Kadınlar şiddete karşı boşanma başvurusu yapıyor
09:27
JINHA
AMED - Diyarbakır Barosu'na adli yardım talibiyle yapılan kadın başvuruları son 5 yılda yüzde yüz oranında artış gösterdi. Başvuru yapan 2 bin 907 kadının yüzde 80'ı aile içi şiddete maruz kaldı.
Baro Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Avukat Serap Erkuş, kadına yönelik şiddetin alarm verici boyutlarda olduğunu belirterek, "Acilen gerek kurumsal gerekse toplumsal alanda şiddetle mücadelede etkili politikalar oluşturulmalı" dedi. Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi, son 5 yıldır, kadınların adli yardım talebiyle yaptığı başvuruların statiğini çıkardı. Raporlaştırılan istatistiğe göre; son 5 yılda 2 bin 907 kadın adli yardım talebiyle başvuru yaptı ve bu oran daha önceki yıllara nazaran yüzde yüz artmış durumda. İstatistik oluşturmak için başvuru yapan kadınlarla yapılan anket çalışmasına göre ise kadınların neredeyse tamamı şiddet gerekçesiyle boşanmak istiyor.
Oran yüzde 80'ı aşıyor
2 bin 907 kadından 2 bin 457'si şiddet gördüğünü belirtirken bu oran yüzde 90'ı buluyor. Rapora göre; "Şiddet gördünüz mü?" sorusuna 450 kadın ise cevap vermek istememiş. Soruyu cevaplayan 2 bin 457 kadından 150'si cinsel, 425'i duygusal, 406'sı ekonomik, 436'sı fiziksel, 225'i kültürel, 444'ü ise sözel şiddete maruz kaldığını belirtiyor. Yine 371 kadın tehdit edildiği için koruma talebiyle başvuru yaptı.
'Alarm verici boyutta'
Rapora ilişkin bilgi veren Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Danışma ve Uygulama Merkezi Koordinatörü Avukat Serap Erkuş, boşanma talebiyle başvuru yapan kadınların tamamının şiddet gördüğünü söyledi. Başvurularla ortaya çıktığı gibi kadına yönelik şiddetin alarm verici boyutlarda olduğunu belirten Serap, kadınların sıklıkla maruz kaldığı şiddet türlerinin yasadaki karşılığının tam olmadığını olanların ise uygulanmadığını kaydetti.
'Yasalar aile içi şiddeti karşılamıyor'
Serap, "Kadınlara yönelik şiddet bir insan hakları ihlali ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır ve ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem veya bu eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir. Aile içi şiddet aile içerisinde veya hanede veya mağdur faille aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da, eski veya şimdiki eşler ya da partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet anlamına gelir. Ancak Kültürel duygusal ve ekonomik şiddet gibi şiddet türlerinin maalesef yasada tam bir karşılığı bulunamıyor" dedi.
'Medya şiddeti körüklüyor'
Kadına yönelik şiddetin gelişmesinde medyadan devlete ve sivil toplum örgütlerine kapsamlı bir politika gerektiğini kaydeden Serap, "Kadınların yaşadıkları şiddetin önüne geçilebilmesi için, öncelikle kadının hak arama bilincinin artması gerekmektedir. Ancak, devletin gerek kurumsal gerekse toplumsal alanda şiddetle mücadelede etkili politikalar oluşturmaması, Medyanın kadına yönelik şiddet içerikli haberleri gündeme getirirken kullandığı dilin özendirici nitelikte olması, ilköğretimden üniversite düzeyine kadar tüm eğitim kurumlarında toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya yönelik bilinç arttırıcı müfredatın bulunmaması, Genelde tüm yasaların dilinin eril zihniyetli olduğu gibi temel nedenlerden kaynaklı olarak şiddet artmaktadır" diye konuştu.
'Koruma talebi yasada olması gerektiği gibi işlemiyor'
Boşanmak için boşanan kadınların bir çoğunun aynı zamanda can güvenliği tehlikesinden kaynaklı koruma talep ettiğini ancak yasal mekanizmalara bunu kabul ettiremediklerini kaydeden Serap şunları söyledi: "Boşanma talebinde bulunan kadınların çoğu aynı zamanda koruma talebi ile kuruma geliyor çünkü zaten hepsine yakını aile içinde ve dışında şiddete maruz kalıyor. Kadınlar şiddetin her boyutuna maruz kalıyor ve önüne geçilmezse zaten ölümle sonuçlanabiliyor. Bu nedenle dava sürecinde bizler kadınların avukatları olarak koruma talebinde bulunuyoruz. Çoğu zaman yetersiz koruma önlemleri alınıyor. Uzaklaştırma cezası gibi. İleri düzeyde koruma talebi verilse bile bu polis koruması anlamına geliyor. Kesinlikle yasada olması gerektiği gibi işlemiyor. Birçok kadın polis korumasında iken katledildi buda aslında yasanın yaşamda hiçbir karşılığının olmadığının bir kanıtı niteliğinde."
(sg/fk)

