverlik ve ulusal birlik ruhunun dile gelişi olmuştur. Yine bu direnişte kadının öncülük düzeyi belirleyici olmuş, Arin, Gulan, Zozan ve Destinalar şahsında YPJ kadının direnç gücünü tüm dünyaya göstermiştir. Kader Ortakkayalar kadın ruhunun nerede ve kim olursa olsun ortaklığının ifadesi olmuştur. 2015'e giriş ruhunu bu direniş karakteri belirlemiş ve geçen yılın acılarına inat bir direnişle yıla zafer ruhuyla giriş esas alınmıştır. Geçtiğimiz yılın mücadele keskinliği yeni bir yıla girdiğimiz bu günlerde tüm hassasiyetleriyle devam etmektedir. Kürt halkı yeni yıla girerken adeta geçen yılın hesabını sorarcasına saldırıları kırarak ve işgal dayatılan alanları düşmandan temizleyerek girmiştir. Kobane'de IŞİD geriletilmiş ve adım adım geri püskürtülmektedir, yine Şengal'in IŞİD'ten temizlenmesine başlanmış ve halkımız tekrar kendi topraklarına dönmeye başlamıştır. Yeni yılın Ocak ayı direnişin yükselmesi ile oldukça hareketli geçmiştir."
'Yaşananların sorumlusu devlettir'
Kuzey Kürdistan'da yılın ilk ayı sokak katliamları sokak çatışmaları ile geçtiğini, Cizre'yi savaş alanına çevirerek çatışmalar ve katliamların yaşandığını belirten Erciyes, Cizre olaylarını her ne kadar kamuoyuna Hür Dava Partisi ve YDG-H çatışması olarak lanse edilsede özünde devletin halka yönelik saldırısı olduğunu söyledi. Emine, "Devletin kendini kamufle etmesi, Kürtleri karşı karşıya getirerek toplumsal parçalanma zemini yaratma istemidir. Devlet kendisini çatışmasız pozisyonda gösteriyor, fakat Rojava ve Şengal'de IŞİD'i besleyerek özgür Kürtlüğü vurmak istiyor, Kuzey Kürdistan'da ise bu partiyi kullanarak bunu yapmak istiyor. Önderliğimiz devletin tüm tahrik ve provokasyonlarına rağmen süreci kendi inisiyatif yürütmek için büyük bir direniş gösteriyor. Devletin sürece yaklaşımı ise oyalama ve sürecin karakterinden faydalanarak kendi iktidarını Kürtlere dayandırarak güçlendirmedir. Süreç ne kadar uzatılırsa o kadar anlamından uzaklaşılacak ve sürece karşı halkın inancı kırılacaktır. Bu nedenle devlet süreci oyalamaya stratejik yaklaşıyor. Bu nedenle devlet, süreci sürdürme yönünde durmadan sözde kararlılıktan bahsetse de, pratikte tahrik ve provokasyonlarla süreci sürdürmemenin, adım atma zeminin olmadığının zeminini hazırlıyor. Önderliğimiz ise somut adımların atılması ile sürecin ilerleyeceği yönünde süreci pratikleştirmeyi esas alıyor. Kürt halkı açısından esas olan provokasyonlara karşı duyarlı ve uyanık olmak fakat mücadeleden asla taviz vermemektir" diye konuştu.
'Dirilişin öz suyu Önder Apo'nun paradigması'
Emine Erciyes, son olarak şunlara söyledi: "Tüm insanlık açısından onur sınavı olacak bir yılın ilkayını geride bıraktık. IŞİD ve benzeri vahşet örgütleri özünde insanlığa saldırmaktadırlar. Tarihsel ve toplumsal değerleri yok ederek insanlığı maneviyatsız bırakmak, insanları en vahşi yöntemlerle katlederek beyinlerde korku imparatorluğu inşa etmek istiyorlar. Saldırı tüm insanlığadır, tüm tarihsel-toplumsal değerleredir. Nitekim Kobane'ye, Rojava'ya insanlık onuru adına sahip çıkan, gelip burada mücadeleye katılan farklı halklardan ve kesimlerden insanlar, insanlık onurunun bu sınavı başarıyla vereceğinin göstergesidir. Rojava'daki halklar dayanışması ve buluşması ile kapitalist sistemin parçalayıp tükettiği toplumsal duyarlılıkların, manevi değerlerin ve insanlık onurunun yeniden dirildiği görülmektedir. Elbette bu direniş buluşmasında kadınların rolü oldukça belirleyicidir. Ortadoğu coğrafyasında, kadınlar öncülüğünde toplumsal diriliş bir kez daha yaşamın kaderini belirleyecek gibi görünmektedir. Dirilişin öz suyu ise Önder Apo'nun demokratik ulus çizgisine halkları barıştırıp buluşturan ve demokratik konfederalizm ile özgür birlikteliğin, sistemini kuran paradigmasıdır."
(fk)

