'Tarihin en büyük yalanları İmralı'da deşifre edildi'

09:01

 


Dicle Arya/JINHA


BEHDİNAN - 15 Şubat Uluslararası komplosu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan PAJK Meclis Üyesi Roni Eylem, tarihin en büyük yalanlarının İmralı'da deşifre edildiğini belirterek, "Önderliğimiz halkların ellerini kavuşturma, kardeşliği barışı sağlama uğruna, İmralı'da emsalsiz bir direniş sergilemiştir. Bu direnişin öncülüğünde, genç bedenlerin alevleriyle, yediden yetmişe halkımızın sergilediği büyük direnişle, mücadelemizin büyük sahip çıkışıyla bu hunhar saldırı boşa çıkarılmıştır" dedi.


15 Şubat 1999 yılında PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik uluslar arası bir komplo geliştirildi. "Kürt Sorununda Demokratik Çözüm" perspektiflerini geliştiren ve tüm Ortadoğu halklarına kalıcı bir barış getirmek için uğraşan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 16 yıldır İmralı Cezaevi'nde bulunuyor. Kürdistan Özgür Kadın Partisi (PAJK) Meclis Üyesi Roni Eylem, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan uluslararası komplonun 17. yıldönümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Komploculuğun devletçi uygarlığın en temel özelliği olduğunu, sınıflı uygarlık varoluşunu ve devamlılığını bu karakteristik özelliğine dayanarak, yaşadığını ve yaşattığını belirten Roni, sınıflı toplumun bu lanetli olgusunun sömürü ve iktidarla bağının çok somut anlaşılması gerektiğini dile getirdi.


'Komploculuk eril geni taşır'


Roni, komplo özelliklerini eski dönemlere dayandırarak şunları söyledi: "Komplo kötü niyetten veya tanrıların insanları sevmemesinden kaynaklanmamaktadır. Kötü ahlaklı insanların bir oyunu da değildir. Etle tırnak kadar sömürü toplumunun yapısına bağlı bir iktidar mekanizmasıdır. İktidarın görünen yüzü değil, görünmeyen yüzü daha önemlidir. Gerçek iktidar halktan, toplumdan gizlenmiş yüzde oynanır. Bu oyunun adı ise çoğunlukla komploculuktur. Yani iktidarcı sistemin aysbergi bağrında taşıdığı komploculuktur. Komploculuk bin bir maskeyle o kadar örtülü hale getirilmiştir ki, gerçeğin kendisi sanılır. Komploculuğu, toplumun gücünü ele geçirme, toplumsal emeği sömürme oyunları olarak, tanımlamak da mümkündür. İktidarın bu görünmeyen yüzünün mayası, elbette erkek egemenlikli zihniyettir. Dolayısıyla komploculuk eril geni taşır."


'Mücadele gerekçesine dönüştürülmeli'


Roni, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a karşı gerçekleştirilen uluslararası komplonun tarihsel arka planını, sistemin yapısal, özsel karakteriyle bağını bir nebze olsun gözler önüne sermek istediklerini, bu komplonun içeriğini tekrar tekrar irdeleme, dehşetini sürekli hafızalarda canlı tutmak ve bunu dinmeyen bir öfkeye, bir mücadele gerekçesine dönüştürmek gerektiğini söyledi. Roni, Güneş'in yörüngesinde olmanın, sadece komployu lanetlemenin olmadığını, komplonun tarihsel, sistemsel, toplumsal, felsefik yönlerini bilince çıkarmak, bu yok etmeye yeminli çemberin korkunçluğunu her an ruhta, yürekte hissetmek gerektiğini dile getirdi.


'Bir savaşın eşiğinden dönüldü'


Abdullah Öcalan'ın teslim ediliş biçimi ve bunda rol oynayanların niyetinin terörün sona ermesi ve çözüm olmayıp bir yüzyıl daha sürecek anlaşmazlığın temelinin derinleşmek olduğunu söyleyen Roni, tipik bir İsrail-Filistin ikilemi yaratılmak istendiğini dile getirdi. Eylem, "Nasıl ki yüzyıllardır bu ikilem Ortadoğu'da Batı hegemonyasına hizmet etmişse, ondan çok daha boyutlu olan Kürt-Türk ikilemi de en az bir yüz yıl daha batının hegemonik hesaplarına hizmet edecekti. Batı tarafından tezgâhlanan, oluşturulan her türlü suni ikilem-etnik ve mezhepsel çatışmalar gibi Ortadoğu'yu kana ve kaosa bulandırmıştır. Komplo, Önderliğimiz şahsında sadece Kürtlere değil, Türklere de yapılmıştı. Kürtlerden daha çok Türklere yapıldığını kavratabilmek en önemli sorundu" dedi. Türk devletinin kendisini başarı şehvetine kaptırması her türlü körlüğe kapı aralandığını belirten Roni, linç kültürüyle terörize edilen, provakatif ortamın Abdullah Öcalan'ın büyük sağduyu, öngörü ve barışçıl demokratik duruşuyla boşa çıkarıldığını dile getirdi. Roni, her iki halkın tarihsel ortak, yaşama kültürüne dayalı geliştirilen duruş sayesinde Kürt halkının öfkesini kontrol altında tuttuğunu, korkunç sonuçlara yol açacak bir iç savaşın eşiğinden dönüldüğünü belirtti.


'İmralı'da emsalsiz bir direniş sergilenmiştir'


Bu komployla PKK Lideri şahsında özgürlük hareketinin bitirilmesinin hedeflendiğini söyleyen Roni, PKK Lideri Abdullah Öcalan'dan arındırılmış bir Kürt hareketinin arandığını, başsız bırakılan gövdenin dağılması, tarumar olmasının planlandığını ifade etti. Komployu yapanların nice öncü kahramanın katili olduğunu belirten Roni, "Özgürlük yürüyüşlerinin en önde yürüyenlerini kurşunlayarak, onların ölümsüzleşen bedenleri üzerinde yaşamak, en büyük marifetleridir. Ya öldürmeyi seçerler ya da etkilerin kırmak için ölümlerini zamana yayıp, çürütmeyi esas alırlar. İkisi de Önder Apo'nun muhteşem direnişi karşısında yenilgiye uğradı. Aslında her şey Güneşimizin ölümüne göre ayarlanmıştı. Ağırlıklı olarak fiziki, bu olmazsa anlam itibariyle yok edilmesi hedefti.  Komplo o kadar derin ve bilinmezlerle doluydu ki, bunu yırtmak gerçekten mucize değerinde çok ileri bir insanlık çıkışını gerektiriyordu. Tüm dünyanın karşı taraf durumuna düşürüldüğü, en yakın dost ve yoldaşların bile hâkim inançlarına ve moral değerlerine göre 'şerefli bir ölüm'den başka bir şey beklemedikleri bir acımasızlık kaderine göre düzenlenmişti. Asrın mantığı buydu. Dostun da, düşmanın da mantığı buydu. Duygu ve inançların donduğu nokta da burasıydı. Önderliğimiz halkların ellerini kavuşturma, kardeşliği barışı sağlama uğruna, İmralı'da emsalsiz bir direniş sergilemiştir. Bu direnişin öncülüğünde, genç bedenlerin alevleriyle, yediden yetmişe halkımızın sergilediği büyük direnişle, mücadelemizin büyük sahip çıkışıyla bu hunhar saldırı boşa çıkarılmıştır" değerlendirmelerde bulundu.


'Direnişin anatomisi yeniden yazıldı'


Büyük komploların büyük dönüşümleri de beraberinde getirdiğini belirten Roni, şunları belirtti: "Önder Apo, sadece komployu boşa çıkarmadı, yeni bir paradigmanın doğuşuna da öncülük etti. Devletçi iktidarcı paradigmadan, demokratik ekolojik kadın özgürlüğüne dayalı toplumcu bir paradigmaya ve sistem inşasına doğru yol aldı. Komplo umudun zerresini bırakmayan cinsten olduğu halde, Başkan Apo İmralı'yı mükemmel bir okul haline getirdi. Modernist, devletçi, iktidarcı, cinsiyetçi paradigmanın iflası bu okulda gerçekleşti. İmralı'da her şey gerçek anlamına, özüne kavuştu. Çünkü anlam özünden uzaklaşmış, başkalaşmıştı. En büyük yabancılaşma zihniyet dünyasında yaşanıyordu. Tarih, toplum, felsefe, doğa, yaşam ve toplumsal yaşama dair her şey anadiline kavuştu." Roni, İmralı'nın kesinlikle büyük bir zihniyet patlamasına tanıklık ettiğini, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın yaşadığı yoğunlaşmayla insanlık için adeta bir fikir yağmuru haline geldiğinin altını çizdi.


'En büyük yalanları İmralı'da deşifre edildi'


Kirlenen yüreklerin, pas tutmuş beyinlerin, alışılarak, kabullenilen yaşamların hepsinin bu yağmurla yıkanmayı yaşadığını, anlamın tılsımına, özüne ulaştıkça ruhların canlandığını, hayatın yeniden anlamına kavuştuğunu ifade eden Roni, sözlerine şu şekilde devam etti: "Rahiplerin, tanrıların, imparatorların, kapitallerin, iktidar sarhoşlarının maskeleri düştükçe, özgürlük nefes alır hale geldi. Tarihin en büyük yalanları İmralı'da deşifre edildi. Devletsiz, iktidarsız yaşamın olamayacağına bin yıllardır toplum ikna edilmişti. Yalan olan, doğru, gerçek diye yaşanıyordu. Bu bir kaderdi, hükmünü icra edecekti. Kadere başkaldıranlar zaten tarih boyunca kadersizliğe mahkûm edilmişlerdi. Ya aslanlara yedirileceklerdi ya derileri yüzülecekti ya yakılacaklardı ya giyotinden geçirilecekti ya da zindanlarda çürümeye terk edileceklerdi. Direnişin anatomisi kölenin efendiye karşı başkaldırısıyla başlamıyordu. Bu kutuplaşmadan önce bin yıllarca insan eşit, komünal, demokratik, sınıfsız, doğal otoriteye dayalı öz yönetim anlayışıyla yaşamıştı. Özgürlükçü yaşam ulaşılmak istenen uğrunda mücadele edilen değildi, yaşamın kendisiydi."


'Kadını toplumsal inşanın öznesi haline getirdi'


Abdullah Öcalan'ın iktidar, tahakküm altında inim inim inleyen, anlamsızlaştırılan, kimliksizleştirilen, nesneleştiren toplumu, hakikatiyle, canlılığıyla, ahlaki ve politik karakteriyle buluşturarak, yeniden devrimci dinamik kazandığını dile getiren Roni, "Toplum üzerinde uygulanan çoban-sürü diyalektiğinin yerine toplumsal aklı, özyönetime, öz yeterliliğe dayalı demokratik kuruluş ve toplumcu öncülüğü açığa çıkardı. Kadını toplumsal inşanın öznesi haline getirdi. Siyasetin, yönetimin hayata dair her şeyin rengini, sesini işlevini kadınlaştırdı. Bu sadece kadının aktifleştirilmesi değildi. Toplumun kadının zekâsıyla, duygusuyla, elleriyle örülmesi, inşa edilmesiydi" dedi.


'Metalaşan, maddileşen dünyaya karşı maneviyatın yükselişi'


İmralı akademisinin insanlığın anlam, ruh, arayış anlamında büyük çöküşler yaşadığı bu renksiz, sözsüz, donuk çağda büyük bir umut ve ışık kaynağı olduğunu, her şeyin metalaştırıldığı, maddileşen, dünyaya karşı maneviyatın, duygusal zekadan kopuk, salt analitik zekayla tam bir sapma halini yaşayan bilimciliğin ise felsefeyle, ahlakla, vicdanla buluştuğunu değerlendiren Roni, Abdullah Öcalan'ın bilimi kuantumik dünyayla yeniden yorumladığını, pozitivizmden kopartıp, bütünselliğe kavuştuğunu kaydetti. Abdullah Öcalan'ın bilimi felsefeyle, tarihi sosyolojiyle, hepsini toplumculukla harmanladığını, yine sosyalizmin devletçi paradigmadan kurtarılıp ekolojikleştirildiğini, demokratikleştirilmiş, toplumsal kurtuluş ve özgürlüğün kadın özgürlüğüne indirgenerek, gerçek kökleriyle buluştuğuna vurgu yapan Roni, egemen sınıfların elinde bir demagojiye, kapitalist modernitenin kendine topluma yedirme oyunu için adeta bir süse, sosa dönüştürülen demokrasinin gerçek anlamına kavuştuğunu söyledi.


'İmralı'da her kavram özüyle, ruhuyla buluştu'


"Kısacası İmralı akademisin de her şey her kavram özüyle ruhuyla buluştu. Dahası erkek egemenlikli zihniyetle tanımlanan her şey baş aşağı edildi. Ekonomi tekelcilikten, baba yasalarından ayrıştırıldı. Kadın yasalarıyla komünal işbölümleriyle buluşturuldu. Politika çok yüzlülükten azat edildi. Toplumun yapım işleri, özgürlüğün inşası olarak tanımlanarak, bir avuç elitin elinden alınarak, toplumsallaştırıldı. Ahlak hukukun önüne geçirildi. Toplumun gerçek vicdanı, birleştirici öğesi, çimentosu olarak vücut buldu. Bu yenilikleri daha fazla sıralayabiliriz. Burada anlatılmak istenen yanlış hayatların neden doğru yaşanmadığına dair aranan cevaplardır. Yaşamın özgürce yaşanılması zihniyetlerin doğru örülüşüyle bağlantılıdır. İşte Başkan Apo İmralı'da toplumu, insanı tahakküm altına alan, karıncalaştıran tüm tuzaklardan kurtarmış, köleleştirilen şifreleri kırmıştır. İktidarın mikro makro tüm hallerini çözümleyerek, iktidar dışı olanın sade, güzel, doğru, insanca olduğu gerçeğine erişmenin, mutluluğuyla insanlığı tanıştırmıştır" diyen Roni, en zor koşullarda, ölüm çukurunda bile taşta yeşeren çiçek misalinin nasıl yaşanılacağını ve alternatif üretileceğini dosta düşmana gösterdiğini sözlerine ekledi.


'Onlar sadece Kürtler için savaşmıyorlar'


Abdullah Öcalan'ın İmralı'yı bir siyaset akademisine dönüştürerek, farkındalığını yaratma üzerinden üçüncü bir ses olmayı başardığını, muhatap olduğunu kanıtladığını ifade eden Roni, son olarak sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bize düşen yetersiz yoldaşlığımızı aşarak bu büyük yükselişe layık olmaktır. Güneşimiz karartılamadı, doğudan yükselen Güneş tüm İnsanlığa ışık oldu. Bu ışığı ruhlarımıza damıtarak, güzelleşmeyi, güzelleştirmeyi yakalayarak, zamanın ruhuyla birlikte yaşamaya varsanız ne duruyorsunuz, uçsanıza… Bu yükseliş Kobane'de, Şengal'de büyük bir direniş abidesine dönüşerek, dünyalaştı, insanlığa mal oldu. Nitekim insanlıkta direnenleri öyle tanımladı. Onlar sadece Kürtler için savaşmıyorlar, karanlığa ve faşizme karşı bütün insanlık için savaşıyorlar. Komployu, direnen Apocu ruh kırdı. Bu direniş ki, dünün 'terörist' diye nitelendirilenleri insanlığın kahramanlarına dönüştürdü. Bu direniş ki, yok edilmeye mahkûm edilmiş bir halkın etrafındaki ölüm çemberini yerle bir etti. Ağza bile alınmayan bir halk bütün dünya halklarına emsal oldu. Eğer bir halk özgürlüğüne aşkla bağlanmışsa onu hiçbir lanetli komplo yok edemez."


(mg)