Mezopotamya çinisi kadın eliyle şekilleniyor

09:10

 


Bêrîtan Canözer-Şehriban Aslan / JINHA


AMED - Nujin Çini Sanat Atölyesi'nde kadınlar, bin yılı aşkın bir geçmişi olan çini sanatına yeniden şekil veriyor. Atölyenin kurucusu ve eğitmeni Yekbun Yaş, Osmanlı motiflerinin hakim olduğu çini sanatını Kürdistani motiflerle yeniden yorumlayarak Mezopotamya çinisinin temellerini attıklarını söyledi. Kadınlara çağrı yapan Yekbun, "Çini sanatıyla hem mesleki açıdan gelişirler hem de hayatlarına renk katarlar" dedi.


Çini, bin yıllar öncesinden günümüze kadar gelen iç ve dış mimaride, mutfakta ve süslemede yoğun olarak kullanılan kadim sanat örneklerinden biri. Tarihi yapılarda özellikle camilerde ve saraylarda yoğun olarak kullanılan çini süsleme sanatı; mozaik, sıraltı boyama, renkli sır ve perdah başlıklı dört tekniğe sahip. Tebeşir, kum ve kaolin gibi doğal malzemelerin karıştırılıp hamur haline getirilmesi ve bir süre bekletildikten sonra yüksek derece fırında bu malzemenin pişirilip şekil verilmesiyle ortaya çıkarılan çini yoğun emek isteyen sanat türlerinden. Diyarbakır'da Nujin Çini Sanat Atölyesi'nde kadınlar çiniye elleriyle hayat veriyor.


İlk sergisini Diyarbakır'da açtı


Diyarbakır'da, çini sanatını icra eden Yekbun Yaş'ın Kürdistani motiflerle şekil verdiği eserler dikkat çekiyor. Çocukluğundan bu yana çini sanatına meraklı olan Yekbun, Uludağ Üniversitesi Çinicilik Bölümü'nden mezun. İlk sergisini 2004 yılında Diyarbakır'da açan Yekbun, bir süre sonra kendi atölyesini açarak, meraklıları için çini sanatı eğitimi eriyor. Yoğun talep üzerine atölye sayısını 3'e çıkaran Yekbun, kadınların estetik bakış açısıyla çini sanatına daha yatkın olduğunu söylüyor. Kendi açtığı Nujin Çini Sanat Atölyesi'nde eğitmenlik yapan Yekbun, Osmanlı motifleri ağırlıkta olan çinicilik sanatını Kürdistani motiflere dönüştürmek için ürünler hazırlıyor.


Hem eğitim hem üretim


Çini kursu açtığında en çok kadınların başvuru yaptığını anlatan Yekbun, "Eğitim için gelen kadınların birçoğu köyden şehre göç etmiş ve herhangi bir uğraşı olmayan, eve hapis edilmiş kadınlardı. Onlara hem mesleki yönden hem de hobi olarak bu işi öğretmeye başladım. Yüzlerce öğrenci yetiştirdim ve öğrencilerle de dönem dönem kendi atölyemde kurumsal çalışmalar yapıyorduk. Öğrencilerimin bir kısmı yaptıkları çinileri hediye olarak yapıyordu, bazıları kendi evleri için yapıyordu, bazıları da çini seramiğine ilgi duydukları ve öğrenmek istedikleri için gelirdi. Bir atölyemiz Hasanpaşa Hanı'nda, biri İlkiz Otantik Eşya Çarşısı'nda, diğeri de Ofis semtindedir. Atölyelerimizde hem eğitim veriliyor hem de üretim yapılıyor" dedi.


'Kürdistani motifler tercih ediyorum'


Diyarbakır'ı anlatan Kürdistani motifleri tercih ettiğini kaydeden Yekbun, klasik çinide daha çok Osmanlı motiflerinin hakim olduğunu ancak buna Kürdistani bir yorum getirmek istediği için çalışmalarını bu yönlü sürdürdüğünü söyledi. Yekbun, "Bizim amacımız daha Kürdi, daha Kürdistani motifleri ön plana çıkarmak ve bu şekilde Kürt kültürünü de tanıtmaktır. Üniversitedeyken de benim çalışma tarzım diğer arkadaşlarımın tarzından daha farklı oluyordu. Siyah, beyaz, mavi çalışmaların dışına çıkıp sarı yeşil, kırmızı ve mor renkleri çok fazla kullanıyordum. Yaptığımız çalışmalarda Kürdistan bölgesine, Diyarbakır bölgesine ait motifler kullanarak kalıcı ve anlamlı hediyeler alıp götürmelerini istiyoruz. Mezopotamya çinisini ilk temellerini atmak istiyoruz" diye konuştu.


'En büyük amacım kadınları bu sanatla tanıştırmak'


Çalışmalarında ağırlıklı olarak; Melek Tavus, Ahura Mazda, Şahmeran, Diyarbakır Surları, yerel çiçekler, Kürt kadınları ve buna benzer motifler kullandığını aktaran Yekbun sözlerini şöyle sürdürdü: "Diyarbakır'da yaklaşık 400 yıl önce çinicilik yapılıyormuş fakat, yok olma aşamasına gelmiş. Biz de öğrencilerimle beraber bu atölyede bu sanatı yaşatmaya çalışıyoruz. Yurt dışından gelen misafirler hediye olarak çini seramiği alıp götürüyorlar. En büyük amacım kadınları dört duvar arasından çıkartıp bu atölyeye getirerek bu kalıcı sanatı onlarla beraber yaşayıp, onlarla beraber dünyaya tanıtmak. Kadınlar çini sanatıyla hem mesleki açıdan gelişirler hem de hayatlarına renk katarlar. İnsanlar hayatlarında bir iz bırakmak istiyorlar ise mutlaka çini sanatıyla tanışmalılardır. Çini çok kalıcı bir sanat ve her evde, her iş yerinde size ait bir çalışma olabiliyor. Diyarbakır'a gelen ve Diyarbakır'da yaşayan her sanatseveri Nujin Çini Sanat Atölyesine bekliyoruz."


(fk/mg)