Nuşin'in vedası 18 yıldır yerine getirilmeyi bekliyor
09:23
Nurcan Yalçın/JINHA
ÊLIH - Çocukluk hayallerinin peşinden giden Nursen Demir (Nuşin), Bitlis'te bir çatışmada yaşamını yitirdi. 18 yıldır mezarı bilinmeyen Nuşin annesine bıraktığı mektubunda "Arkamdan ağlama, bu dava hepimizin davasıdır. Eğer şehit olursam beni tabutsuz gömme, tabutumu sarı yeşil ve kırmızı renklerle süsle" demişti. Anne Nesibe ölmeden kızının son vasiyetini yerine getirmek istiyor.
Batmanlı Nursen Demir'in (Nuşin) hikayesi çocuklukta kurulan devrim hayalleriyle dağlara uzanan bir öykü. 1977 Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Ulaş (Zêlê) köyünde dünyaya gelen Nuşin'in ilk merak çağlarında evlerine gelen konuk bütün hayatını değiştirir. PKK'nin efsane komutanlarından Mahsum Korkmaz (Egit), Nuşin henüz 5 yaşındayken köylerini ziyaret eder. Evlerine gelen bu konuğun her yaptığını inceleyen ve büyük bir hayranlık besleyen Nuşin, o günden sonra "Onlar gibi olma" hayalleri kurar, arkadaşlarına onların hikayesini anlatmaya başlar. Aile bir süre sonra Batman kent merkezine taşınır ancak Nuşin'in hayalleri hala ziyaretçisinin peşinden gitmektir. 15 yaşına geldiğinde çocukluk hikayesinin peşinden giden Nuşin, ailesine veda eder ve yönünü dağlara döner. 5 yıl dağlarda özgürlük şarkıları söyleyen Nuşin, 1997 yılında Bitlis'in Mutki ilçesinde bulunan Xaçina bölgesinde çıkan bir çatışmada 14 arkadaşıyla birlikte yaşamını yitirir.
'Eğit onu çok seviyordu'
Geride çocukluk hayallerine ihanet etmeyen ve onun peşinden giden kısacık bir yaşam öyküsü bırakan Nuşin'i anlatan annesi Nesibe Demir, "Komutan Egit henüz çok küçükken bizim eve gelmişti. Bir keresinde yaralıydı ve bir hafta evimizde kaldı. Kızım ondan çok etkilendi. Onun kahramanıydı Egit. Komutan Egit'te onu çok seviyordu. Nursen'im onu kendine örnek almıştı. Herkese onu anlatıyordu. Sonra dağlara Egit'in yolunda gitti" dedi.
'O erken büyümüş bir çocuk'
Küçük yaşta Komutan Egit'le kurduğu bağ nedeniyle çok farklı bir çocuk olduğunu kaydeden Nesibe, kızının yaşam tarzının ve topluma olan bakış açısının çok farklı olduğunu anlattı. Nesibe, "3 kızımın en küçüğüydü. Küçüklüğünden beri yurtsever bir yanı vardı. Köyde 4'üncü sınıfa kadar okudu. Ondan sonra Batmana taşındık. Okula gönderemedik. Ama o çok zekiydi, herşeyi erkenden kavrıyordu. Geleneksel aile yapısı içinde kalmak istemiyordu. Yeni elbise giyemiyordu, yatağın üstünde yatamıyordu. Fikirleri sürekli siyasete üzerindeydi. Bazen günlerce tek başına odasında girip, kitap okuyor, haberleri izliyordu. Çevresinin yaşam tarzını sevmediği için hiç arkadaşı yoktu" diye konuştu.
'Tabutumu sarı yeşil ve kırmızı renklerle süsle'
15 yaşındayken PKK saflarına katıldığında yaşının çok üzerinde bir olgunlukla arkasında bir veda mektubu bıraktığını anlatan anne Nesibe, mektubunu şöyle aktardı; "Anne ben devrime gidiyorum. Arkamdan ağlama, bu dava hepimizin davasıdır ve bu savaş hepimizin savaşıdır. Eğer şehit olursam beni tabutsuz gömme, tabutumu sarı yeşil ve kırmızı renklerle süsle. Hiç ağlama, zılgıtlarla beni uğurla."
Vasiyetini yerine getirmek istiyorum
Ölmeden kızının vasiyetini yerine getirmek istediğini ancak mezarının nerede olduğunu dahi bilmediğini kaydeden, Nesibe, "Ama kızımın şahadet haberi 7 ay sonra bana geldi ve hale nerde olduğunu bilmiyorum. Bende hem hastaydım hem ne yapılacağını bilmiyordum hiç gidip aramadık. Çok acı ve zorluk çektim. Bize topu bir mezarda olduğunu söylediler ama hala çıkmadı. Ölmeden önce kendi elimle kızımı sarı, kırmızı, yeşil bayrağın sarılı olduğu bir tabutla defnetme istiyorum" dedi.
'Anne seninle gurur duyuyorum'
Nesibe, yaşamını yitirmeden bir süre önce dağda kızını görmeye gittiğini ve yaşadığı anıyı ise şöyle anlatıyor: "Lice bölgesindeydi, gittim bir köyde onula iki gün kaldım. Ona 'Kızım seninle gurur duyuyorum, hayallerinin peşinden gittin' dedim. Oda bana 'Anne bende seninle gurur duyuyorum. Senin gibi bir annem olduğun için ve beni desteklediğinin için sana sonsuz minnettarım' dedi. Bende kızımın gittiği yolda son nefesime kadar savunacağım ve verdiği onurlu mücadelenin takipçisi olacağım."
(fk)

