KJK'li kadınlar 15 Şubat Komplosu'nu değerlendiriyor (2)
09:07
'DKY'nin Kürdistan'da başlaması komploya cevaptır'
Tamara Asmin/JINHA
BEHDİNAN - 15 Şubat Komplosu'nu değerlendiren KJK Yürütme Koordinasyon Üyesi Esma Semsur, Dünya Kadın Yürüyüşü'nün Kürdistan'da başlamasının büyük anlam içerdiğini belirterek, "Bu her şeyden önce 15 Şubat uluslararası komploya kadın cephesinden verilen cevap ve kadının intikamıdır aynı zamanda. İntikam, özgürlük çizgisinin derinleştirilmesi ve özgürlük mücadelesinin evrenselleştirilmesidir" dedi.
15 Şubat Uluslararası Komplo 16. yılını geride bırakırken, Kürdistan Özgür Kadın Topluluğu (KJK)Yürütme Koordinasyon Üyesi Esma Semsur, 15 Şubat komplosunun Özgür Kadın Hareketi üzerindeki etkilerini ve komploya karşı yürüttükleri mücadele yöntemlerini değerlendirdi.
-15 Şubat Komplosu 17'inci yılına girerken, bu 16 yıllık uluslararası komplo kadın hareketi üzerinde nasıl bir etki yarattı? Kadın Hareketi'nin PKK Lideri Abdullah Öcalan'la bağını nasıl tanımlıyorsunuz?
Uluslararası komplo 17'inci yılına girerken günümüz koşullarında tarihimize eklenmiş olan 16 yıla dönüp bakmak biraz daha mümkün hale geliyor. Özellikle kadın hareketi açısından bu soruyu yanıtlamak o kadar kolay değildir. Özelde komplo sonrası yılların zorlukları vardı. Uluslararası komplo oldukça kapsamlı bir yönelimdi. İdeolojik-politik saldırılar en çok da kadın özgürlük çizgisine yöneltilmiş bir operasyondu. Bunun sonuçlarını biz 2003-2004 yıllarında çarpıcı bir şekilde gördük. Kadın Hareketi oldukça daraltılmaya, iradesi kırılmaya ve parçalanmaya çalışıldı. 2005 Kadın Hareketi'nin çatı örgütlenmesi olarak Koma Jinen Bilind'ın kuruluşu, örgütsel sistem ve mekanizmaların güçlendirilmesi, 2006-2007 ve esasta da 2008 PAJK 8. Kongresi ve en son 9. PAJK Kongresi ile Kadın Özgürlük Hareketi öncülük düzeyinde önemli bir toparlanmayı ve gelişmeyi sağladı. Fakat biz Kadın Hareketi'nin Önderlik gerçekliği ile olan bağlarımızı sadece ideolojik-siyasi veya örgütsel öncülük olarak tanımlayamayız. Önderlik gerçekliği kadın özgürlük hareketi için sadece ideolojik-politik bir önderlikten öte bir hakikattir. Hatta belki de Kadın Hareketi'nin en derinden felsefik, paradigmasal özünün çarpıcı bir şekilde yaşam bulduğu bir bağdır. Kadının dünya, toplum ve çağımız ile özgürlük temelinde ilk buluşması, ilk diyalogu, ilk düşünce ve duygu kıvılcımının oluştuğu bir bağdır diyebiliriz. Diğer bütün kadın-erkek bağlarını ve tanımlarını reddediyoruz. Birey olarak bir kişiden bahsetmiyoruz. Bir nevi yumak haline gelmiş, tarihsel-toplumsal gerçeklik ve bunun özgürlük temelinde yaşamsallaşmasıdır; en yalın haliyle böyle bir hakikattir.
'Önderliğin özgürlüğü kadının özgürlüğüdür'
Önderlik gerçekliği dediğimizde bir ilişki ve yaşam gerçekliğinin vücut bulmasıdır. Bu bağda Kadın Özgürlük Hareketi'nin ruhu kendisini dışa vurmaktadır. Aynı şekilde Önderliğimizin ruhu da kadın özgürlük çizgisinde kendisini dışa vurmaktadır. Özgürlük en fazla bu bağda ifadeye kavuşmaktadır hem Önderliğimiz için hem de kadın için. Bunu salt ideolojik-politik ifadelerle ortaya koyamayız. Zaten özgürlük ve esasta yaşam, ideolojik-politik bir hakikatten fazlasıdır. Toplumsal gerçekliğin en derinden kendisini yapılandırdığı bütün alanlar özellikle metafizik alanlar Önderlik-Kadın bağında yeniden tanıma kavuşuyor, yeşeriyor. Bu nedenle 'Önderliğin özgürlüğü, kadının özgürlüğüdür' diyoruz. Bunu daha fazla tartışmak gerekiyor. Çünkü şimdiye kadar da bu bağ yeterince tanımlanamamıştır. Daha doğrusu canlı, gelişen ve akan bir bağ veya ilişkidir. Hep gelişiyor, derinleşiyor. Nitekim son 16 yılda bu bağ nitelik olarak da derinlik kazandı ve daha özgürleştirici bir gelişim kat etti. Yerinde kalmadı; donmuş ve sadece simge haline gelmiş bir olgu değildir. Gelişim düz çizgisel olmadığına göre, diyalektik açıdan da zayıflatıcı veya geriletici gibi görünen birçok süreçler ve gelişmeler, kendi içerisinde daha ileriye atılmanın zeminini yaratmıştır. Buradan bir bireyin veya küçük bir grubun gelişiminden bahsetmiyoruz. Kadın Hareketi deyince sayısal olarak bir nicelikten veya bir örgüt yapısından bahsetmiyoruz. Bir canlılık, dinamizm veya yaşam olarak ele alıyoruz. Bir organizmadır.
-Komplonun 16 yıl içerisinde PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın esareti, kadın hareketini ne tür zorluklarla karşı karşıya getirdi, bu zorluklarla nasıl bir mücadele yürütüldü?
15 Şubat komplosunun hedefi neydi? Yeni hegemonik bir dünya düzenini başta Ortadoğu'da geliştirmek. Kadın açısından bu yeni hegemonik düzen, daha da derinleştirilmiş ve sıkıştırılmış kölelikle kapitalist modernitenin üçüncü, dördüncü el kopyalanmış kadın modelinin dayatılmasıdır. Bunun ne kadar düşürücü olduğunu anlamak gerekiyor. Bu da olmasa, en karanlık, vahşet düzeyinde kadın kırımlarının ve katliamlarının geliştirilmesidir. Ya benzetme ya da ezme. Nitekim biz bu son 15-16 yıl içerisinde Ortadoğu'da bunu yaşadık. Hala da yaşıyoruz. Benzeştirme politikaları sonuç almadı. Hiç etkili olmadı değil, fakat sonuç almadı. Önderliğe karşı uluslararası komplo sonrası aslında Kadın Özgürlük Hareketi'ne bu her iki politikanın da içiçe geçirilmiş hali çok şiddetli bir şekilde dayatıldı. Bunu sistemsel olarak belirtiyorum. Bir bütünen erkek egemenlikli zihniyet ve yapıyı kastediyorum. Sadece devletler veya uluslararası hegemonik güçler ve odaklar değil. Aslında kapitalist modernite erkek egemenlikli anlayış ve zihniyet yapılarıyla kadın özgürlük çizgisine karşı operasyonlar gerçekleştirdi. Kadın Hareketi bu düzeyde saldırıları karşılayacak ve özgürlük temelinde karşı politika ve duruş geliştirecek bir öz gelişimi sağlamamıştı. En büyük güç ve özgürlük kaynağı Önderliğiydi. Kadın Hareketi güçsüz değildi, fakat henüz yeni politikleşmeye adım atıyordu. Ordulaşması ve özgürlük temelinde irade ve iddia, kısacası mücadele kökleri çok güçlü atılmıştı. Ancak bunlar henüz toplumsal-siyasal-etik-estetik ifadelere kavuşmamıştı. Bunun felsefik, örgütsel-siyasal, yönetimsel ve yöntemsel sorunları, iddia, öncülük ve toplumsal bilinç alt yapısı zayıftı. Çok büyük bir irade, inat, direnç ve mücadele güç birikimi vardı. Savaşma gücü vardı. Fakat özgürlük mücadelesi kadın için sadece irade, inat ve dirençle gelişmiyor.
'İlk defa bu kadar derin acılar ve öfkeler yaşadık'
Bu açıdan 15 Şubat komplosu sonrası Kadın Özgürlük Hareketi açısından zor bir süreçti. Bu sürecin duygusal ve ruhsal boyutta yarattıkları hiçbir şekilde anlatılmış değil. Hala da tam olarak ifadeye kavuşmuş değil. Bunun kelimeleri bulunmuş değil, kadın için bunun müziği, şiiri veya sanatsal-edebi anlatımı yapılmış değil. Sınırsız bir öfke, acı, zamanın donması, gece-gündüz, sıcak-soğuk, karanlık-aydınlık gibi temel yaşamsal ikilemlerin adeta ortadan kalkması, evrenle bizi bağlayan bütün yaşamsal bağların birden kopuşu; yağmur mu yağıyor, kar-kış mı, fırtına mı, yoksa yakıcı bir sıcaklık mı, yoksa don mu, bunu ayırt edememe durumu; nasıl anlayacağız ve anlatacağız? Duygularda ve ruhsal anlamda çok büyük bir derinliğe inildi. Kadın özgürlük ruhundaki ve arayışındaki o yüzeyselliğin çok çetrefilli ve zor bir şekilde aşılmaya uğradığı bir dönemeçti. O süreçte henüz karşılayabilecek bir donanım olmasa da, mücadelenin derinliklerini ve gerçekliğini hissetmek-görmek açısından tam bir çakılma durumuydu. Tarihimizde ve mücadele yaşamımızda ilk defa bu kadar derin tanımlayamadığımız acılar, öfkeler yaşadık. Çok derindi ve çok ağırdı, hala üzerine konuşamıyoruz bile. Çarpıcı, öldürücü karanlık kadar, zorluklarla yüklü bir aydınlığın ve çıkışın da dönemeciydi.
'Önderliğimizin çabası ile öncü kadın gücü yaratıldı'
Önderliğimizin daha sonra hep uçak metaforu ve çakılma örneği 15 Şubat komplosu sonrası için mükemmel bir tanımlamadır. O güne kadar Önderliğimizin yoğun emeği ve çabası ile öncü bir kadın gücü yaratıldı. Bununla birlikte içteki gerici erkek egemenliği karşısında Önderliğimizin tedbirleri vardı. Önderliğimizin en büyük mücadelesi içimizdeki erkek egemenlikli gericiliğin, kadına cinsiyetçi ve egemenlikli yaklaşımları karşısındaydı. Aynı zamanda kadın gelenekselliği ve gericiliği karşısındaydı. Her ikisini de frenliyordu. Henüz kendi mecrasında akan, değişim ve çözüm gücüne sahip bir mücadele diyalektiği güçlü bir şekilde gelişmemişti. Dolayısıyla Önderliğimizin mücadelesi Kadın Özgürlük Hareketi için bir gelişim zeminini oluşturdu. Komplo sonrası geri erkek egemenliği ve kadın gericiliği bu zemini zayıflatmak istedi, hatta bundan intikam almak istedi. Bu intikamın en fazla yöneltildiği hedef kadındır ve kadın özgürlük iradesidir. Özgürlük çizgimize karşı çok büyük saldırılar gelişti. Kadın Özgürlük Hareketi kendi içine çekilme, küsme, protesto ve aslında bir savunma pozisyonuna girdi. Çok yoğun bir mücadele süreci yaşandı. Bu mücadele içerisinde özgürlük çizgimiz, bunun politik mücadele ve örgüt anlayış ve yöntemleri gelişim gösterdi, yine toplumsallık kazanan boyutları daha fazla açığa çıktı. Tüm bu süreçler esasta Önderliğimizin özenle ve büyük emekle geliştirdiği kadın gerçekliğine dayanıyordu.
-Uluslararası komploya karşı verilen mücadelede Kadın Hareketi nasıl bir gelişim sergiledi, ne tür kazanımlar yarattı?
Gelinen aşamada kadın özgürlük hareketi önemli bir mücadele gücünü ve dinamizmini yarattı. Kapsamlı bir politikleşme durumunu yakaladı, örgütsel bütünlük kadar, örgüt yaratma gücünü açığa çıkardı ve bunu hem toplumsallaşma hem de evrenselleşme potansiyeline dönüştürdü. İdeolojik olarak Özgürlük Hareketi'nin çekirdek gücüdür. Siyasal ve askeri olarak da kapsamlı bir etki gücüne ulaştı. Sara, Rojbin ve Ronahi yoldaşların Paris'te böylesine vahşi bir şekilde katledilmesi aslında Önderliğimize karşı gelişen bu Kadın Özgürlük çizgisine ve Sara yoldaş şahsında kadının özgürlük tarihine yöneltilmiş bir intikam operasyonuydu. Uluslararası komplonun kadın ayağından devamı ve yoğunlaştırılmasıydı. Bunun sonuçları tersinden Kadın Özgürlük Hareketi'nin daha fazla evrensellik kazanması ve kadın özgürlük duruşunun evrensel bir kadın devrim dalgasına yol açması oldu.
'DKY'nin Kürdistan'da yapılması büyük anlam içermektedir'
Bütün dünya kadınları bu katliamı lanetledi ve yüzleri Kürdistan'daki kadın özgürlük deneyimine çevrildi. Özellikle son Kobanê direnişi, tam bir kadın direnişiydi, kadının yurtseverlik ve özgürlük duruşunun zirveye taşırılmasıydı. Kesinlikle kadın özgürlük çıtasını Ortadoğu'da ve dünyada yükseltti. Yeni bir devrim dalgasını yarattı. Bu yükselişin özellikle örgütsel sistem kazanma ve evrenselleşme anlamında daha da gelişeceği görülmektedir. En son Dünya Kadın Yürüyüşü'nün Kürdistan'da başlatılması ve Paris'te katledilen Saraların, Rojbin ve Ronahilerin anısına atfedilerek onlar şahsında Kobanê-Şengal direnişini merkez alarak 8. Mart startının Kürdistan'da verilmesi bu bağlamda oldukça büyük anlam içermektedir. Büyük bir heyecan, coşku ile dünya kadınları ile buluşmanın ve ortak mücadelenin sevincini yaşıyoruz. Bu her şeyden önce 15 Şubat uluslararası komploya kadın cephesinden verilen cevap ve kadının intikamıdır aynı zamanda. İntikam, özgürlük çizgisinin derinleştirilmesi ve özgürlük mücadelesinin evrenselleştirilmesidir.
-PKK Lideri Abdullah Öcalan, Özgür Kadın Projesi'ni yarım kalan projesi olarak nitelendirdi. Kadın Özgürlük Hareketi olarak bu yarım kalan projeyi hangi boyutlarıyla tamamlamaya çalıştınız, komployu hangi boyutlarıyla kadın hareketi olarak boşa çıkardınız?
Önderliğimizin 'yarım kalan projem' olarak tanımladığı kuşkusuz demokratik-ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigma doğrultusunda kadın eksenli bir özgür yaşam projesidir. Önderliğin bu kadar hedeflenmesinin temel kaynağı Kadın özgürlüğü eksenli toplumsal inşa perspektifi ve mücadelesidir. Bununla Önderlik, devrimci-sosyalist ve kadın özgürlükçü mücadeleyi kapitalist modernitenin kaynağına yöneltti. Mücadeleyi derinleştirdiği kadar, aynı zamanda toplumsallaştırdı. Yeni bir kültür, yeni bir modernite, bilinç ve yaşam tarzını ortaya çıkardı. En radikal yönü kadın eksenli alternatif yaşam ve özgür toplum inşasıdır. Toplum-doğa ilişkisinin kadın ekseninde yeniden doğru tanımlanması ve yeniden inşasıdır bu. Diğer bütün devrimci-sosyalist deneyimler hepsi kapitalist sisteme, bütün karşıtlıkları ile birlikte, entegre olmaktan kendisini kurtaramadı. Bundaki temel sorun, kadının özgürlük sorununa bir ek gibi bakmalarındandı. Kadın özgürlük sorunu kadının sorunuymuş gibi, salt eşitlik sorunuymuş gibi ele almalarındandır. Oysa kadın özgürlüğü, bütün özgürlüklerin anasıdır. Bütün özgürlük sorunlarının ve çözümlerinin temel ölçütüdür.
'Önderliğimize karşı her zaman bir akış bir bağ oldu'
Önderliğimizin 1998 uluslararası komplodan kısa bir süre önce geliştirdiği Kadın Kurtuluş İdeolojisi, bu çerçevede İmralı'da derinleştirdiği, rafine ederek paradigmasal bir sisteme kavuşturduğu temel özgürlük çizgisiydi. Önderliğimizin savunmaları özellikle kadın hareketinin gelişiminde, ideolojik ve toplumsal bilinç donanımında, mücadele yöntemlerinde ve zihniyet yapısında önemli bir akış kazandı. Kadın özgürlük hareketinde önemli bir güç birikimine yol açtı. Temel mücadele perspektifini ortaya koydu. Bu anlamda aslında Önderlikle kadın hareketi arasında, Önderliğimize karşı derin tecridin uygulandığı süreçler de dâhil, her zaman bir akış ve bağ oldu. Hatta tecridin en yoğun bir şekilde uygulandığı zaman dilimlerinde Kadın Özgürlük Hareketi daha yoğun bir şekilde yeni paradigmayı içselleştirdi. Uluslararası komploya nasıl cevap verileceği ve nasıl boşa çıkarılacağı giderek daha netleştiği ve donanım kazandığımız yıllar oldu.
Yarım kalan proje
Bu süreç daha hızlı ve daha derinlikli olabilirdi. Özellikle kadın özgürlük çizgisinde öz güç ve öncülük misyonunu açığa çıkarma noktasında daha hızlı bir şekilde gelişim rotasına girebilirdi. Yine paradigma doğrultusunda daha fazla inşa gücüne ulaşma olabilirdi. Bu gibi konularda zamanında ve etkili sonuç alıcı, daha çarpıcı çalışmalar yürütülebilirdi. Örneğin Erkeği Dönüştürme Projesi kendiliğinden gelişebilecek bir proje değildir. Erkek gericiliği ile mücadele olsa bile, bunu dönüştürme ve özgürlük çizgisinde özgür erkek tanımlarına ve duruşlarına zemin oluşturacak mekanizmalar ve çalışmalar yetersiz kalmıştır. Kadın özgürlük mücadelesi kuşkusuz bir özgür yaşam projesidir. Burada erkeğin özgürlük çizgisinde gelişimi ve yaşanabilir, demokratik kültür ve moderniteyi içselleştirebilir hale gelmesinde kadının öncülük misyonu vardır. Kadın köleliğinin sadece çözümlenmesi ve ona karşı mücadele, kadın özgürlüğünün gelişimi için yeterli olmamaktadır. Bir de özgür kadının toplumsallığın bütün alanlarında çok etkili bir şekilde ifadeye kavuşması, kendisini öz-biçim itibariyle inşa etmesi; etik-estetik ölçülerde özgür yaşam kaynağı haline gelmesi yaşamsaldır. İşte bu noktalarda Önderliğimizin yarım kalan projesi cevabını veya karşılığını tam bulamamıştır.
-Komplonun 17. yılında Kadın Özgürlük Hareketi nasıl bir mücadele çizgisini esas alacak? Bu anlamda önünüze koyduğunuz hedefler nelerdir?
Kadın Özgürlük Hareketi'nin bu çerçevedeki tartışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Özellikle toplumsal inşa, kadının her alanda özgür ifadeye ve yapılanmaya kavuşması temel mücadele ve yoğunlaşma alanlarıdır. KJK sistemi aslında bunun beden kazanması olacaktır. Her alanda kadın iradesinin ve örgütlülüğünün kendi öz yönetimini ve özgür yaşam ölçülerini oluşturması ve bunu bir toplumsal sözleşmeye doğru geliştirmesi, Kadın Özgürlük Hareketi'nin de temel gündemleri olmaktadır. 8 boyutta demokratik ulus inşasının bütün çalışmaları giderek ete-kemiğe bürünmektedir. Kadının özgürlük projesi bu inşa içerisinde vücut bulacaktır. Demokratik ulus perspektifi kadın açısından bir toplumsal inşa süreci olmaktadır. Kadın özgürlüğünün bu proje içerisinde ne kadar karşılık bulacağı, kadının kendi öz örgütlülük, öz yönetim ve özgür yaşam düzeyinde belli olacaktır. Bunun bütün boyutlarda daha somutlaştırılarak, derinleştirilerek bir dinamiğe kavuşturulması özellikle Jineoloji ile daha ivme kazanacaktır. Kadın köleliğinin çözümlenmesi kadar, bir de kadın özgürlük perspektifinin ve bunun toplumsal-bilimsel ifadesinin geliştirilmesi bu anlamda oldukça stratejik olmaktadır. Ve her geçen gün Jineoloji'nin görevleri ve misyonu daha fazla anlam ve netlik kazanmaktadır. Kadının aydınlanması kadar, ekonomi perspektifi, ekoloji perspektifi, etik-estetik perspektifi gibi yaşam kurucu vasıfların gelişmesi gerekiyor. Pratik-politik sorunlar ve inşa perspektifi böylesine bir toplum-bilimsel öncülüğü ve donanımı zorunlu kılmaktadır. Bu çerçevede çalışmalar vardır. Bu konuda çok ciddi bir uyanış ve aktif bir kadın potansiyeli her dört parçada gelişmiş durumdadır. Önümüzdeki süreçte bu potansiyelin daha aktif ve özellikle kurucu bir niteliğe dönüşmesi lazım.
(BİTTİ)
(mg)

