Komploya karşı Esence duruş
09:15
JINHA
HABER MERKEZİ - PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik gerçekleştirilen 15 Şubat Uluslar arası komploya karşı "Güneşimizi Karartamazsınız" eylemiyle 3 Ağustos 2000 yılında bedenini ateşe veren Özgür Halk Dergisi Urfa Temsilcisi Esen Aslan, hiç tanımadığı insanların geleceği için ölmeyi göze alan kahramanlardan oldu.
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın 15 Şubat 1999'da uluslararası bir komployla Türkiye'ye teslim edilmesinin üzerinden tam 16 yıl geçti. Abdullah Öcalan'ın çağrısıyla sonlanan ve şimdi kitlesel protesto ve siyah giyinme eylemine dönüşen 15 Şubat protestoları yıllarca "Êdî Bese" hamlesiyle "Güneşimizi Karartamazsınız" eylemleriyle onlarca Kürt komploya karşı bedenini ateşe verdi. Dicle ile Fırat'ın akış yönüyle belirlenen Mezopotamya ovasında Kürtler yıllarca ezilmişliğe mahkûm edilirken bunun beraberinde Kürtlerde direniş geleneği de gelişmiş oldu. Tarih sayfalarında belirli hamlelerle direnişin öznesi olan Kürtler direniş geleneğiyle bu gün tüm dünyaya hak mücadelesindeki kararlılığıyla kendini duyurmayı başardı. Tüm bunların yanı sıra Kürtler, tarihten bu yana yok etme politikalarına karşı kendi bedenlerini yok ederek kimlik mücadelesini de bir şekilde yaşattı.
Direnişleriyle adını tarihe kazıyanlar…
Baskı ve sömürüye karşı PKK'nin ilk kuruluş tarihinde isimlerini direnişleriyle tarihe kazıyan Mazlum Doğan, Ferhat Kurtay, Mahmut Zengin, Necmi Öner, Eşref Anyık, Kemal Pir, Mehmet Hayri Durmuş, Akif Yılmaz, Ali Çiçek gibi daha birçok öncü kadronun bedenini ateşe vererek yaşamına son veren eylemlerin ardından bu eylem modeli bu defa kendini PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik geliştirilen uluslararası komployu protesto etme amacıyla tekrar gösterdi. Yüzlerce insan Abdullah Öcalan'a bağlılığını ve komployu boşa çıkarmak amacıyla bedeni ateşe vererek yaşamına son verdi. Peki bunca insan neden kendini yaktı? Neden Abdullah Öcalan'a bağlılıklarını bu şekilde gösterme gereği duydu?
'Bu bir yöntem değil benim etrafımda gelişen olaylardı'
Abdullah Öcalan, İmralı'da yazdığı Özgür İnsan Savunması'nda bu eylemlere ilişkin şöyle der: "İsa çarmıha gerildiğinde etrafındakiler sadece ağlayabildi. Muhammed öldüğünde cesedi üzerinde üç gün iktidar tartışması yapıldı. Lenin öldüğünde kimse kendini öldürmedi. Ama tutuklanmam ve sonra teslim edilmem üzerine Kürt halkının evlatları, oğul ve kızlarının yüzlercesi kendilerini cayır cayır yakarlarken acaba ne demek istiyorlardı? Kendini bomba yapıp patlatanlar neye öfkelendiler? Hangi gerçekler bunu onlara yaptırıyordu? Önünü bizzat almasaydım binlercesi daha hazırdı. Bunlar özgürlük hareketinin bir yöntemi olarak değil, benim etrafımda gelişen olaylardı."
Neden ve nasıl yaşayacağına karar vermeyi bilenlerdendi
Abdullah Öcalan'ın değerlendirmelerinde de açıkça belirtildiği gibi, tarih sayfalarında liderin ardından yeni iktidar çatışması başlarken, komploya karşı bedenini ateş topu yaparak komployu protesto edenlerle beraber bu algı ilk kez yıkılmış oldu. Dicle'nin sessiz yakarışına bedenini ateşe vererek dini bir ritüel yapar gibi küllerini Mezopotamya'nın uçsuz bucaksız topraklarına karışarak özgürlüğe filizlenmek üzere yaşamına son verenlerden biri de neden yaşadığını ve nasıl yaşayacağına karar vermeyi bilenlerden yayın hayatı boyunca ağır baskılara maruz kalan Özgür Halk Dergisi Urfa Temsilcisi Esen Aslan'dır. Esen, 3 Ağustos 2000 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik geliştirilen uluslararası komplo ve Kürt halkına dayatılan imha politikalarına karşı bedenini ateşe vererek hayatta ölümsüzleşmeyi başarmayı bilenlerden oldu.
"Yaşamayı ciddiye alacaksın, yani o derecede, öylesine ki, mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, yahut kocaman gözlüklerin, beyaz gömleğinle bir laboratuvarda insanlar için ölebileceksin, hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, hem de en güzel en gerçek yaşamak olduğunu bildiğin halde…" der Nazım Hikmet. Esen de tıpkı Nazım'ın betimlemelerinde olduğu yaşamı ciddiye alarak, yüzünü hiç görmediği insanlar için ölümü göze alarak çok iyi yaşamayı bildiği yaşam için yaşamına son verdi.
Baskılara rağmen kararlılıkla çalışmalarını yürüttü
Özgür basın çalışanlarına dönük gerçekleşen baskıların yine yoğunlaştığı dönemlerde defalarca gözaltına alınan Esen, tüm baskılara karşı sistemin en çok oyun oynadığı kentlerden biri olan Urfa'da tüm kararlılığıyla çalışmalarını sürdürdü. Özgür Halk Dergisi'nde çalışmayı kendini halka adanmışlık olarak değerlendiren Esen, Urfa'da dergiyi okutmak ve Kürt ulusal bilincini yaşatmak adına çabalamayı ezilen ulusun doğmamış çocuklarına karşı borç bildi. Her ne kadar Abdullah Öcalan tarafından pek olumlu karşılanmayan "Êdî Bese" hamlesiyle gerçekleştirilen "Güneşimizi Karartamazsınız" eylemine 3 Ağustos 2000 yılında bedeni ateşe vererek katılan Esen, böylece ölümsüzler kervanına katılmış oldu…
Esen ardında şu mektubu bıraktı:
"Artık yeter…. Dün Şeyh Sait, Seyit Rıza şahsında korkunç politikalarını yürüten sistem bu gün ise Öcalan üzerinde uyguladığı tecritle kendini yaşatmaya çalışıyor. Biz düşmana yaklaştıkça o bizden bir o kadar kaçıyor, bizden korkuyor. Bizi terörist olarak görüyorlar. Biz barış elini uzattıkça bizden kaçıyor ve bizi mahpuslara tıkıyorlar. Yüzlerce tutsak hala açlık grevinde, her gün içerden bir hasta tutsağın şehadet haberi geliyor. Kürt ulusuna yönelik uygulanan baskıları kınıyor, tüm bunlara ve yaşadıklarımıza karşı eylemimi gerçekleştiriyorum…"
zd/mg)
