Ezidi kadınlar insanlık suçunu perde arkasından anlattı
09:31
JINHA
HEWLER - Hewler'de düzenlenen bir panele katılarak DAİŞ çetecilerinin vahşi saldırılarını perde arkasından anlatan Ezidi kadınlar, "Genç, yaşlı, çocuk demeden işkence yapıyorlardı. 5 yaşında bir kız çocuğunu yanımızdan götürdüler, akıbeti ne oldu bilmiyoruz. Kurayla dağıtılıyorduk. İşkence ederek tecavüz ediyorlardı. Bize eziyet etmekten zevk alıyorlardı" dedi. Yapılan konuşmalarda ise Ezidelere yönelik soykırımın uluslararası mahkemelerde tanınması istendi.
Federal Kürdistan Bölgesi'nin Hewler kendinde Saad Abdullah Konferans Salonu'nda "Irak'taki Ezidi ve Hıristiyanlara Uygulanan Etnik Soykırım" paneli düzenlendi. Panele çeşitli din ve mezheplerden çok sayıda kişi ve DAİŞ çetecileri tarafından esir alınan bir süre sonra ellerinde kaçmayı başaran Ezidi kadınlar katıldı. Güvenlik gerekçesiyle sahneye gerilen bir perde arkasından yaşadıklarını anlatan Ezidi kadınların anlattıkları, katılımcıları dakikalarca ağlattı. Şengal'in Tel Azer köyünden kaçarken Mezra bölgesinde ailesiyle birlikte DAİŞ'e esir düştüğünü söyleyen gerçek ismi yerine "Vaha" adını kullanan 17 yaşındaki kız çocuğu, 5 otomobille gelen militanların, kendisini dakikalarca dövdüğünü ifade etti. Vaha, çetecilerin genç, yaşlı, çocuk demeden işkence ettiğini belirtti.
'Erkekleri vahşice öldürdüler'
DAİŞ çetecilerinin daha sonra kendilerini erkek, genç kız ve kadın-çocuk olmak üzere üç bölüme ayırdığını belirten Vaha, "Gözlerimizin önünde 17 erkeği Mazra bölgesinde vahşice öldürdüler. Vurulan insanlar, yakınlarının gözlerinin içine bakarak canlarını teslim etti" dedi. Öldürülenlerin arasında babası, kardeşi ve amcasının da bulunduğunu dile getiren Vaha, şöyle konuştu: "Esir aldıkları 23 kadını önce araçlarla Musul'un Baac ilçesine götürdüler. Baac'da diğer bölgelerden getirdikleri kadınlarla beraber yaklaşık 200 kişi olduk. Bizi buradan da kamyonlara bindirip Musul'a götürdüler. Civar köy ve ilçelerden topladıkları kadınlarla beraber 500 kişi olduk. Bizi Musul'da Galaxy Düğün Salonuna götürdüler. Salonda yemeksiz 10 gün geçirdik. İnsanlara çok kötü davranıyorlardı. Kadınlara saldırıyorlardı. Çok korkmuştuk ne yapacağımı bilemediğimiz bir ortamdaydık." Daha sonra kendilerini gruplara ayırarak evlerde tuttuklarını dile getiren Vaha, yanlarına gelen kişilerin beğendikleri kızları satın alarak götürdüğünü ifade etti.
'İşkence ve tecavüz'
Kendisiyle beraber 20 kişiyi Ebu Leyd adında birine sattıklarını vurgulayan Vaha, götürüldükleri evde yapılan kura sonucu çetecilere dağıtıldıklarını kaydetti. Kura sonucu her çetecinin bir kadını alarak götürdüğünü aktaran Vaha, "Bana saldırankişiye önce karşı koymaya çalıştım. Arkadaşlarımın yanından ayrılmak istemedim. Ama beni döverek götürdü. Her gün döverek tecavüz ettiler"dedi. DAİŞ çetecilerinin kadınları mal gibi alıp sattığını ve birbirine ikram ettiğini anlatan Vaha, "Beş yaşındaki bir kızı da 50 yaşındaki bir adamın götürdüğünü kendi gözlerimle gördüm. O küçücük kızı götürdüler ona ne yaptılar hiçbirimiz bilmiyoruz. Verilen yemeklerin içine bir şeyler karıştırdıkları için uyukluyorduk sürekli. Onlar da bize istediklerini rahatlıkla yapabiliyorlardı. Bir gün Musul'a yakın bölgeler uçaklar tarafından bombalanıyordu. O sırada kapımızdaki nöbetçi yerinden ayrıldı. Biz de gece saat 11.00'de bulunduğumuz yerden kaçmayı başardık. Giden bizden gitti. Hala da kabuslar görüyorum her gün. Sanki birileri beni kaçıracakmış gibi hissediyorum. Irak ve Kürdistan hükümetleri bir an önce esir olan insanları kurtarmalı" dedi.
'Hamile kadınlara ilaç vererek düşük yaptırılıyor'
21 yaşındaki Xezal Mırzo ise esir düştükleri sırada çetecilerin, birçok Ezidi erkeği kurşuna dizerek öldürdüğüne tanık olduğunu kaydetti. Xezal, 'Üç aylık esaret hayatım boyunca sürekli tecavüze uğradım. Hamile kadınlara ilaç vererek düşük yapmalarına sebep oldular. Suçsuz günahsız insanlar zulmettiler. Acı çekmemiz onların hoşuna gidiyordu. Gittiğimiz farklı yerlerde farklı adamlar zorla bizimle birlikte oluyordu. Çok direndiğimizde yemeklerimize ilaç karıştırıyorlardı. Yaptıkları zulmü her gün sıkılmadan tekrarlıyorlardı. Halbuki bugün zulmettikleri insanlar tarih boyunca kimseye karışmadan yaşamış insanlardır. Hayatımın en zor ve kirli günlerini geçirdim orada. Birleşmiş Milletler, Irak ile Kürdistan hükümetlerinden ricamız esir insanlarımızı, kadınlarımızı kurtarmalarıdır. Biz burada hayatımıza devam ederken, DAİŞ başka yerde birilerine zulmetmeyi sürdürüyor" diye konuştu.
Ezidilere yapılanlar soykırım olarak tanınmalı
Ezidi kadınların çetecilerin zulmünü anlatmasının ardından Federal Kürdistan Bölgesi Şehit ve Enfal Bakanı Mahmut Salih konuştu. Musul ve çevresini işgal eden DAİŞ'in azınlıklara verdiği zararın araştırılması için bir komisyon kurduklarını anlatan Mahmud, Ezidilere yapılanların dünya çapında soykırım olarak tanınması için çalıştıklarını söyledi. Mahmud şunları söyledi: "Aylar öncesinde Şengal'in, işgal edilmesiyle yerlerinden olan insanların dağa sığınması. Ardından günlerce süren yolcukta kaybedilen insanları düşündüğümüzde. Ezidilere bir soykırım yapıldı. Bu soykırımı herkes tanımalı. Bugün yapılan bu konferans sayesinde herkesin bu kızların anlattıklarını duymasını istiyoruz. Irak ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin yapılanları soykırım olarak tanımlarını istiyoruz. Bu kapsamda Avrupa ülkelerini ziyaret ederek elimizdeki belgeleri onlara sunduk. Çeşitli makamlarla 20'ye yakın toplantı gerçekleştirdik. Ama önce Irak mahkemelerini soykırım kararını vermesi gerekiyor."
Panelin son bölümünde ise farklı etnik ve mezheplere ait kıyafetlerle sahneye çıkan kişiler, yetkili makamlara ulaştırılmak üzere ellerinde taşıdıkları yazılı mesajları zarflara koyarak bir karton kutunun içerisine bıraktı. Toplanan zarflar Federal Kürdistan Bölgesi hükümeti yetkililerine teslim edildi.
(fk)

