Bugün 'İlk feminist bildirge'nin yıldönümü

09:14

 


JINHA


HABER MERKEZİ - Türkiye'de feminist hareketin gelişim sürecinde teorik, düşünsel gelişimin yanında pratiksel adımlar da önemli yer tutuyor. Türkiyeli feminist hareketin attığı pratiksel adımların en önemlilerinden birisi de Kadın Kurtuluş Bildirgesi'ydi. Ankara'da 11 Şubat 1989 tarihinde Türkiye'nin çeşitli kentlerinden feminist kadınların katıldığı 1. Feminist Haftasonu'nda açıklanan bildirge, kadın tarihi açısından ilk olma özelliği taşıyor.


1980'li yıllarda ivme kazanan Türkiye feminist hareketinin gelişiminin ana yayılma noktaları, Ankara, İstanbul ve İzmir gibi metropol kentler oldu. Bu kentlerde feminist hareket bir örgütlenme çabasına girdi ve ayrımcılığa karşı kadın dayanışma derneği ve kadın kültür evi gibi oluşumların temelini attı. 1984 yılından itibaren  "özgür ve bireyci" bir kadın tipini temel alan liberal feminizm ve üretim ve yeniden üretim süreçlerine atıfta bulunan sosyalist feminizm, dönemin kadın hareketi açısında klasik ideolojik ayrım noktalarını oluşturdu. Bu ayrım noktaları kadın hareketinin örgütlenmesi, işleyişi ve genel stratejisi açısından hem bir tehlike hem de bir fırsat olarak varlığını sürdürdü. Bu savı kanıtlayan ve 1990'lı yıllar feminizmine geçişin önemli bir evresi olan bu feminist grupların 11-12 Şubat'ta Ankara'da gerçekleştirdikleri 1. Feminist Haftasonu, oldukça önemli adım olarak tarihe geçti.


'Bu etkinlik kadınların kamusal alana açılma refleksinin önemli bir örneği'


Bu etkinlik kadınların 1980'li yıllar feminizmi içerisinde sıklıkla göstermeye çalıştıkları kamusal alana açılma refleksinin de önemli bir örneği oldu. Bu örnek, kadınların kendi arasında güç mücadelelerinin ulaşabileceği rahatsız edici noktaları göstermiş ve "erkek egemen" bir toplumda kadınların cins olarak ezilip sömürüldükleri gerçeğinin Türkiye'deki kadın hareketinin teorisini pratiğe dökme noktasında önemli rol oynadı. Feminizmin teoriden pratiğe geçiş aşamasında Türkiyeli feminist hareketin ilk adımı denilebilecek olan ve Türkiye'nin çeşitli şehirlerinden Feminist kadınların katıldığı toplantıda ilk kez Kadın Kurtuluş Bildirgesi yayınlandı.


Yayınlanan bildirgede şu maddeler yer alıyor;


"- Biz kadınlar cins olarak eziliyoruz ve sömürülüyoruz.


- Erkek egemen toplum ve bu toplumun geliştirdiği bütün baskı aygıtları yani devlet ve himayesindeki aile, hukuk, sağlık, eğitim, bilim, güvenlik kurumları bir egemenliği örgütlüyor.


- Biz kadınlar ev içinde yaşamaya, ev içine ve analığa mahkum doğuyoruz. Ev dışındaysa ancak ucuz ve statüsüz işlerde ücretli çalışabiliyoruz.


- Doğurma hakkımızı ancak evlilik içinde kullanabiliyoruz. Bir kez evlenince doğurmama hakkımız yok. Buna karşılık doğum kontrolünden sadece biz sorumlu tutuluyoruz.


- Resmi tarih, bilimler, sanat ve estetik, din ve dil erkekler tarafından, erkekler için, erkeklere göre üretiliyor. Biz bu alanların öznesi olamıyoruz, bu alanlara girmemiz engelleniyor.


- Kadınlar üzerindeki egemenlik, aşktan şiddete her türlü yöntemle sürdürülüyor. Bu şiddet dayaktan, sarkıntılık, tecavüz ve öldürmeye kadar çeşitli biçimler alıyor.


- Biz feminist kadınlar, kaderimizi biçimlendirme hakkımızı kullanarak bedenimize, kimliğimize, emeğimize, tarihimize ve geleceğimize sahip çıkmak istiyoruz.


- Bedenimize, kimliğimize, emeğimize, tarihimize ve geleceğimize el konuyor.


- Ev içinde ve dışında emeğimize erkekler ve sermaye tarafından el konurken, tek tek kadınlar olarak aile kurumunun içinde ve dışında erkeklerin vesayeti altında tutuluyoruz.


- Cinselliğimiz bizim dışımızda tıp, pornografi, sanat, kitle iletişim araçları, din ve toplum bilimleri tarafından tanımlanıp belirleniyor, bedenimize yabancılaştırılıyoruz.


- Cinselliğimiz evlilikte ve fuhuşta satın alınıyor, evlilik dışında gayrimeşru sayılıyor ve evlilik içinde hapis olunuyor.


- Kadınların baskı altına alınması eğitim eksikliği ve geleneksel toplumun kalıntısı gibi gösterilerek, kurtuluş mücadelemiz engelleniyor.


- Bedenimize, emeğimize, kimliğimize el konuyor. Böylece erkekler bizim sırtımızdan yaşıyorlar, bakılıyorlar, besleniyorlar, bilgi ve sermaye biriktirdiklerinde bunu da bizim sırtımızdan yapıyorlar. Yani toplumun tüm iktidar mekanizmalarını denetliyor, bize tahakküm ediyorlar.


- Bütün kadınları ezilmişliğimizi fark etmeye, ezilmişliğimize karşı tavır almaya, dayanışmaya, örgütlenip çıkarlarımız için mücadele etmeye çağırıyoruz.


(sg/fk/mg)