Reyhan Yalçındağ: 15 Şubat ihlaller bileşkesidir

09:18

 


JINHA


AMED - 15 Şubat'ın hem siyasi hem de hukuki anlamda bir dönüm noktası ve ihlaller bileşkesi olduğuna dikkat çeken Avukat Reyhan Yalçındağ, "O günden bu güne masanın bir tarafında duran, bütün gayretiyle, bütün çabasıyla bir tek insan dahi yaşamını yitirmeden onurlu bir barışa bu süreç evrilsin diye çaba gösteren bir önderlik durumu söz konusu" dedi.


PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik geliştirilen Uluslar arası komplo 16 yılını geride bıraktı. 17'inci yılına girecek olan komployu ve İmralı yargılama sürecini değerlendiren Avukat Reyhan Yalçındağ, 15 Şubat'ın Kürtlerin tarihinde bir dönüm nokrası olduğunu belirtti. Kürt halkının kaotik yöntemlerle ve imhacı bakış açısıyla örgütsüz ve önderliksiz bırakılmak istendiğine değinen Reyhan, "O dönem aynı zamanda Türkiye'de idam cezasının da kaldırılmadığı süreçlerdi. Zaten göstermelik bir yargılama gerçekleşti" dedi. 15 Şubat'a kadar olan süreçte birçok hukuk kuralının çiğnendiğine dikkat çeken Reyhan, "Daha Suriye'de iken bu hukuksuzluk başlıyor. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in Abdullah Öcalan'a yönelik Suriye'de bombalama ve suikast eylemlerini itiraf eden açıklamaları var. Ve bununla ilgili bir sürü delil de bulunuyor. Buradan Şam'a 9 Ekim sürecinde kimlerin gönderileceği nerelere bombaların ağır silahların yerleştirildiği gibi. Bir bütün olarak başta yaşam hakkı olmak üzere birçok özgürlük alanlarının ihlal edildiği bir süreçti" şeklinde belirtti.


'Sayın Öcalan'a hukuk kurallarının hiçbir uygulanmadı'


Türkiye'ye getirilmeden önceki Avrupa sürecinde de birçok hak ihlalinin yaşandığının altını çizen Reyhan, "Birleşmiş Milletlerin ilgili hukuk mekanizmaları ve insancıl hukuk kaideleri aynı zamanda mültecilik ve sığınma yas statüsünü tanıyan bir sürü sözleşme sahibi. Ama buna rağmen Sayın Öcalan'a bu hukuk kurallarının hiçbiri uygulanmadı. Benzer biçimde birçok hukuk kurallarının ayaklar altına alındığı süreçlerdi" diye belirtti. 15 Şubat şahsında Birleşmiş Milletler mekanizmasının da miladını doldurduğunu ifade eden Reyhan, "'Ulusların kendi kaderinin tayinini savunur' ile başlayan bir sürü sözleşmenin imzacısı Birleşmiş Milletler ancak, söz konusu mazlum halklar, direnen halklar olunca maalesef kendi sözleşmelerini de bir kenara atabiliyorlar" ifadelerinde bulundu.


'Ulusal hukuk çerçevesinde hukuksuzluklar yaşandı'


15 Şubat sonrasında Ulusal Hukuk çerçevesinde hukuksuzlukların yaşanmaya başlandığına dikkat çeken Reyhan, "Türkiye'nin zaten yasal mevzuatı problemlidir. Bir de artı olarak idam cezası söz konusuydu. Uluslar arası hukuk kuralları bir ülkede idam cezası var ise üstelik yargılanan kişi politik bir kişi ise ve idam cezasına çarptırılması söz konusu ise zaten onun mültecilik hakkını birinci dereceden ele almak zorundadır" dedi. Reyhan, bu nedenle Türkiye'den evvel bir sürü dünya devleti bu işe taraf olmuştur. Ezilen halklardan Kürt halından değil ulus devletlerden yana tavır sergilemiştir" şeklinde belirtti.


'Şekilsel bir yargılama olduğunu hepimiz biliyoruz'


İmralı yargılamalarının kendisinin skandallarla dolu bir süreç olduğunu sözlerine ekleyen Reyhan, "Gözaltına alınan insanlara tanınan belirli haklar vardır onlar bile tanınmamıştır. Onu görmeye çalışan avukatların gözaltına alınması, avukatlara erişim hakkından yoksun bırakılması ailesine erişim hakkından yoksun bırakılması ve akabinde duruşma salonunun düzeneğinden tutalım çok hızlı bir şekilde yargılamanın yapılması ve hızlı bir biçimde sonuçlandırılmasına kadar sürecin ne kadar şekilsel bir yargılama olduğunu hepimiz biliyoruz" dedi. Reyhan ayrıca o süreçte başta İHD olmak üzere birçok insan hakları savunucularının çabaları sonucu Türkiye'nin idam cezasını kaldırmak zorunda kaldığına dikkat çekti.


'Kürtlere karşı imhacı inkârcı bir ret siyaseti var'


Devam eden diğer bir sürecin ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvuru süreci olduğuna değinen Reyhan, "O süreçte klasörler dolusu evrakı elimine edip AİHM başvuru formuna dönüştürmek zorunda kaldık.  Çünkü işin içinde Kürt tarihi var. Kürtlere reva görülenler var. Kürtlere karşı imhacı inkârcı bir ret siyaseti var. Tüm bunların özeti bir Kürt özgülük hareketi var ve onun önderliğinin tüm hukuk dışı kurallarla getirilmesi var ve hukuk dışı kurallarla yargılanması var. Sonrasında da bunların kendi hukuk çerçevenizde şu konular ihlal edilmiş şekelinde bir başvurumuz var" şeklinde konuştu. Reyhan, sonrasında Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinin başta kişi güvenliği ve özgürlüğü, adil yargılanma olmak üzere birçok maddesinden dolayı ihlal kararı aldığını sözlerine ekledi.


'Abdullah Öcalan siyasi hedeflerin kurbanı edildi'


Yeniden yargılama ile ilgili olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu'nun insan hakları mahkemesi kararlarını takip eden bir mahkeme olarak Türkiye gibi davrandığına dikkat çeken Reyhan, "AİHM'in ihlal kararı verilen ülkeler tarafından ne kadar takip edildiği ne kadar mevzuata uyarlandığı, ne kadar demokratik ilkelere evirildiği ne kadar o kararın yerine getirildiğini takip etmekle yükümlüdür. Ama 2015 yıllındayız ve hala yeniden yargılama ile alakalı bir karar konulmuş değil ya da bu karar Türkiye'nin önüne 'yoksa siz müeyyideye tabi tutulursunuz bu konseyin üyeliğinde atılmaya kadar gidebilir' niçin hatırlatılmıyor" dedi. Reyhan, bu kapsamda PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın siyasi tüm hedeflerin kurbanı edildiğini ifade etti.


'Sayın Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi en temel hakkı'


15 Şubat'ın hem siyasi hem hukuki anlamda bir dönüm noktası ve ihlaller bileşkesi olduğunun altını çizen Reyhan, "Aynı zamanda bir halkın önderliğinin şahsında halkın tamamına yönelik açılan bir savaştır. O günden bu güne de masanın bir tarafında duran bütün gayretiyle bütün çabasıyla bir tek insan dahi yaşamını yitirmeden onurlu bir barışa bu süreç evrilsin diye çaba gösteren bir önderlik durumu söz konusu" şeklinde ifadelerde bulundu. Öte yandan Abdullah Öcalan'ın hala avukatlarıyla görüştürülme noktasında engellere tabi tutulduğunun altını çizen Reyhan, "AİHM'de devam eden yargılamaları gerekçesiyle dahi olsa Sayın Öcalan'ın avukatlarıyla görüşmesi en temel hakkı. Yıllar geçmesine rağmen bu süreç ile ilgili tek bir açıklama yapılmış değil. Herhangi bir gerekçeyle, yaz kış fark etmez bitmek bilmeyen hava koşulları gerekçesiyle, hukuksal tüm haklarını yok sayan bir engelleme ile karşı karşıya" dedi.


'16 yıl fazlasıyla kaybedilmiş bir süreç'


Bir halkın önderliğine kavuşma özleminin gayet yerinde bir özlem olduğuna dikkat çeken Reyhan, "Mandela örneği var herkesin aklında ancak 16 yıl fazlasıyla kaybedilmiş bir süreç. Türkiye halkları onurlu bir barışa daha çabuk erişebilirdi. Bu nedenle de müzakerenin eşit koşullarda olması için bir an önce koşulların düzeltilmesi gerekiyor" ifadelerine yer verdi.


 


(sg/mg)