Serhatlı kadınların vazgeçilmez aksesuarı kofî ilgi bekliyor
09:10
Gülşen Koçuk-Nazan Türtük/JINHA
ÎDIR - Serhat bölgesinde Kürt kadınlarının vazgeçilmezlerinden kofî unutulmaya yüz tutmuş geleneksel bir aksesuar. El emeği göz nuru zor yapımı ve tılsımlı olduğuna inanılan süslemeleriyle otantik kültürün bir parçası olan kofîsinden vazgeçmeyen Iğdırlı Sefure Serin, "Kofî artık kullanılmıyor, ama ben inanıyorum ki gün gelecek kofîyi herkes takacak, tekrar kullanılacak" diyor.
Çok değil iki kuşak öncesine kadar özellikle Serhat bölgesinde yaşayan kadınlar için kofî, vazgeçilmez saç aksesuarıydı. Belli bir yaşın üstündeki kadınlar için hala vazgeçilmez olan kofî bu günlerde "modernizm" ve asimilasyonun giyim kültürüne yansımasıyla birlikte silinmeye başladı. Iğdır'da da 21'inci yüzyılın başlarına kadar da gelen, ancak tükenen kofî takma geleneği, kadınların en çok aradığı aksesuarlardan biri. Unutulmaya yüz tutmuş kofîlerin tekrar gündelik yaşamda kullanılabilmesi için kadınlar çeşitli girişimlerde bulunuyor.
Ele emeği göz nuru istiyor
Kofî, kadınların el emekleriyle yapılan ve özel günlerde takılan kültürel bir aksesuar. Deri, "dimisê elbika" olarak bilinen pekmez kabı tahtasından ve "fîna" olarak adlandırılan keçe türü bir kumaştan yapılan kofî, kadınların kendi el işlemeleriyle boncuk, altın ve gümüş aksesuarlarla da süsleniyor. Ayrıca kofî yapımında, eski inançlara göre nazarı engellemek amacıyla tılsım şeklinde adlandırılan süslemeler de kullanılıyor.
'Kofîler kadınların gelinliğiydi'
Iğdır'ın Tuzluca İlçesi'nde yaşayan Sefure Serin, geleneksel aksesuar kofîsinden vazgeçmeyenlerden. 60 yaşında olan Sefure, çocukluğundan beri kofî takmayı sevdiğini söylüyor. Sefure, "Bizim kıyafetlerimiz püsküllü, geleneksel renklerle yapılırdı ve önümüze de mêzer takıyorduk. Onun da üstüne kurtik giyerdik. Yelek gibiydi, ama püskülleri uzundu" diyor. Sefure, kofînin evliliklerde gelinlik gibi olduğunu söylerken, "Kofîler süsleniyordu, ama herkes gücüne göre süslerdi. Kimisi altın ile kimisi ise gümüş ile süslerdi. Eskiden gelinlere takmak için gümüş taçlar vardı ve bu taçlar kofînin üstüne takılıyordu üzerine de bir tarafa kırmızı, diğer tarafa da yeşil şal atılıyordu. Sarı şalı ise gelinin sağdıç üzerine atardı. Rengarenk şalları birbirine sarıp omzuna atardı. Geline takılan kofî de ömür boyu onun başında kalırdı" diye anlatıyor.
Her bağlanma biçimine bir anlam
Kofîye toplum tarafından yüklenen bir diğer anlama da değinen Sefure, bağlanma şekline göre de farklı anlamlara geldiğini kaydediyor. Sefure, henüz evlenmemiş kadınların, yeni evlenen kadınların ve eşi ölen kadınların kofîlerini farklı şekillerde bağladığına işaret ederek, "Eğer kadının kocası öldüyse kadın, beyaz bir yazma ile başındaki kofînin hepsini kapatacak şekilde başını örterdi. Yeni evlenmiş genç kadınlar ise yazmalarını, kofîlerinin süslemeleri görünecek şekilde bağlarlardı" diyor.
"Kofî artık kullanılmıyor, ama ben inanıyorum ki gün gelecek kofîyi herkes takacak, tekrar kullanılacak" diyen Sefure, "Eskiden bizim giyim kuşamımızla dalga geçer, küçük görürlerdi. Fakat artık kimse bizim kültürümüzü küçük göremez" diye belirtiyor.
(fk/mg)

